Kısa bir süre önce Perşembe Toplantısında ‘Korku’ sunumunu işledik.
Orada fark ettim ki, biz aslında korkuyu bugüne kadar çok yüzeysel algılamışız.

Aslında hayatımızda o kadar çok korku var ki… o kadar derinlere nüfus etmiş ki, korkularımızın bir kısmının farkında bile değiliz…

Aşmaya çalıştığımız davranış kalıplarımız üzerinde çalışırken ayağımıza takılan yegane şeyin adı, korku!

Örneğin kendi sınırlarımızı korumak adına verdiğimiz mücadele…

Kendi sınırlarımızı korumak, kulağa ne kadar kolay geliyor değil mi?

Peki neden bu konuda zaman zaman başarısızlığa uğruyoruz?

Zamansız evimize gelmek isteyen misafire ‘hayır’ diyemiyoruz.

Kendisinin tembellik ettiğini bildiğimiz halde bizden onun adına bir takım işleri halletmemizi isteyen bir yakınımızı ret edemiyoruz.

Özel günlerde (kandil, bayram, yılbaşı,…) herkesle beraber bize de gelen ve aslında hiç de bize özel yazılmamış olan gayrı samimi bir cep mesajını yanıtlamaktan kendimizi alıkoyamıyoruz.

Gitmek istemediğimiz bir davete ‘hayır’ derken bin bir türlü mazeret ileri sürüyoruz.

Sözüm ona kimseyi kırmamak adına ve de ‘saygıda kusur etmemek’ adına, kendi sınırlarımızı var gücüyle ihlal ediyoruz.

Biz ediyorsak, başkası niye etmesin ki?

Başkalarının bize nasıl davranacaklarını öğreten biz değil miyiz?

Kendi sınırlarımızı korumak kavramı, kulağa kolay geldiği kadar basit de geliyor, ama işin iç yüzü hiç de öyle değil… İçinde bir çok şeyi barındırıyor aslında…

Olayın kökeni ‘hayır’ diyememeye, yani paspaslıktan özgürleşememeye dayanıyor.

Bireysel gelişim eğitimlerinden hemen sonra, ‘hayır’ demeyi öğreneceğiz diye bu kelimeyi yerli yersiz de kullandığımız oluyor tabi…

‘Hayır’ demek, her şeye muhalefet sergilercesine davranmak değil elbette.

Bu kavrama biraz daha yakından baktığımız zaman, içinde neler neler barındırdığına da şahit oluyoruz:

        ‘Hayır’ diyememe alışkanlığımızı aşmak

        Ret edilme ve kabul görmeme korkumuzu aşmak

        Onay bağımlılığından özgürleşmek

         Sevgi dilenciliğinden vazgeçmek

        Maskelerimizi çıkarıp atmak

         Kaybetme korkumuzu aşmak

         Özgüvenimizi ve Özsaygımızı geliştirmek

         Başkalarının değil, kendi öz sorumluluklarımızı almak

         Sevgi anlayışımızda ‘karşılık’ beklentisini yok etmek

        Herkesin bizi sevmek zorunda olmadığını algılamak

        Kendimizi sevmeyi öğrenmek

        Başkalarını olduğu gibi kabul ederken,
kendimizi de olduğumuz gibi kabul edebilmek

       Bizi engelleyen değil, destekleyen bir çevreyi oluşturmak

         Alınganlıktan özgürleşmek

         Başkasının yerine düşünmekten vazgeçmek….

 

Kendi sınırlarımızı korumak hem çok basit hem çok zor.

Nasıl diyorsak öyle…

Bu, tamamen bize bağlı…