Minicik yavrumdun kucağıma ilk verdiklerinde. Ben de çocuktum zaten. Oyuncak bebeğim olmamıştı çok fazla, sen bana hediye gelmiştin sanki.

Işıktın, candın, arkadaştın, limandın. Ne çok anlamın vardı benim için.
Büyüyecektik  birlikte.

Garip bir duyguydu! Ne olduğunu bilmediğim bir kıpırtıydın içimde.
Yaşam sevinciymişsin, yaşamamın amacıymışsın meğer
Gülüyorduk birlikte, ağlıyorduk birlikte…..

Sen ıngaaa diyordun, ben ise anneee diye ağlıyordum…. Benziyorduk birbirimize.

Yaşam her zaman gülümseyerek  karşılamadı bizi. Üç yıl kadar ayrıldık istemeden fakat kopmadık birbirimizden. Bu süreçte öğrendik bağımlı olmadan, bağlı kalınabileceğini.

Bilmiyordum anneliği, kendime uygun bir annelik yaratmıştım. Yaratıcılığı bana sen öğrettin canım oğlum.

Duygularını öyle saf, öyle içten paylaşıyordun ki benimle, ben de senin ve benim ortak duygularımızı buluyordum. Bilmeden bahçevan da yapmıştın beni. Ne güzel!!!!

Sen su istiyordun, ben bakıyordum ki toprağın kuruyor, hemen suyunu veriyordum. Seçimlerinin tamamı sana ait oldu. Güveniyorduk birbirimize hem de sıkı arkadaş olmuştuk.

Arada bir yaptığımız kavgalar bile tadında ve gülümseyerek bitiyor hala….

Büyüdüğünü bana anlatmak zorunda kalmadın hiç. Davranışların belli ediyordu zaten adam olduğunu. Sanki her yıl iki yaş birden ilerliyordun. Ne çok şeydin sen. Öğretmenimdin benim, karşısında saygıyla durabildiğim.

Artık ayrılma zamanı gelmiş yavrum.
Geçen gün gözlerinde gördüm aşkı…
Bana sorarlarsa bir gün mutluluğun tarifini, ‘’Seçimlerini yaşayan insanların gözlerindeki ışıltıdır’’ diyebilirim.

Gözlerinde, ışıltıyla birlikte, soran bir bakış ta vardı sanki ya da tamamen annelik durumu işte :)))

Yine de sana cevabımı söylüyorum:

Yaşı başı bırak
Mutlu musun sen ondan haber ver
Yüreğinin sesi ne diyorsa sana
Sen o sese kulak ver

Sonuca değil yavrum
Sürece izin ver
Sen mutlu ol ki
Yanında yürüyene mutluluk ver

Sana teşekkür ederim annen olarak beni seçtiğin için

Sevgiyle ve sevgilinle
Canımdasın daima