İçinizdeki Canavarı Öldürün

Metin büyük bir şirketin genel müdürü. Katıldığı iş toplantısı uzadıkça Metin’in gerginliği ve sinirliliği artıyor. Dikkatini bir türlü konuşulanlara yoğunlaştıramıyor. Gittikçe artan huzursuzluğa dayanamayarak toplantı odasını hızla terk ediyor.

Koşar adımlarla terasa çıkan Metin cebinden bir kutu çıkarıyor. Kutunun içinden bir kereye mahsus, kullanılıp atılan küçük beyaz “şırıngalardan” birini çıkarıp ağzına dayıyor. Şırınganın içindeki maddeyi yakarak duman haline getiriyor ve kendi bedenine ağızdan zerk ediyor. Oh! Birkaç saniye içinde Metin’in gerginliğinden, huzursuzluğundan eser kalmıyor. Artık rahatlamış bir şekilde toplantı odasına geri dönebilir. Metin bir madde bağımlısı. Kullandığı maddeyi uyanık olduğu zaman diliminde her yirmi-kırk dakikada bir almak zorunda. Bir nedenle maddesini almadığında yoksunluk krizine giriyor Metin.

Can, henüz on dokuz yaşında bir delikanlı ve madde bağımlısı. Kullandığı maddeyi alabilmek için annesinin cebinden para aşırmak zorunda. Ailesi Can’ın madde bağımlısı olduğunu bilmiyor. Kendisi de! Can, bağımlı olduğu maddeden günde otuz doz alma ihtiyacı duyacak kadar tolerans geliştirmiş.

Nermin, otuz sekiz yaşında bir doktor. Madde bağımlısı hastalarına madde kullanmayı yasaklıyor. Ama hocanın verdiği talkım örneği, kendisi günde on beş yirmi kez salkımı yutuyor. Ve Nermin zayıflık olarak düşündüğü bu bağımlılığından utanç duyuyor.

Süheyla orta yaşı çoktan geride bırakmış bir sosyete kadını. Bir elinde cımbız, bir elinde ayna; yüzünde gittikçe artan kırışıklıklar için çok üzülüyor. Pahalı yüz kremlerine harcadığı servet de derdine çare olamıyor. Üzüntüyle bir sigara daha yakıyor. Peş peşe yaktığı sigaraların kırışıkların hızla artmasında ne büyük rol oynadığını bilmiyor.

Sigara içmek kötü bir alışkanlık sanılıyor. Sigara içmek kötü bir alışkanlık değil, eroin gibi, kokain gibi, alkol gibi bir madde bağımlılığıdır.

Her sigara içişinizde nikotin denilen maddeyi bedeninize duman yoluyla zerk ediyorsunuz. Duman olarak alınan madde beyne yedi ilâ on saniye arasında ulaşıyor. Yani damardan enjekte edilen eroinden iki misli, içilerek alınan alkolden üç misli daha hızla bağımlı kişiyi doyuma ulaştırıyor.

Nikotin bağımlısı kişi, nikotinini aldıktan sonra yirmi dakika ile bir saat kadar rahat eder. Nikotin yoksunluğu son sigaranın içilmesinden yirmi-doksan dakika sonra başlar. Bu noktada kişinin canı yine bir sigara içmek ister. Gerçekte bilinçsizce ihtiyaç duyduğu şey, yoksunluk krizinden kurtulmaktır. Eğer herhangi bir nedenle bağımlı olduğu maddeyi, yani nikotini alamazsa yoksunluk belirtilerinin rahatsızlığı baş gösterir. Tıpkı günlük dozajını alamayınca krize giren eroin, kokain, alkol ve diğer madde bağımlılarında olduğu gibi.

Huzursuzluk, öfke, sinirlilik, endişe, uykusuzluk, depresyon, halsizlik, konsantrasyon güçlüğü, iştah artışı, nabız düşmesi nikotinin yoksunluk belirtileridir.

HER SİGARA BİR NİKOTİN ŞIRINGASIDIR

Tütünün özgün maddesi nikotin renksiz, acı ve son derece zehirli bir sıvıdır. Nikotinin böcekleri öldürmek için kullanılan bir tarım ilacı olduğunu biliyor musunuz?

