Sizde de var mı? Bende kocaman, pırıl pırıl bir tane vardı. Bu büyüteci hayatımın üzerinde gezdirerek, başarısız olduğumu düşündüğüm her konuda, kendime ve yaptıklarıma olabilecek en eleştirel, en küçümseyen, en olumsuz tarafından bakıyordum. Ama iş başarılarıma gelince o büyüteç dönüşüp hani bilir misiniz, dürbüne tersten baktığınızda küçücük gösterir baktığınız şeyi, işte öyle her şeyi küçülten bir cam parçasına dönüşüyordu. Başarılarım ya da olumlu yanlarım öyle az ve önemsizdi ki zorlukla seçiyordum bu cam parçasının ardından. Ve ben bu iki görüntü arasında gidip geldim hayatım boyunca, bunun ne kadar yıkıcı ve yorucu olduğunu bilmeden…

Birisi beni tek cümle ile övse, aslında o övgüyü hak etmediğime karşımdakini inandırmak için sayısız cümle ile cevap vermem ve aslında o övgünün karşımdakinin iyiliği ile alakalı olduğuna konuyu bağlamamla sonuçlanan diyaloglar. “Ne var ki, bunu herkes yapar”, “O kadar zeki değilim, yaptığım işlem basit”, “Yok canım o beni sevdiği için öyle söylüyor”, “Çalışkanım ama zaten herkes böyledir” diyerek kendimi ve yaptığım her şeyi önemsizleştirip, değersizleştiriyordum. Hatta bu konuda uzmandım diyebilirim.

İlk kimin elinden devraldım bu büyüteci bilmiyorum. Yedi sekiz yaşlarındayken bıktım senden diye bağıran babamdan mı, sıramın kapağına resim çizdim diye beni azarlayan ve cezalandıran öğretmenimden mi, yoksa hatırlamadığım bir sebepten babama beni şikâyet ettiğine kulak misafiri olduğum annemden mi? Asıl meselem onları bunu yaptıkları için suçlamak değil yanlış anlamayın. Çünkü bunun ne kadar faydasız olduğunu anladım artık, ileriye gitmek istiyorsam geçmişle kavga etmeyi bırakmalıyım, çizgi filmlerde hayaletin içinden geçen yumruk gibi faydasız, öğrendim, biliyorum. Sadece bu davranışımın dayandığı köklerin izini sürüyorum, bulup kesebileyim ya da iyileştireyim, yeter ki tekrar etmeyeyim diye. Gelişmek tam da bu galiba; suçlamaktan ve kızgınlığı geçmişe akıtmaktan vazgeçmek, hayatının sorumluluğunu almak ve özgürleşmek. İşte ben de gelişmeyi ve özgürlüğü seçiyorum.

Her kitabında başka farkındalıklar yaşamamı sağlayan Dr. David Richo ‘Geçmiş Şimdi Olduğunda’ kitabında sevginin beş öğesinden bahsediyor. Dikkate alınma, kabul görme, takdir edilme, şefkat görme ve olduğunuz gibi olmanıza izin verilmesi. Bunlardan birinin veya birkaçının çocukluğumda karşılanmadığını varsaydığımda aslında neden kendime karşı bu kadar yargılayıcı ve küçümseyici olduğumu anlayabiliyorum. Çocukluğumda, benim için sözleri tartışılmaz doğru olan, hayatı öğrendiğim, varlığımın devamını sağlayan anne ve babam tanımıyorlardı tabii Dr. Richo’yu, tanısalar ya da sözcüklerinin benim üzerimdeki derin etkisini bilselerdi eminim çok başka davranırlardı. Bugün sevginin bu beş öğesini kendime vermeyi öğrendiğimi gururla söyleyebilirim. Kuraldışı Akademi’de aldığım birçok eğitim sayesinde gerçekliğime objektif gözle bakmayı ve aslında ne kadar güçlü ve ‘başarılı’ olduğumu öğrendim. Özellikle yaptıklarıma ya da sahip olduğum değerlere övgü ve takdirle bakmak, hata yaptığımda ders çıkararak kendimi suçlamadan ve yargılamadan yoluma devam etmek benim büyütecimi “Başarı Büyüteci” ne çevirdi. Şimdi kendimi hiç olmadığım kadar güçlü ve özgür hissediyorum, gökyüzünde süzülen dev bir kartal gibi. Ne eşsiz, ne doyulmaz bir duygu bilseniz…

Siz de bir bakın bakalım, övgüleri kolay alabiliyor musunuz? Hata yaptığınızda herkesten çok kendinize siz mi kızıyorsunuz? Belki sizin de vardır, kocaman, pırıl pırıl bir “Başarısızlık Büyüteci”niz. Eğer varsa o zaman siz de bugün, hemen, şimdi başlayın kendinizi dikkate almaya, kabul etmeye, takdir etmeye, şefkat göstermeye ve olduğunuz gibi sevmeye. Gökyüzünün maviliğinde hepimize yer var…

