Masaru Emoto
Suyun Gizli Mesajı

 

Dünyanın çeşitli ülkelerinde verdiğim konferanslarda buz kristallerinin slaytlarını gösterdiğim zaman oldukça farklı tepkilerle karşılaşmışımdır. Genellikle görüntülerin ilk etkisi büyük bir şaşkınlık olur; kimi zaman da, ruhunun derinliklerinde uzun süredir uykuya dalmış kadim bir bilginin bir anda ortaya çıkışıyla sarsılan insanların gözpınarlarında biriken yaşları görürüm. Küçücük bir su damlasının insanlar üzerinde bıraktığı bu büyük etkiye çok sık tanık olmuşumdur.

İsviçre’de verdiğim ilk konferansın yöneticisi olan Manuela Kihm, buz kristali fotoğraflarını gördüğünde neler hissettiğini şu sözlerle açıklıyordu: “Buz kristalleri fotoğraflarının mucizevî etkisini gözlerimizle görmüştük. Bunun sonucu bilinç durumumuzun hızlı bir sıçrayışla değişmesiydi. Bilinç düzeyinde yaşadığımız bu farkındalık neredeyse bir anda oluvermişti. Düşündüğümüz, hissettiğimiz, sezdiğimiz bir şeyi gözlerimizle görmüş olmaktı bu değişimi tetikleyen.”

Buz kristallerinin insan ruhuyla daimi ve sıkı bir bağ kurduğu ortada. Kristallerin, bu denli çok insanın yüreğine böylesine dolaysızca dokunabilmesinin sebebi, bize, evrenin gizemlerine açılan kapının anahtarını sunuyor olması; bu anahtar evrenin özgün düzenini ve insanın bu düzen içindeki rolünü anlamamız için gerekli bilinçliliğin kilidini açıyor.

Su, ruhun aynasıdır. İnsan ırkının bilinciyle bütünlenerek oluşan pek çok veçheye sahiptir. O halde, insan ruhunda var olanı yansıtma becerisini suya veren nedir? Bu sorunun yanıtını aramadan önce şu gerçeği kavradığımızdan emin olmamız gerekiyor: Varlık titreşimdir.

Bütün evren bir titreşim halindedir ve her varlık kendi eşsiz frekansını oluşturur. Suyun Gizli Mesajı işte bu gerçeğe dayanır.

 

Göl kenarında dua eden Budist rahibin şifa ayininden önce ve sonra alınmış su örnekleri:

Şifa duasından önce gölden alınan suda, acı çeken birinin çehresine benzeyen bir kristal oluşuyor (altta).

 

Duadan sonra ise olağanüstü güzellikte bir kristal ortaya çıkıyor (altta).