Eğer bir günde içtiğiniz sigarının içindeki nikotini, sıvı olarak ya da damardan enjeksiyon yoluyla, tek bir dozla almış olsanız anında ölürsünüz. Tıpkı böcekler gibi. Ölümcül olan kırk-altmış miligram sınırı, duman olarak alındığında aşılamaz. Çünkü karaciğer nikotini büyük bir hızla yakar. Ah zavallı karaciğerler! Ama aşırı miktarda içilen sigara, ağır zehirlenmeye neden olur. Akut nikotin zehirlenmesinde başınız döner, mideniz bulanır, karnınız ağrır; kusar, ishal olur ve soğuk terler dökersiniz.

İçildikten sonra ağızda zehir gibi bir tat bırakan sigaranın tadı için “zehir gibi” demek yanlış çünkü sigara zaten gerçek bir zehir. Ya sigaranın saçlarınıza, giysilerinize sinen kokusunu nasıl buluyorsunuz?

İki bağımsız araştırma grubu tarafından yakın tarihlerde yapılan çalışmalar, nikotinin en hızlı bağımlılık yapan madde olduğunu kanıtlıyor. Nikotin, kokain, eroin ve alkol kıyaslamasıyla yapılan çalışmalar, kullanıcılar arasında en hızlı ve güçlü bağımlılık yaratan maddenin hangisi olduğunu gösteriyor dersiniz? Evet, tahmin ettiniz: nikotin. Araştırmacılar bağımlılık ölçümünde şu noktaları göz önünde bulunduruyorlar: Maddeyi bırakma zorluğu, yeniden başlama oranı, maddenin verdiği zararın bilinmesine, kişinin bu zararları bizzat deneyimlemesine karşın kullanma oranının yüksekliği.

Nikotin hem uyarıcı, hem antidepresan özelliği olan bir madde. Tıpkı kokain ve amfetaminler gibi. Zaten üçü aynı farmakoloji ailesine mensup. Nikotinin de tıpkı kokain ve amfetaminler gibi iştah kesici olması işte bu akrabalıktan kaynaklanıyor.

Her çeşit uyuşturucu ve uyarıcıyı kullanmış insanlarla yapılan bir araştırmada, gönüllü deneklere bir miktar nikotin enjekte ediliyor ve verilen maddenin ne olduğunu tahmin etmeleri isteniyor. Denekler bu maddenin ne olduğunu tahmin ediyorlar dersiniz? “Vay, doktor bu kokain!” diyorlar.

Eroin bir uyuşturucu madde, kokain uyarıcı; nikotin ve alkol ise hem sakinleştirici hem uyarıcı maddeler. İşte bu iki özelliği bir arada taşıması nedeniyle nikotin oldukça çekici. Sabahları kahve ya da çayla içilen ilk sigaranın insanı canlandırması boşuna mı? Sinir sisteminin nikotine karşı duyarlılığı son sigaradan doksan dakika sonra artmaya başlar. Altı-dokuz saat içinde iyice yükselir. Bu yüzden sabah sigarasının etkisi farklıdır ve güçlüdür.

Kişi sinirli olduğunda da bir sigara yakarsa sakinleşeceğini düşünür. Aslında sinirlilik, nikotin yoksunluğunun da belirtilerinden biridir. Kişi yoksunluğunu geçirdiği için sakinleşmiştir; sigaranın sinirlerine iyi gelmesinden değil. Ayrıca sinirli, kızgın, öfkeli insanların sigara içişini bir gözleyin. Sigarayı derin derin içlerine çektiklerini görürsünüz. Derin soluk almanın sakinleştirici etkisi bilinen bir olgu. Meditasyon yapan her insan derin nefes alarak zihnini dinginleştirmeyi bilir. Nikotin bağımlıları da bu derin nefes alma tekniğini sigarayı emerek bilinçsizce kullanıyorlar.

Nikotin, beyinde mutluluk hormonu olarak bilinen beta endorfin salgısının artmasını sağladığı için de kişiyi sakinleştirir. Aynı zamanda kanda dopamin yoğunluğunun yükselmesine yol açarak kişiyi canlandırır ve enerjik kılar. İşte bu pozitif uyarıcı özellikleriyle nikotin, tıpkı akrabaları kokain ve amfetaminler gibi en hızlı bağımlılık oluşturan maddeler arasında yer alır.

