Travis ömrünün çoğunu çalışarak geçiriyordu, fakat bu durumdan Travis dışında herkes memnundu. Çünkü o, kasabanın en güzel ve lezzetli yemeklerini yapan tek kişiydi!

Kasaba halkının, Travis’in yemeklerinden tadabilmek için, o küçücük dükkânının dışında saatlerce sırada bekledikleri bile oluyordu. Buna rağmen Travis hala mutsuzdu ve gözleri gülmüyordu. Üstelik çok çalıştığı için kendini yorgun ve halsiz hissediyordu.

Bir gün hiç beklemediği bir olayla karşılaştı Travis. Henüz 18 yaşlarına yeni basmış olan Betsy, By. Travis’in o eşsiz yemeklerinin yapımını ve lezzetindeki sırrı öğrenmek isteyip, hatta buna karşılık ücretsiz olarak By.Travis’e, yanında çalışmak için bir teklif sunmuştu.

Travis bu teklif karşısında önce duraksadı, şaşırmıştı, biraz düşündü ve gözlerinin içi gülerek “Neden olmasın Betsy” dedi. Betsy bu durum karşısında Travis’in boynuna sarılarak sevincini dile getirdi.

Betsy çok zeki bir kızdı. By. Travis’in gösterdiği her şeyi kısa sürede anlıyordu ve o da çok geçmeden güzel ve lezzetli yemekler yapmaya başlamıştı artık.

Travis bu durumdan memnundu. Daha az yorulduğunu hissediyordu artık. Ama içinde sebebini bilemediği bir eksiklik vardı.

Biraz düşündü ve gözlerinin gülmediğini fark etti. “Artık eskisi kadar yorulmuyorum, peki neden gözlerim gümlüyor?” diye sordu kendine. “Betsy yemeklerimin yapımını ve lezzet sırrını öğrenmek istediğini söylediğinde nasılda heyecanlanmıştım” diye düşündü.

Sonra birden “Buldum!” dedi. “Belki de bundan sonra yaptığım yemeklerin sırrını isteyenlerle paylaşıp, onları da bu konuda bilinçlendirirsem benim için de farklı heyecanlar yaşamış olurum.” diye düşündü.

Çok geçmeden dükkânının camına bir ilan yazıp astı. “İsteyen herkesle yemek tariflerimi paylaşacağım!” yazıyordu bu ilanda.

Kısa zamanda Travis’ten kurs almak isteyenlerin sayısı yüzleri geçti. Neredeyse kasabadaki ev hanımlarının hepsi bu özel kursa katılım için başvurdular.

Travis büyük bir salon kiralamıştı. Herkes rahatlıkla oturabilmiş ve Travis’i dinleme şansına sahip olmuşlardı. Kısa süre sonra katılanlar Travis’in özel yemek sırlarını öğrenmişti bile.

Travis eskisinden daha çok çalışıyor ve daha çok yoruluyordu. Ama bu durumdan çok mutluydu. Gözlerinin içinin güldüğünü fark etti. İnsanlara bir şeyler vermenin ve yaşamlarına katkıda bulunmanın hazzı ile kendini değerli hissetmeye başlamıştı. Bu da Travis’in gözlerinin gülmesini sağlayan etkendi. Paylaştıkça ve katkıda bulundukça mutluydu. Daha çok yorulsa bile, o yorgunluğunu hissetmiyordu bile.

Çünkü Travis değerli olduğunun farkındalığını kazanmıştı

İnsanlar bildikleriyle değil, bildiklerini paylaştığı sürece mutlu olurlar. Çünkü en büyük mutluluk, bir insanın yüreğine dokunabilmektir. Verici olmanın hazzını yaşayan insanlar, önce kendi içindeki sevgi deposunu doldurmayı başarmış olanlardır. Kimse sahip olmadığı bir şeyi zaten veremezdi!

Sen kendin için en büyük değersin! Yaşıyorsun ve sen farkında olmasan da, çevrendeki insanların sana her zaman ihtiyacı var!

Çünkü sen bir tanesin!