Kendimin en karanlık köşesindeydim. Hep böyle sürüp gideceğini sanmıştım. Gidebilirdi de… Hep sert, sivri, hırslı, aksi, inatçı, bencil, huysuz ve somurtkan olabilirdim. Sonra bir ışık gördüğümü sandım dışarda. Oysa fark ettim ki ışık içerden parlıyordu. Tam sol tarafımdan parlayan bir ışık. Kalbimin karanlığında parlayan incecik, ürkek, beyaz bir ışık. Belki de “Ben buradayım!” bile diyemeyecek kadar ürkek… Belki de varlığını gizleyecek kadar utangaç… Fakat kendisine rağmen o kadar güçlüydü ki her renkte yanıp sönmeye başladı: yeşil, mor, mavi, sarı, kırmızı, pembe, turuncu… Bir şeyler tahmin ettiğimden de hızla değişiyordu. Sanki ilk defa gerçek “Ben” ile karşılaşıyordum; çünkü duygularla tanışıyordum. İlk başta yabancısı olduğum bir coşkuyla tanıştım. Sabaha daha coşkulu “Günaydın” der oldum. Coşkuya masum bir heyecan eşlik etti. Fakat eski heyecanların aksine bu cesur bir heyecandı. Evet, korkuyordu; fakat korkusuna rağmen varlığını göstermekten çekinmiyordu. Cesaret kendisini daha da göstermeye başladı ve sevginin ilk kırıntılarına yer açtı. Biranda cömert oluverdim sevgime karşı. Sarılmanın tereddüdünü yitirmek hiç bu kadar kolay olmamıştı. Farklı bir sevginin keşfi ve cesaret, daha kırılgan, daha karmaşık bir duyguyu doğurdu: Özlem. Düşsel varlığındaki tekliğe fiziksel varlığında da kavuşma isteği… Fakat bu sefer karanlık bir özlem değildi, umutlu bir özlemdi karşılaştığım. Kavuşma anında bir çift parlak göz ve gerçekten gülümseyen bir yüzle karşılaşacağını bilmenin güveni vardı içimde. Sadece yaşıyordum. Duygular geliyor ve geçiyordu. Olması gerektiği gibi… Ne akan bir nehirde şuursuzca dallara kayalara çarparak akıyordum ne de tek bir kayaya tutunmuş akıntıya direniyordum. Her şey berraktı. Akan nehirle muhteşem bir uyum içindeydim. Her şey çok güzeldi.

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/ask/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/ask/" data-text="Aşk" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/ask/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><a href="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/58624_446912001590_4125200_n1.jpg"><img loading="lazy" class="alignright size-medium wp-image-5790" title="58624_446912001590_4125200_n" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/58624_446912001590_4125200_n1-300x232.jpg" alt="" width="300" height="232" /></a>Billur 1994 yılında hayata gözlerini açtı. Saint-Joseph lisesini severek bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümüne kendi tercihiyle geçiş yaptı. Kendi bölümü biyolojiye ve bilime duyduğu ilginin yanında psikoloji, biyoenerji, psiko-kinesyoloji, bireysel gelişim, felsefe, edebiyat ve resim sanatı gibi alanlarda kendisini merakla geliştiriyor. Bambaşka dünyalara ait gibi gözüken bu alanların özünde gösterdiği paralellikten etkilenerek profesyonel anlamda bilimle spritüelliği barıştırmak istiyor. İlkokul çağında teyzesinin aldığı yarı değerli taşların şifalarını keşfederek başlayan yolculuğunda izlediği fantastik filmlerdeki “sihir”in derinlerde hep gerçek olduğuna inanıyordu. Ortaokul çağında annesinin rehberliğinde hayatına giren Kuantum ve Çekim Yasası kavramlarıyla artık bu “sihir”in gerçek olduğunu biliyor. Bu bilinçle kendisini gelişime cesaretle açarak kendi dünyasını genişletirken Dünya’da fark yaratmak istiyor. “Umut içimizdeki potansiyelin göz kırpışıdır.” sözüyle Nil Gün’den aldığı ilhamla dünyada “bir şeylerin” değişiminin içimizdeki minik umut tohumlarının yeşermesiyle başlayacağına inanıyor. Karanlığın içinde yanan mumları herkese göstermek istiyor. İşte bu yüzden kendi yazılarında “Benim umudum var!” diyor.