Sigara içmek, madde bağımlılığıdır. Ama eroin, alkol ya da kokain gibi, davranışlarda belirgin bir farklılık yaratmadığı için sigara yanlışlıkla sadece “kötü bir alışkanlık” olarak algılanıyor. Bu yüzden de sigarayı bırakmanın yalnızca bir “irade işi” olduğu sanılıyor.

Sigara, davranışlarda yeterince farklılık yaratıyor. Gerektiğinde bizi canlandırıyor, gerektiğinde sakinleştiriyor. Ama asıl davranış farkını sigarayı yeni bırakmış birinde gözleyebilirsiniz. Eğer bu kişi patronunuzsa, ondan birkaç gün uzak durmanız yararınıza olur.

Kendinize, duruma göre nasıl da uygun dozajda zehir verdiğinizin farkında olun. İşiniz aceleyse, biraz canlanmak için küçük küçük nefesler çekiyorsunuz, yok günün yorgunluğunu atmak için koltuğunuza uzanmış dinleniyorsanız uzun, derin nefesler çekiyorsunuz değil mi?

Neden? Çünkü siz de maddenizi, diğer bağımlıların kendi gözde maddelerini kullandığı gibi kullanıyorsunuz? Duygularınızı kontrol etmek için.

Tıpkı eroin, kokain ya da alkol bağımlıları gibi nikotin bağımlıları da maddelerini kullanırken bir sınırda durmayı bilemez; örneğin günde beş sigarada kalmayı… Zaman içinde maddeye karşı toleransları artar. Maddeyi bırakmaya çalıştıklarında yoksunluk sendromu yaşar, şiddetle sigara içme arzusu duyarlar. Yine tüm diğer madde bağımlılarında olduğu gibi bir süre bıraktıktan sonra yeniden (maddelerini kullanma) başlama, alkoliklerin deyimi ile “kayma oranı” yüksektir.

Nikotin bağımlıları da tıpkı alkolikler gibi sigarayı bıraktıktan sonra asla “sosyal içici” olamazlar. Aradan on sene de geçse, tek bir sigara içtiklerinde, kısa zamanda on sene önceki sigara miktarına, hatta daha fazlasına geri dönerler.

Kimsenin hayatının ilk yıllarında sigara yoktu. Belirli bir yaşta, çoğumuz ilk gençlik yılarında sigarayla tanıştık. Artık büyüdüğümüzün simgesiydi sigara. Herkes içiyordu. Biz de denemeliydik. Bir süre içmekle içmemek arasında pek fark yoktu. Bir zaman geldi, bize ne zaman içmemiz gerektiğini sigara söylemeye başladı. Artık seçim noktasını aşmıştık. Sigaranın esareti altındaydık. Ve bu esaret çoğumuz için bugün de devam ediyor. Otuz-kırk-elli yıl önce başlayan bir esaret… Ölümüne esaret! Yaşamın geri kalan yıllarını sigara için büyük bir servet harcayarak,  bedensel, duygusal açıdan harabeye dönerek, özgüveni, özsaygıyı yitirerek geçirmenin esareti.

Sigara bağımlısı bir kişiyi sigaradan vazgeçirmek zordur ama gençleri sigaradan vazgeçirmek daha da zordur. Çünkü ne bağımlı olduklarını ne de ileride olacaklarını kabul ederler. Sigara içen anne babaların sigaradan nefret eden çocuklarının çoğu büyüdüğünde sigara bağımlısı bireyler oluyor. Biz de bir zamanlar sigaranın tadından ve kokusundan nefret ediyorduk.

Sigarayı ilk kez deneyen bir kişinin “Ah tadı ne güzelmiş” dediğini hiç duydunuz mu? İlk kez deneyen herkese sigaranın tadı iğrenç gelmiştir… Öksürük, baş dönmesi, mide bulantısı eşliğinde acı bir tat ve pis bir koku. Peki, böylesine kötü bir deneyimden sonra insanlar neden sigara içmeye devam eder? Sosyal baskı! Sigarayı bırakamamanın esas nedeni arkadaşlarımızdan kaynaklanan sosyal baskıdır.

Sigaranın sigara yasaklarının yaygınlaşmasından önceki dayanağı toplum tarafından tamamen kabul edilir olmasıydı. Yetmişli yıllarda Amerika’da, hem de California’da elimde sigara, süpermarkette alışveriş yaptığım günleri dün gibi hatırlıyorum. Her koridorun sonunda ayaklı bir kül tablası bulunuyordu. Herkes sigara içiyordu. Sigara modern kadının ve güçlü erkeğin simgesiydi.

