Bir umut olur akşam saati,  belki sabah dört te sıcak çay tadında.. bir rüzgar eser de tenini hisseder çekersin taa içine…

Korka korka yakşaltığın bilmediğin evler gibidir yokluklar. Kaç oda bir salon… Anlamaya çalıştıkça anlayamazsın inadına, bilirsin hissedersin fakat…

Herhangi bir iklimde herhangi kimle olduğun olmaz asla sorun.. sorun da yoktur gerçekte.. vurur öylece içinden avaz avaz bağıran çocuklar gibi..

Keskin bir sızı, tadına doyum olmayan bir acı kaplar her zerreni.. Bazen ayakkabını bağlarken, bazen yere düşen anahtarını alırken patlar zihninde.

Zamansız vurur yokluklar.. ansızın TAK diye… Gülerken dolar gözlerin, çaresiz….

Bilirsin gitmiştir nefesinde ormanlarda koşarcasına coştuğun, bilirsin uyanmışsındır şehrin en guzel lunaparkında olduğunu gördüğün rüyadan…

Gülümsersin inadına, dar gelir beden dar gelir ruh. anlamını yitirir bazen bildiğin tüm doğrular… Öfkelenir esersin  dört mevsim. Dizlerinin üzerine çöker yakarırsın…

Kan ter içinde uykular,  sonsuz sanılan iştahsızlıklar, kimyasal oyunlar oynarken beyin, bakakalırsın uzaktan…

Anlamak zamanı gelir bir gün kapıya, beklercesine davet edersin içeri, usul usul süzülür, sonsuz bir ferahlık kaplar…

Zaman akar saatler geçer, gün döner. Şarkılar söylersin dost sohbetlerinde, dinginleşmiş ruhunu ödüllendirircesine…

Her gidişin her kayboluşun var bir nedeni, varoluşlar, gelişler gibi… kızgın değilsindir artık, gülümsersin.

Göremediklerini gösterir bazen en büyük ayrılıklar, anlarsın elindeki değerin bildiğinden daha değerli, lezzettinden daha damakta kalan olduğunu.. her gidiş bir uyanmışlık oluyorsa, ve çekinmeden konuşabiliyorsan kendinle, neden niçinlerden sonra bulabiliyorsan doğrunu ve bir tebessüm eşliğinde sevgiyle uğurlayabiliyorsan sevilesi olanı…

Hayat bir başka güzel demektir şimdi sana…
 
Zincirler kopar, halatlar kopar, fırtınalar kopar… Yer gök inler, dünya yerinden oynar. Kopmaz yürekler…

Sevdikçe sevilesi olur İNSAN…