</p> <div class="tippy" data-title="Kimdir?" data-showheader="true" data-headertitle="Billur Bektaş" data-width="700" data-height="500" data-anchor="#tippy_tip0_5472_anchor"> &lt;div class=&quot;social4i&quot; style=&quot;height:82px;&quot;&gt; &lt;div class=&quot;social4in&quot; style=&quot;height:82px;float: left;&quot;&gt; &lt;div class=&quot;socialicons s4twitter&quot; style=&quot;float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px&quot;&gt;&lt;a href=&quot;https://twitter.com/share&quot; data-url=&quot;https://dergi.kuraldisi.com/ask/&quot; data-counturl=&quot;https://dergi.kuraldisi.com/ask/&quot; data-text=&quot;Aşk&quot; class=&quot;twitter-share-button&quot; data-count=&quot;vertical&quot; data-via=&quot;&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class=&quot;socialicons s4fblike&quot; style=&quot;float:left;margin-right: 10px;&quot;&gt; &lt;div class=&quot;fb-like&quot; data-href=&quot;https://dergi.kuraldisi.com/ask/&quot; data-send=&quot;true&quot; data-layout=&quot;box_count&quot; data-width=&quot;55&quot; data-height=&quot;62&quot; data-show-faces=&quot;false&quot;&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div style=&quot;clear:both&quot;&gt;&lt;/div&gt; &lt;/div&gt; &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/58624_446912001590_4125200_n1.jpg&quot;&gt;&lt;img loading=&quot;lazy&quot; class=&quot;alignright size-medium wp-image-5790&quot; title=&quot;58624_446912001590_4125200_n&quot; src=&quot;https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/58624_446912001590_4125200_n1-300x232.jpg&quot; alt=&quot;&quot; width=&quot;300&quot; height=&quot;232&quot; /&gt;&lt;/a&gt;Billur 1994 yılında hayata g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. Saint-Joseph lisesini severek bitirdikten sonra İstanbul Teknik &Uuml;niversitesi Molek&uuml;ler Biyoloji ve Genetik b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne kendi tercihiyle ge&ccedil;iş yaptı. Kendi b&ouml;l&uuml;m&uuml; biyolojiye ve bilime duyduğu ilginin yanında psikoloji, biyoenerji, psiko-kinesyoloji, bireysel gelişim, felsefe, edebiyat ve resim sanatı gibi alanlarda kendisini merakla geliştiriyor. Bambaşka d&uuml;nyalara ait gibi g&ouml;z&uuml;ken bu alanların &ouml;z&uuml;nde g&ouml;sterdiği paralellikten etkilenerek profesyonel anlamda bilimle sprit&uuml;elliği barıştırmak istiyor. İlkokul &ccedil;ağında teyzesinin aldığı yarı değerli taşların şifalarını keşfederek başlayan yolculuğunda izlediği fantastik filmlerdeki &ldquo;sihir&rdquo;in derinlerde hep ger&ccedil;ek olduğuna inanıyordu. Ortaokul &ccedil;ağında annesinin rehberliğinde hayatına giren Kuantum ve &Ccedil;ekim Yasası kavramlarıyla artık bu &ldquo;sihir&rdquo;in ger&ccedil;ek olduğunu biliyor. Bu bilin&ccedil;le kendisini gelişime cesaretle a&ccedil;arak kendi d&uuml;nyasını genişletirken D&uuml;nya&rsquo;da fark yaratmak istiyor. &ldquo;Umut i&ccedil;imizdeki potansiyelin g&ouml;z kırpışıdır.&rdquo; s&ouml;z&uuml;yle Nil G&uuml;n&rsquo;den aldığı ilhamla d&uuml;nyada &ldquo;bir şeylerin&rdquo; değişiminin i&ccedil;imizdeki minik umut tohumlarının yeşermesiyle başlayacağına inanıyor. Karanlığın i&ccedil;inde yanan mumları herkese g&ouml;stermek istiyor. İşte bu y&uuml;zden kendi yazılarında &ldquo;Benim umudum var!&rdquo; diyor.&lt;/p&gt; </div>