İyileşmeyecek Hastalık Yoktur
Mikhail Tombak

 

Modern tıp herhangi bir hastalığı “tedavi edilemez” diye sınıflandırdığı anda, geriye kalan tek çözüm yardım almak için Doğa Ana’ya yönelmek ve iyileşmektir.

Otuz ya da kırk yıl önce; aşırı derecede rafine edilmiş gıdaların, şarküteri ürünlerinin, rafine beyaz un içeren unlu mamullerin, tatlıların ve tatlı içeceklerin şimdiki kadar bol bulunmadığı zamanlarda şeker hastalığına ender rastlanırdı. Şeker hastalığına yakalananlar genellikle yaşı ilerlemiş kişilerdi. Pankreasları yaşlılıktan ötürü pek iyi çalışamaz hale gelmiş olurdu. Günümüzde ise şeker hastalığına genç kuşaklarda, hatta çocuklarda bile rastlanıyor. Hastalığın asıl nedeni, yaştan bağımsız bir şekilde, bol bol kızarmış et, tatlı ve unlu mamuller, pastörize edilmiş ya da kaynamış inek sütü içeren beslenme rejimimizdir.

Ensülin alınması şeker hastalığının tedavisinde etkili bir yol değildir.

Ensülin pankreas tarafından üretilen bir hormondur. Vücudumuzun organik şekerleri özümsemesine olanak sağlar. Hücrelerimiz meyve ve sebzelerdeki doğal organik şekerleri kullanabilir ama fabrikalarda üretilmiş şekerleri, kızarmış patatesteki nişastayı, beyaz undan yapılan mamulleri ya da fazla pişirilmiş tahılları kullanamaz. Bu zararlı ürünlerin kullanılır hale gelebilmesi için vücudumuz tarafından işlenmesi gerekir. İlkin parçalanmaları ve basit şekerlere dönüştürülmeleri şarttır. Isıl işlemler elli dört santigrat derecenin üzerinde olduğu takdirde, besinlerdeki bütün aktif enzimler tahrip olur. Bunun sonucunda, vücudumuz öz kaynaklarını kullanarak bunları işlemek zorunda kalır. Böylece, ensülin ihtiyacı pankreasın olağan olarak ürettiği düzeylerin çok üstüne çıktığı için pankreas aşırı çalışmak zorunda kalır. Bütün bunlardan başka, bu tür sindirimin sonucunda ortaya çıkan maddeler pankreasın yenilenmesini sağlayamayan, organik olmayan atomlardır. Bu da şeker hastalığına yol açar.

Ensülin iğneleri, kazandığımızdan daha fazla para harcayıp aradaki farkı borç alarak kapatmaya çalışmak gibidir. Borç almanın bedeli vardır. Ensülin iğnelerine ödeyeceğimiz bedel kalp ve damar hastalıkları, safrakesesi ve böbrek taşlarıdır.

Şeker hastası insanların büyük çoğunluğu aşırı kiloludur. Çünkü yapay, endüstriyel olarak üretilen ensülin, yağın yakılmasına değil, birikmesine neden olur. Biriken yağ ve toksinler dolaşım sorunlarına yol açar. Kan yoğunlaşır ve asidik bir hal alır. Bu ise kalp rahatsızlıklarına ve kalsiyum taşlarına neden olur.

Şeker hastalığı çoğu zaman yoğun psikolojik gerilim sonucu ortaya çıkar.

Genellikle karaciğeri zayıf olan ya da kalınbağırsak rahatsızlığı bulunan insanlar şeker hastalığına yakalanırlar. Gerilim, vücudumuzun “kimya laboratuarı” olan karaciğerimizi etkiler. İyi işlemeyen bir karaciğer, kendisiyle işbirliği halinde çalışan sindirim sistemiyle pankreasın da hastalanmasına neden olur. Bu da mide ve onikiparmakbağırsağında ülserlerden tutun şeker hastalığına kadar çeşitli rahatsızlıklara yol açar. Ensülin almayan şeker hastalarının hastalığı yenme şansları daha yüksektir.

Beslenme rejimimizi değiştirmek için biraz çaba gösterdiğimiz takdirde şeker hastalığından kurtulabiliriz. Bunun için ne gibi adımlar atmalıyız?

İlk olarak, ısıl işlemlerden geçmiş bol nişastalı ve şekerli gıdaları (ekmek, soyulmuş ve haşlanmış patates gibi); rafine edilmiş şeker ve rafine edilmiş şeker içeren ürünleri (hazır meyve suları gibi); fazla pişirilmiş tahılları; pişirilmiş eti ve pastörize edilmiş veya pişirilmiş süt ve süt ürünlerini (hazır yoğurt, kefir, peynir ve tereyağı gibi) ya beslenme rejiminizden tamamen çıkarın ya da en aza indirin. Yalnızca evde yapılmış peynir, tereyağı ve yoğurt yiyin. Kahvaltılık tahıl ezmelerinizi kendiniz hazırlayın ki, aşırı pişirilmediğinden emin olasınız. Her gün tahıl yemelisiniz. En sağlıklı tahıl çeşitleri karabuğday, buğday, mısır, arpa ve pirinçtir. Özellikle de, rafine edilmemiş yabani pirinç. Tahılları az suyla pişirmek en iyisidir. Beslenme rejimimizin üçte birini tahılların oluşturması gerekir. Tahılları kesintili olarak pişirmek en doğrusudur.

Örneğin karabuğdayı aşağıdaki şekilde hazırlayabilirsiniz:

  • Karabuğdayı yıkayıp üç dört saat suda ıslatın.
  • Suyu değiştirmeyin. Karabuğdayı üç beş dakika kadar pişirin.
  • Bir soğanı küçük küçük doğrayıp tencereye ekleyin.
  • Tencereyi sıcak kalması için bir havluyla sarıp on beş ila otuz dakika kadar dinlenmeye bırakın.
  • Yemeden önce bir miktar zeytinyağ ekleyin.

Her gün, aşağıda tarifi verilen karışımdan bir litre içmeniz sizin için yararlı olur:

Üç yüz altmış gram havuç,
iki yüz kırk gram marul,
yüz seksen gram fasulye filizi
ve yüz seksen gram lahana.

Ayrıca, iki yüz seksen gram havuç ve yüz yirmi gram ıspanaktan çıkarılmış yarım litre sebze suyu için.

Eğer lavmanla kalınbağırsağınızı temizler ve üç ayda bir karaciğer temizleme işlemi yaparsanız tedaviniz çok daha başarılı olacaktır.