Sigara kullanıcılarının birçoğunun farklı sigara bırakma hikayesi vardır. Kimi bir anda bırakır, kimi defalarca dener başaramaz, kimiyse aylarca mücadele eder ve amacına ulaşır.

Benim hikayem ise epeyce mücadeleli olanına denk gelir.

2002 yılına dek, on beş yıl boyunca günde tam bir paket sigara içerdim. Dönem dönem bırakmak istediğim ancak yeterince gayretli olamadığım için başaramadığım bir süreçti. Ta ki sigaranın esiri olduğumu fark ettiğim anla birlikte eşzamanlı gelişen büyük amcamın sigara ve kolesterol sebebiyle kalbinde oluşan damar tıkanıklığı ve buna bağlı olarak meydana gelen rahatsızlıklarına da tanık olmak, sigarayı bırakmam yolunda oldukça itici bir güç olmuştur.

Hikayemin buraya kadar olan kısmı karar aşamasıydı. Tabi birde işin uygulama kısmı vardı. Öyle bir anda bıraktım diyerek başa çıkamayacağımı bildiğim için kendimce bir yol haritası oluşturmuştum.

Öncelikle durum analizi şeklinde yarar-zarar tablosu hazırladım.Yarar bölümünde hazdan başka madde yokken, zarar bölümünde onlarca madde yer alıyordu. Sağlığıma, çevreme ve bütçeme verdiği zararlarla kağıt üzerinde de yüzleştikçe, hala daha içmeye devam etmemin, özsaygıma da ciddi zarar vereceğini fark ettiğim an, hiç açılmamış olan sigara paketimi elime aldım ve beni duyma şansı olmasa da kendimi rahatlatmak adına ona seslendim;

“Sigaramın dumanı! Artık sana esir olmayacağım.Sensiz de her şeyi keyifle yapabilirim. Şu ana kadar bana verdiğin hazlar için de ayrıca teşekkür ederim ama artık elveda” diyerek o anda, yani 2002 Eylül ayında elimdeki paketin hepsini parçalayıp çöpe attım.

Ertesi gün bünyemde beni rahatsız eden bir boşluk ve gerginlik hissettim. Bu yola her ne kadar kendi irademle çıkmış olsam da yinede yılların verdiği bir alışkanlık hali vardı. Oluşan bu histen sonra aldığım bu kararın arkasında daha sağlam durabilmek için vakit kaybetmeden destekleyici uzman kaynaklar araştırmaya başladım.

O yıl aynı zamanda çalıştığım işyeri de kapandığı için işsizdim. Kriz zamanları, meğer hayatımın en verimli yıllarının ilki olacakmış. Zamanı etkin kullandığım, bütüne ve bireysel gelişimime ilk kez bu kadar çok odaklandığım yıllardı.

Gündüzleri her fırsatta kitapevlerini ziyaret ederdim. Bir tanesinde Kuraldışı yayınlarından Nil Gün’ün “NLP Zihninizi Kullanma Kılavuzu” adlı yeşil kitabıyla karşılaştım. Bu yayınevinin tanıdığım ilk kitabı, sigarayı bırakmam dışında bireysel gelişim eğitimleriyle de ilgilenmeme vesile oldu. Çektim kaderimi kendime, hem de kendi ellerimle.

Ne kadar güzel bir rastlantıydı şükürler olsun.

Kitabı okumaya başladığımda içerisindeki teknikleri sırasıyla uygulamaya başlamıştım. Bir bağımlılıktan kurtulmak için yerine faydalı bir şey koymam gerektiğini, şayet o bağımlılığın yerine yine ona benzer bir şeyi koyarsam Titanik Gemisinde koltuk değiştirmekten farkım olmayacağını öğrendim. Hem zaten evren de boşluk tanımazdı. Açılacak boşluğun yerine hemen iyi bir şey koymam gerekiyordu. Vakit kaybetmeden seçimimi yaptım ve her gün içeceğim sigara paketinin yerine bir kitap satın alıp okumayı hedef koymuştum.

Her uyandığım gün hava koşullarının önemine bakmaksızın tedbirli kıyafetlerimi üzerime çekip, Kadıköy’e ve Üsküdar’a inerdim. Kitapevlerinden bütçeme ve ihtiyacıma uygun kitabı seçtikten sonra, deniz kıyısındaki her zamanki salaş kafeteryada otururdum. Taze demlenmiş çayımı yudumlarken, bir yandan da ılık rüzgarın esintisi ve kayalara vuran suyun sesiyle huzurla kitabımı okurdum. Çok eğlenceli ve de geliştirici bir süreçti. Adeta kendime karşı açık ara yarışıyor gibiydim.

İşte bu zamandan kalmadır anda olabildiğim zamanların hasreti ve bu bölgelere olan sevdam.

Bu mücadelenin beni en çok endişelendiren yanıysa; çay-kahve saatlerim, yolculuk molalarım, rüzgarlı havalar ve eğlence mekanları sigara içmek için en keyif aldığım ortamlar olduğu için bu durumu nasıl yöneteceğim konusuydu.

Bırakma kararımdan sonra bu ortamların her birinde sigarasız yaşamı ilk denememde, içerden bir ses beni feci halde kışkırtırdı “Of ya of! ne olur ki sanki bir tane içsem bir daha içmem söz” dedikten sonra çok geçmeden devreye giren yetişkin sesimin “hayır olmaz, aylardır verdiğin çabayı düşün! Yazık değil mi? Hem bir olursa iki de olur, boş ver sen en iyisi hiç içme! İradene hakim ol! Gör bak sonunda mutlaka başaracaksın” uyarılarıyla kendimi ortamın diğer güzel yanlarına odaklardım.

Bu şekilde süren üç aylık serüvende bir tane dahi sigara içmemiştim. Ve böylece yıllardır ciğerlerimi saran gri dumanın sayfasını da kapatmıştım.

Verdiğim bu mücadele cümlelerdekinden daha uzun ve yorucuydu tabi. Fakat bir amaca ulaşabilmek için verilen mücadelenin, sonuca varmaktan daha keyifli olduğunu anlamak da bir başka mutluluktu.

Tüm bunların akabinde, sahip olduğum gücümün farkına varmak beni fazlasıyla özgürleştirdi. Zarar verdiğini bile bile sırf hazzından ötürü ona esir olmaktan kurtulmak bağımlılıktan güce doğru ferah bir yol almama sebep oldu.

Öte yandan aldığım nefesin kalitesinde, beslenme şeklimde ve enerjimde oldukça olumlu farklar ortaya çıktı.

NLP Kitabının kapak sayfasında yazan ve beni harekete geçiren önsözü hiç unutamam.

“Yaptığınız şey, gerçekten istediğiniz şeydir.Yapmıyorsanız gerçekten istediğiniz şeyi yapıyorsunuz: Yapmamayı!” 

Hakikaten de öyleymiş. Kişi özgürleşmek istediği veya ulaşmak istediği durumlar konusunda harekete geçmek konusunda yeterince istekli ve hazırsa aşamayacağı dağ, alamayacağı yol kalmaz.

Bu konuda beni destekleyen tüm unsurlara ve kendime teşekkür ediyorum.

Darısı gerçekten isteyenlerin ve hazır olanların başına…