Tuna Ural

 

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/basarisizlik-buyuteci/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/basarisizlik-buyuteci/" data-text="Başarısızlık Büyüteci" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/basarisizlik-buyuteci/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7140 alignleft" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2023/08/TunaUral-300x226.jpeg" alt="" width="192" height="145" srcset="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2023/08/TunaUral-300x226.jpeg 300w, https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2023/08/TunaUral.jpeg 342w" sizes="(max-width: 192px) 100vw, 192px" />1973 yılında memur bir baba ile ev kadını bir annenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Babamın tayinleri nedeni ile ilkokulu Ankara’da ortaokul ve liseyi İstanbul’da okudum. Aslında yazmaya ve edebiyata meraklı olmama rağmen dönemin popüler üniversite tercihi İktisat’ı kazanarak Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldum.</p> <p>Uzun yıllar telekomünikasyon, sigorta, inşaat, reklam gibi farklı sektörlerde satış – pazarlama alanında çalıştım. Hemen her beyaz yakalı gibi alanımla ilgili sayısız eğitim aldım. Kalite Yönetim Sistemleri ile ilgili Denetmenlik Sertifikası aldım. Hâlâ daha çok yoğun bir şekilde devam eden tiyatroya merakımdan dolayı Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde yaz dönemi tiyatro eğitimi aldım. Dijital pazarlamanın mesleğimle ilgili tamamlayıcı olacağını düşündüğüm için Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Dijital Pazarlama Yönetimi Eğitimi’ne katıldım. Farklı dernek ve vakıflarda, sivil toplum örgütlerinde gönüllü olarak çalıştım, hâlâ çalışmaya devam ediyorum.</p> <p>Anne olmaya karar verdiğimde üniversiteden mezun olduğum günden beri aralıksız devam ettiğim iş hayatına ara verdim. Ancak oğlum doğduktan sonra bu kararın aslında kendini tanıma ve kendinle yüzleşme cesareti gerektirdiğini ve bir çocuk yetiştirmenin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunun farkına vardım. Oğluma hak ettiği gibi bir anne olabilmek için kendimde geliştirmem gereken yönler olduğunu ve önce kendi çocukluğumu büyütmem gerektiğini anlamam hayatımın dönüm noktası oldu. O günden sonra bireysel gelişim maratonum başladı diyebilirim. Önce çok kıymetli eğitmenlerden Anne Eğitim Seminerleri aldım. Daha sonra Theata Healing ile tanıştım, uygulayıcısı oldum, ileri seviye eğitimini aldım. Daha sonra Access Bars seansları aldım. Bunlar hayatımda yeterli olmasa da fark edilir değişiklikler yarattı, ta ki babamı kaybedene kadar. Babamı kaybettikten sonra bir karar aşamasındaydım ya değişip gelişmeye devam edecek ya da aldığım bütün eğitimlere ya da desteklere rağmen başımın üstünde duran kara bulut yokmuş gibi davranmaya devam edecektim. Bu dönemde, özellikle EFT’nin kullanıldığı travma çözümlemeye yönelik sayısız bireysel terapi aldım. Ancak yine de yeterli gelmeyip daha ne yapmalıyım diye düşünürken, profesyonel hayata geri dönme kararım sayesinde Nil ve Saim ile tanıştım. Bir tesadüf gibi gözükse de “Kader, gayrete âşıktır.” sözünün bir karşılığı olduğunu düşünüyorum ben bu buluşmanın. Ekiplerinin bir parçası olduktan sonra katıldığım ilk workshopta yaşadığım şaşkınlık dün gibi aklımda. Sonrası su gibi geçen, çok gözyaşı, çok kahkaha, ama bolca sevgi ve şefkatle dolu 14 eğitim ve Kuraldışı Akademi’den mezuniyetim&#8230;</p> <p>Bugün bu satırları yazmamı sağlayan yazılarımın Kuraldışı Dergi’de yayınlanması da benim kişisel tarihimde eşsiz bir yere sahip. Çünkü lise üniformamın içindeyken mutlulukla yazdığım kelimelerim hayat akıp giderken bir yerlerde kaybolmuştu. Ancak bu eğitimler sayesinde elime tekrar kalemi aldım, yazdım yazdım&#8230; Kelimelerimi tekrar bulduğum ve onlar aracılığı ile karşımdakilere dokunabildiğimi hissettiğim an, benim zafer anımdı. Bir egzersiz sonrasında yazdığım yazım “Sessizliğin Düşündürdükleri” de boynuma taktığım ışıl ışıl madalyonum.</p> <p>Hayatın aslında bir keder okyanusu değil deneyim kılavuzu olduğunu öğrenmenin hazzıyla öğrenmeye, gelişmeye, bütüne katkı olmaya devam…</p> <span class="et_social_bottom_trigger"></span>
Share This