İçimizi neyle doldurursak dolduralım hep bir şeylerin eksikliğini hissederiz.Ve hayatta hep bir şeyleri ıskalıyormuş duygusuna kapılırız.
 
Bu içi boş kova, bir çok kez, bir çok iş için kullanılır tarafımızdan.İnsan, bir süre işe yaradığını düşünür,eğlenir,mutlu olur ama hala kendini eksik hisseder.Olması gerekeni kavrayamaz ama vazgeçmez küçük işlerden.Çözümün vazgeçmekte değil aramakta olduğunu bilir.

Birgün suyla buluşur kova. Ve birden kafasında bir şimşek çakar.Hiç
yaşamadığı hazları yaşar.Öbür yarısını bulmuştur sanki.Bütün yaptıkları
sönük kalmıştır su taşımanın yanında.Artık ne için yaratıldığını anlar.Onun yaşam amacı su taşımaktır.Su ile birleşmektir.Tamamlanmaktır.Su ile ilahi aşkı yaşamaktır.

Kova ruhunun ne aradığını biliyordur artık.Birlik duygusu, ruhunu ve
bilincini kilitli kaldığı karanlık odadan kurtarmıştır.

Ancak Tanrı ile birlik bizim ruhumuzun açlığını giderir ve içimizdeki
boşluğu doldurur.Çünkü O’nunla yaradılıştan itibaren varolan bağımızı bulmak ve güçlendirmek için yaratıldık.Eğer Tanrı’yı kendimizden uzak tutarsak içimizdeki boşluğu başka şeylerle doldurmaya çalışırız.Boş yere tükenir ve tüketiriz.Oysaki biz Tanrı’ya doğru bir adım gidersek, o bize koşa koşa gelecektir. Bire on verecektir.

En kısa zamanda yaşam amacımızı bulmak,Tanrı’yı bilmek ve ilahi aşkın frekanslarından oluşmuş hayal,düşünce ve davranışlarla yaşamak dileğiyle.