Bir yerimizi kesersek, bir engel olmadığı sürece genellikle iyileşiriz. Cerrahi ameliyat sırasında bizi kesip açmalarına hazır olmamız da bu yüzdendir. Beklentimiz insizyonun iyileşmesidir.
Beyin vücudun bir bölümüdür. Az önce tarif ettiğim milyonlarca bellek ağına ek olarak hepimizin beyninde iyileşmeye yönelik fiziksel bir mekanizma, bir bilgi işleme sistemi bulunur. Her türlü duygusal telaşı bir akıl sağlığı düzeyine ya da benim uyumsal çözülme dediğim düzeye getirmek için düzenlenmiştir. Bu, hayatı daha zinde yaşayabilmemize izin veren yararlı bilgiyi içeren bir çözüm demektir. Bilgi işleme sistemi yararlı şeylere bağlantılar yapmak ve geri kalanını salıvermek için vardır.
Şöyle çalışır: Bir iş arkadaşınızla tartıştığınızı farz edin. Üzgün, kızgın ya da korkmuş olarak bu farklı duygulara eşlik eden tüm fiziksel tepkileri hissedebilirsiniz. O kişi ve kendiniz hakkında olumsuz düşüncelere de sahip olabilirsiniz. Nasıl intikam almak istediğinizi hayal edebilirsiniz, ama bu tür davranışlara direndiğinizi umalım; başka şeylerin yanı sıra muhtemelen işten kovulmanıza da neden olabilirlerdi. Böylece oradan uzaklaşırsınız. Bu konuyu düşünürsünüz. Bu konuda konuşursunuz. Uykuya yatar ve belki onu düşünüzde görürsünüz. Ve ertesi gün belki kendinizi o kadar da kötü hissetmezsiniz. Esasen deneyimi “hazmetmişsinizdir” ve şimdi ne yapacağınıza dair daha iyi bir anlayışa sahipsinizdir. Burada beynin bilgi işleme sistemi rahatsız edici bir deneyimi alır ve öğrenmenin gerçekleşmesini sağlar. Bunun çoğu REM uykusu (rapid-eye-movement: hızlı göz hareketli uyku) sırasında meydana gelir. Bilim insanları uykunun bu evresinde beynin istekleri, hayatta kalma bilgisini ve o gün gerçekleşen öğrenmeyi işlediğine inanır; esasen, bizim için önemli olan her türlü şeyi. Özet olarak, beyin bunu yapmak için gereken fiziksel donanıma sahiptir.
Kesintisiz bilgi işlemeden sonra, tartışmanın anısı genellikle beyninizde daha önceden depolanmış olan daha fazla yararlı bilgiyle bağlantılanır. Bu bilgi, bu iş arkadaşınızla ya da diğerleriyle yaşadığınız geçmiş deneyimleri içerebilir. Şimdi artık şöyle söyleyebilirsiniz: “Aman, John hep böyledir zaten. Daha önce de onunla buna benzer bir durum yaşadım ama sonu iyi bitti.” Bunun gibi diğer anılar şimdiki rahatsız edici olayla birleştiği için, olayın sizdeki deneyimi değişir. Tartışmadan yararlı olanları öğrenirsiniz ve beyniniz yararlı olmayanları boşaltır. Olumsuz duygular ve iç-konuşma artık yararlı olmadığından, gitmiştir. Ama öğrenmeniz gereken şeyler kalır ve şimdi beyniniz olayın anısını sizi gelecekte başarıyla yönlendirebileceği biçimde depolar.
Sonuç olarak, ne yapmanız gerektiğine dair daha iyi bir anlayışa sahip olursunuz. İş arkadaşınızla bir gün önce hissettiğiniz yoğun duygusal çalkantılar olmadan konuşabilirsiniz. Burada beynin uyumsal bilgi işleme sistemi rahatsız edici bir deneyimi alır ve öğrenmenin meydana gelmesini sağlar. Beyin yapmaya ayarlandığı şeyi yapmaktadır.
Ne yazık ki, ister önemli travmalar ister başka türlü üzücü olaylar olsun, rahatsızlık veren deneyimler sistemi baskı altına alabilir. O zaman, durumun neden olduğu derin duygusal ve fiziksel rahatsızlıklar, bilgi işleme sisteminin olayı bir çözüme ulaştırması için gerekli içsel bağlantıları yapmasını engeller. Onun yerine, durumun anısı beyninizde o deneyimi yaşadığınız şekliyle muhafaza edilir. Gördüğünüz ve hissettiğiniz şey, görüntü, duygular, fiziksel duyumsamalar ve düşünceler orijinal, işlenmemiş formları içinde bellekte kodlanmış hale gelir. Böylece, tartıştığınız iş arkadaşınızı her gördüğünüzde, sakin bir sohbet yapmak yerine kızgınlıklar ya da korkular canlanır. Kendini koruma hissiyle duygularınızın üstesinden gelmeye çalışabilirsiniz, ama o kişi her ortaya çıktığında sizin sıkıntınız da artar.
Bu gibi tepkiler şimdiki zamandan uzaklaşmakta direndiklerinde, çoğu kez geçmişin işlenmemiş anılarıyla da bağlantı kurdukları içindir. Bu bilinç dışı bağlantılar otomatik olarak meydana gelir. Örneğin, yeni karşılaştığınız birine karşı anında antipati duymanızın nedeni size bir şekilde daha önce sizi incitmiş olan birini anımsatması olabilir. Ayrıca, tecavüze uğramış olan bir kadın örneğini düşünün. Yıllar sonra, sevgi dolu bir partner olduğunu bildiği biriyle yataktadır. Ama partneri ona belirli bir şekilde dokunduğunda, duyguları ve bedeni istemsiz olarak tepki verir. Tecavüze uğradığı sırada yaşadığı dehşet ve güçsüzlük duyguları canlanır. Eğer bilgi işleme sistemi saldırıdan sonra doğru bir biçimde işlev göremediyse, tecavüzcününkine benzer bir dokunuş bellek ağıyla bağlantı kurabilir ve saklanan o işlenmemiş anının parçası olan duyguları ve fiziksel duyumsamaları “tetikleyebilir.”
Bozulmuş bilgi işleme sistemi anıyı daha genel bellek ağlarında bütünleşmemiş olarak soyutlayarak depolamıştır. Daha yararlı ve uyumsal bir şeyle bağlantı kurması olanaksız olduğundan, anı değişemez. Zamanın bütün yaraları iyileştirememesi de bu yüzdendir ve yıllar önce meydana gelmiş olaylarla ilişkili olarak hâlâ kızgınlık, kırgınlık, acı, elem ya da başka duygular hissedebilirsiniz. Bunlar zamanda donmuştur ve işlenmemiş anılar duygusal ve bazen fiziksel sorunların temelini oluşturur. Hayatınızda önemli bir travma yaşamamış olsanız bile, araştırmalar başka türlü yaşam deneyimlerinin de aynı tip sorunlara neden olabildiğini göstermiştir. Bellek bağlantıları otomatik olarak, bilinç düzeyinin altında meydana geldiğinden, kontrolü ele alanın ne olduğunu hiç bilmeyebilirsiniz.












































