Tanrı dedi ki:

Ebedi sözleşmelere inanıyorsun. Ancak bu sözleşmelerle ilgili farkına varman gereken bir şey var: Kendine sözler verip yazıya döktüğün bu sözleşmeler ebediyen saklanmak zorunda değil.

Şu şekilde düşün: Kendi müzik setinde bir şarkı çalıyorsun. Bir süre sonra, o çalan parçayı değiştirip başka bir parça çalmayı seçmen bir sorun oluşturur mu? İstediğin parçayı çalmakta özgürsün. Yaşamını da çaldığın şarkılarmış gibi düşün.

İçinden geldiği gibi, istediğin şarkıyı çal!

Zamanında benimle bir sözleşme imzaladığını düşünüyor olabilirsin. Aslında imzaladığın bütün sözleşmeleri sadece kendinle yapıyorsun. Eğer yeni sözleşmeler yapmak istersen, bu konuda seni sonuna kadar destekliyorum.

Evrenle yaptığın sözleşmelerin de fesh edilemez olduklarını düşünüyor musun? Sadece hakikat feshedilemez. Göreceli dünya ise gerçeklerden ve kurgulardan meydana gelir. Hakikat, gerçek değildir. Hakikatin aynı zamanda gerçek olmadığı ise bir gerçektir. Bir şey sadece bir anlığına gerçek olduğunda, bu onun hakikat olarak sayılmasını gerektirmez. Hakikat sürekli değişmez. Hakikat Pinokyo’nun burnu gibi uzamaz, değişmez. Ama senin hakikate ulaşmak için seçtiğin yol, değişebilir. Eski sözleşmelerin varsa, artık değiştirilmelidir. Eğer eski sözleşmeler yoksa da, cennet ağacından artık istediğin herhangi bir elmayı alabilirsin.

Olur ya bir ihtimal, belirli bir şekilde acı çekmek üzere zamanında yaptığın bir sözleşme varsa, bu sözleşmenin şartlarını artık doldurduğunu farzet. Vakti zamanında bu sözleşmenin yazılmış olması, illa ki geçerliliğinin halen devam ettiği anlamına gelmez. Kaldı ki, yapılan her sözleşmenin de ilave maddeleri vardır. Bu dünyada yapılan sözleşmeler sonsuza dek sürmüyor, kaldı ki neden sürsünler?

Burada senin zihnini değiştirmenden bahsetmiyoruz. Burada senin kendi yaşamını değiştirmenden bahsediyoruz. Sana her zaman düşüncelerini değiştirmeni söylerim ancak bu, zihnini değiştirmenden farklıdır. Aslında sana artık zihnini boşaltma zamanının geldiğini söylüyorum. Bana göre, zihnin tıkanmış durumda.

Şimdi değişim zamanı.

Eğer kendini limitlere bağlı hissediyorsan, bu bağlarından kurtul. Neyi bekliyorsun? Sen bu hayatı nasıl gördüğünden, nasıl yaşadığından, onu nasıl değerlendirdiğinden sorumlu değil misin?

Müzik setinde çalan parçayı değiştirebilirsin. Kariyerini değiştirebilirsin. Bulunduğun evden başka bir eve taşınabilirsin. Başka bir ülkeye yerleşebilirsin. Ömrünün tüm geri kalanında aynı evde yaşaman gerektiğini sana kim söyledi? Vakti zamanında yarı açık yarı kapalı gözlerle bir sözleşme yazıp imzaladığını, bu yüzden de yaşamındaki hiçbir şeyin artık değişemeyeceğini söylersen ne kadar büyük bir ahmaklık etmiş olursun biliyor musun? Kaldı ki böyle bir sözleşme imzaladığını nereden biliyorsun? Bu sözleşme nerede? Hani, göster bana!

Eğer sana yardımcı olacaksa, hemen şu andan itibaren geçerli olmak üzere, seni tüm sözleşmelerinden özgür bırakıyorum. Bütün bu sözleşmeleri şu anda yırtıp atıyorum.

Eğer acı çekmek üzere bir sözleşme imzaladıysan, bu belge artık hükümsüz ve geçersiz. Eğer mücadele etmek üzerine bir sözleşme imzaladıysan, seni ondan da özgür bırakıyorum. Sanırım ne demek istediğimi anlıyorsun. Eğer sana özgür irade verdiysem, ki verdim, seni engelleyecek daha ne olabilir ki?

Eğer şimdiye kadar bir inşaat işçisi olabildiysen, belki bundan sonra bir mimar olmak istiyorsun.

Eğer dünyanın hali seni üzüyorsa, dünyayı senin iyileştiremeyeceğini kim iddia edebilir ki?

Eğer bir yükün altında mücadele ediyorsan, o yükü sırtından bırakamayacağını kim söyledi? Bunu yapabileceğin konusunda ısrar ediyorum. Hükümleri tartışmaya açık olmayan bir şekilde belirtiyorum: Eğer taşıdığın yük hoşuna gitmiyorsa, seni mutlu etmiyorsa, onu yere bırak. Kendine külfet edinmek zorunda değilsin. Şu andan itibaren özgür bırakıldın.

Kendini geçmişinle sınırlandırma. Artık ondan kurtul. Sadece ve sadece kendin tarafından yaratılan bu sınırlarını aş. Artık sınırlandırma yok.

Sınırlandırmaya hayır, özgürleşmeye evet.

Kaynak: https://www.heavenletters.org/the-song-you-play.html