Bugün birkaç gündür yaşadığım karın ağrılarımın epey azaldığı bir gün.

Bütün bu ağrılar, sancılar NEDEN? Makale yazmak için kendimi zorlamaya karar verişimle doğrudan bağlantılı; daha da fenası (!) iyi bir bilim kadını olduğumla ilgili aynama yazdığım afirmasyonlar var… Ah, ah! Aynayı silsem her şey bir anda rahatlayıverecek gibi. Ama bu kez kaçmak yok.

Bugün günlerdir içine gömülüp kalmak istediğim yataktan kendimi ittirerek çıktım. Kahvaltımı edip mümkün olan en az oyalanmayla okula gidecektim. Çıkmadan önce yanıma dünyalar kadar kitap aldım. Birileri bir yol gösterirdi elbette. Ah, ah! İç çeke çeke bir hal oldum. Giyinirken, doğum günümde bir arkadaşımın yolladığı Doreen Virtue melek kartlarına danışayım dedim bir de. Çektiğim kartın üzerinde ÇALIŞ yazıyordu. Evet,bu mideme oturan kargaşanın tek ve harika çıkış yolu: çalışmak…

Dolmuş beklerken, çantama doldurduğum altı kitaptan birini çekiverdim. En sevdiğim kitap çıktı: Yuvaya Yolculuk. Kitabın rastgele açtığım sayfalarında elbette ki “Sorumluluklar Evi” bölümüne gittim… Yani ne yaparsam yapayım kaçış yok. Karnım deli gibi ağırsa da, kitaplarımla mutlu olurum desem de…

Artık herkes de söylese, kendim de söylesem kabul etmek istemediğim o cevapla beraberim…

“ÇALIŞ!!!”

Mesaj net, açık, yalın…

Elbette içimde çalışmamı engellemek isteyen canavardan bahsedebilirim. Ama bu da bir başka kaçma yolu olur. Canavara da gün doğar…

Dünya, yaşamımızdaki her şeyden doğrudan bizim sorumlu olduğumuzu öğrendiğimiz yer…

Şimdi bütün işaretlerin beni yönlendirdiği yola giriyorum. Bu yolda bana yardımcı olacak en güzel diğer bir şeyse su…

Yemek de hiç fena gelmedi açıkçası… Ooooh dünya varmış güzel güzel yemek yedim.

Ve işte hazırım…

Neye?

Ha, evet. Çalışmaya…

Share This