‘’ Sana vadedebileceğim tek şey gerçek. Fazlası değil “ dedi Morpheus. Kırmızı hap Neo’yu tavşan deliğinden çıkarıp, harikalar diyarına götürür ya da mavi hapı seçip her zamanki hayata devam edebilir.

İşte “farkındalık” budur: Hapı yutmak, kırmızı olanından. “O” ne kadar şaşkınlık verici, ne kadar güzel, ne kadar korkutucu, heyecanlı, ürkütücü, karanlık, aydınlık, acı, tatlı, siyah, beyaz, baş döndürücü, mide bulandırıcı, zorlaştıran, kolaylaştıran, ittiren, durduran, ağlatan, güldüren, anlamlandıran, anlamsızlaştıran, ilerleten, vazgeçiren, doğru, yanlış, iyi, kötü bana dair ne varsa. Kısaca BEN

Bir yola çıktım sonunu bilmeden; başında ise yolu bilmeden. Kimi zaman sezgilerimi unuttum, kimi zaman aklımı. Bilgiyi çıkartırken beynimden, duygularımı düşürmüşüm kalbimden. Geri gittim, bir bir topladım huzuru, öfkeyi, coşkuyu, hüznü, kızgınlığı, cesareti, nicesini…

Tamamlandım derken bakmışım ki birbirlerine girmişler. Hiç kolay olmadı kavgayı bitirmek. Eksik hissettim kendimi. Oysaki kalbimde sevgi; kafamda bilgi ve akıl. Bende olmayan ne? Oturdum yolda kocaman bir kayaya. Gözlerimi kapadım. Ne duydum, ne gördüm, ne dokundum. Yol’u düşündüm sadece. Yarenim olur mu bir ara? Hangi diyarlara giderim? Kimleri tanırım? Ne serüvenler yaşarım? Üç gözlü devi görür müyüm? Tavşanın peşinden gidersem Alice’le tanışır mıyım? Kaç günde devr-i alem yaparım? Eksik parçamı gördüm sonunda: Hayal gücü. “İyi de, ben bunu nasıl kullanacağım” diye sordum kendime? Ağlayan sesler duydum içimde. “ Bizi nasıl unutursun”? Önceleri o kadar şizofrenik geldi ki, her yaştan ve cinsiyetten pek çok ses.

  • Kimsiniz?

Hepsi birden cevap verdi:

  • Sen!
  • Senden mi?
  • Ben kimim?
  • Yazansın, şarkılar söyleyen, hatip, hata yapan, hatalarından öğrenen, dibe vuran, dipten güç alan, değerli, özel, yeterli.

 

Sen, İhtiyacın olan her şeysin.

Betül Varol