Anneme, Tüm Annelere ve Bedirhan Gökçe’ye

Çok şükür bir yanım acımıyor Anne! Çok şükür varlığın hala güç veriyor bize.
Zaman, zaman yanında olsam da, çoğunlukla bu anlamlı günde yanında olamıyorum.
Hayat işte Anne! Çalışmayı, mücadele etmeyi, ayakta kalmayı gerektiriyor.

Şimdilik bizim çocuklarımız anneleri ile kutluyor bugünü.
Anne sıcaklığını yakından hissediyorlar, hasret yüreklerini kor gibi yakmıyor.
Belki daha sonra, onlar da bizim gibi, nice başkaları gibi,
Uzun ince hayat yolunda uzaktan kutlama yapacaklar.

Biliyorum, hala ben senin en küçük çocuğunum. Hiç büyümedim Anne!  
İki çocuk sahibi çocuğunum, hala kanatlarının altına almaya çalıştığın.

Tandır başında sıcak bazlama ile peynir yemeyi özledim Anne! Yanında yayık ayranı ya da taze süt.
Yemek seçtiğim anlarda iki köy yumurtası kırardın tereyağlı, bazen patates kızartması.
Zamane çocukları fast food, cips yiyip, kola içiyorlar Anne! Biz öyle miydik ya? Başkaca içecek bilmezdik.

Beni aramanı özledim. Ders çalışmam için beni arardın Anne! Ben kaçardım, sen peşime düşerdin hafiye gibi.
Sokak, sokak, bahçe, bahçe beni arardın,bazen buğday tarlalarına saklanırdık.
En sonunda kolumdan tutup derse oturturdun, ben ders kitaplarının arasında çizgi roman okurdum.

Çok şükür, çocukken gülmeyi, büyüyünce ağlamayı öğrendim.

Ya Filistinli çocuklar Anne, Onların sade sol yanları değil her tarafları acıyor Anne,
Bazen dipçik, bazen kurşun  yemekten. Dipçik süründürüyor, kurşun öldürüyor Anne.
Annelerini kaybediyorlar, sol yanları mütemadiyen ağrıyor.
Ağrılarını dindirecek çare bulunmuyor, çünkü insanlık doymuyor Anne.
Dünya’ya geldikleri andaki feryatları hala devam ediyor! Savaş onların en büyük oyunu Anne!
Irak’lı çocuklar da onlar gibi Anne! Öz yurtlarında parya, öz vatanlarında garip.
Sudan’da çocuklar bir dilim ekmek için BM kampına ulaşmaya çalışırken,
Akbabalar, çocuk leşi bekliyor Anne! Akbabalar, insanlara benzemiyor hiç,
Onlar sadece leş yiyorlar, canlıya, hiç mi hiç saldırmıyorlar.
Bizde de, terör babaları vuruyor Anne! Anneler dul, çocuklar yetim kalıyor.
Şehit bekar ise anneleri evlatsız, ocakları fidansız bırakıyor.
Orman fidansız, aile evlatsız olur mu hiç Anne!
Kana doymuyorlar, Vampirler gibi. Kan ve gözyaşı ile besleniyorlar Anne!

 “Bizim çocuklarımız bunlar, bizim evlatlarımız” diyenleri gördüm,
Her doğan yeni çocuğun bazıları için dert olduğunu….

Ağlasam, sesimi duyacağını biliyorum Anne, Gözyaşlarıma ellerinle dokunmak isteyeceğini de.
Gerçi, eşim de silebilir ama senin yerini tutar mı bilmem.
Çocukken bilemezdim, anne özleminin bu kadar zor olacağını,
İçimdeki anne aşkını anlatmakta kelimelerin kifayetsiz kalacağını.
Geç fark ettim senden ayrı geçen günlerin zorluğunu, hasret insanı boğar, özlem ateşi yakarmış.
İnsan bu yaşa gelince anlarmış anneler gününün bir güne sığmayacağını.
Anneler gününün de tüketime yönelik olduğunu.

Çok şükür bir yanım acımıyor Anne!
Çok şükür çocukken gülmeyi, büyüyünce ağlamayı öğrendim.