Bugün kökten sigara karşıtlığı konusunda en radikal olan California’da sigaranın açık havada bile içilmesinin yasaklanacağı günler yakındır. Hatta park ve plajlarda yasaklandı bile. Toplumun sigaraya karşı tutumu öylesine hızla değişiyor ki, artık Türkiye’de de kapalı mekanlarda sigara içmek yasak.

Ne sağlığın tehdit altında oluşu ne de cepten çıkan paralar sigarayı bırakmak için yeterli bir neden olabiliyor.

Sigara kol ve bacak damarlarını büzer. Kronik tıkanmalara yol açan bu gibi durumlarda sigara yüzünden kolu ya da bacağı kangren olmuş insanların resimlerini zaman zaman gazetelerde görürüz. Ağızlarında hâlâ sigara vardır. Evine ekmek alamamaktan yakınan kişinin cebinde sigarası eksik değildir.

Sigarayı bırakmış insanlara, bırakma nedenlerini sorduğumda, en çok aldığım yanıt “çevre baskısı” oldu. Yani sigarayı başlatan nedenle, bıraktıran (en etkin) neden aynı: sosyal baskı.

Sigara tahtını hızla kaybediyor. Sigara bağımlılarının çoğu ciddi biçimde sigarayı bırakmayı düşünüyor ve sigara içenler artık zayıf kişilikli insanlar olarak görülüyor. Sigaranın modernliği simgelediği günler geride kaldı. Bugün en sıkı sigara içme hakkı savunucusu bile, yiğitliğe halel gelmeyeceğini bilse “keşke sigarayı bırakabilsem” der. Halen sigara içen bağımlılar iki nedenden dolayı içmeyi sürdürüyor: Sigarayı bırakmayı başaramadıkları ya da başarısızlık korkusuyla bırakmayı denemeye bile yanaşamadıkları için.

Sigara içenler eğer bırakmayı başaramazlarsa kendilerine olan saygılarını yitirmekten de korkuyorlar. Ama bu artık sigara içmenin hiçbir sosyal saygınlığı kalmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Artık her yerde sigara içmek yasak: toplu taşım araçlarında, kamu dairelerinde, işyerlerinde… Artık sigara içmeyen kişiler modern ve uygar olarak nitelendiriliyor. İşyerleri sigara kullanmayan elemanların daha üretken olduğu gerçeğini görüyor. Günde ortalama iki buçuk-üç saat elde duran ve elden ağza üç yüz kez seyahat eden sigaranın ne kadar işgücü ve zaman kaybına yol açtığını bir düşünün.

Bölümün başında söz ettiğimiz Metin, sigara içilmesi yasak olduğu için çalıştığı şirkette toplantı odasında sigara içemiyor ve bu sıkıntıyı sık sık katılmak zorunda olduğu her toplantıda yaşıyor.

Sigara içme dürtüsüne hayır demek, Metin ve diğerleri için neden bu kadar zor? Metin her seferinde sigaraya boyun eğdiği için kendinden nefret ediyor; ama sigarasını yakıyor. Çünkü yakmazsa yoksunluk sendromu yaşayacağını biliyor. Sigarasını yakmak zorunda… Tüm diğer bağımlılar, “cankiler” gibi maddesini almak zorunda…

Nil Gün

Kilo Almadan Sigarayı Bırakmak (Kuraldışı Yayınları)’ndan  Alıntıdır.

 

devamı perşembe…

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/sigara-aliskanligi-bir-madde-bagimliligidir/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/sigara-aliskanligi-bir-madde-bagimliligidir/" data-text="Sigara Alışkanlığı Bir Madde Bağımlılığıdır" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/sigara-aliskanligi-bir-madde-bagimliligidir/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> <div class="socialicons s4plusone" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="g-plusone" data-size="tall" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/sigara-aliskanligi-bir-madde-bagimliligidir/"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><img class="alignleft wp-image-3760 size-thumbnail" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/02/JW0rM3p-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" />1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.<br /> 1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.<br /> Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.<br /> International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.<br /> Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.<br /> Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.<br /> Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)<br /> Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.<br /> Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.<br /> Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.<br /> Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.</p>