“Bir sorunum olduğunu nasıl anlarım?” sorusu sık sorulur. Bu, gayet yerinde bir sorudur, çünkü kişinin bir sorunu olduğunu anlaması ve kabul etmesi hiç de kolay değildir. Bu konuda son zamanlarda pek çok televizyon programı yapılıyor, hatta istifleme rahatsızlığına özel kablolu kanallar bile var. Bunlar yardım edilebileceğine dair bir umut aşılamaları açısından olumlu etkide bulunabildiği gibi, bu rahatsızlığın kişiyi damgalayabileceğini göstermesi bakımından da olumsuz bir etki yapmaktadır.

Medya bilgi veriyor ve rahatsızlığa dair farkındalığı arttırıyor ama aynı zamanda pek çok programda bu bağımlılığın yol açtığı utanç duygusu da inceleniyor. Buradaki önemli mesaj istifleme bağımlılığının her bireyi farklışekillerde etkilediği olmalıdır. Etiketleme ya da tanı, bu rahatsızlığın kişiyi hayatını tam anlamıyla yaşama yetisi açısından nasıl etkilediğinden daha az önemlidir.

Fakat eğer hemen herkeste istifleme ya da biriktirme eğilimi varsa ve hepimiz bizim için önemli şeyleri biriktirmeye meyilliysek, bir sorunumuz olduğunu nasıl anlayabiliriz? Kendinize bu tayfın neresinde olduğunuzu belirlemenize yardımcı olabilecek şu soruları sorabilirsiniz:

Yaşadığınız ortamda bir şeylere takılarak, yanlardan geçerek, sırtınızı duvara dayayarak yürümek zorunda mı kalıyorsunuz?

Yaşadığınız ortamdaki eşyaların sayısı oranın tasarlandığı gibi kullanılmamasına mı yol açıyor? Mesela, yatağınızın üstündeki karman çorman yığın uyumayı zorlaştırıyor mu, mutfakta yemek pişirecek yer yok mu veya oturma odasının kullanılabilmesi için yeniden düzenlenmesi mi gerekiyor?

Ailenizi ve arkadaşlarınızı evinize çağırmaktan kaçınıyor musunuz?

Kullanmadığınız, onun yerine biriktirdiğiniz şeyler mi satın alıyorsunuz?

Aynı şeyden birkaç tane mi alıyorsunuz?

Evinizde belge, giysi veya kitap gibi şeyler bulmakta zorlanıyor musunuz?

Bir şeyleri uzun uzadıya kontrol etmeden elden çıkarmakta zorlanıyor musunuz?

Bir şeyi elden çıkarmadan önce düşünmek veya kaygılanmak için çok zaman harcadığınızı mı görüyorsunuz?

Bir şeyleri atmanız gerektiği zaman sıkıntı veya rahatsızlık mı duyuyorsunuz?

Bir şeyi atmadan önce karar vermek için çok zaman mı harcıyorsunuz?

Bir şeyleri vermek size zor mu geliyor?

Giysiler gibi sahip olduğunuz şeyleri kullanmakta zorlanıyor musunuz?

Çok küçük veya çok büyük gelen giysiler ya da boş kavanozlar gibi artık kullanmadığınız şeyleri de saklıyor musunuz?

Bir şeyleri attıktan sonra gidip tekrar çöp kutusundan alıyor musunuz?

Bir şeyleri hatırlamak için zihninize güvenemediğinizi mi görüyorsunuz?

Eğer yukarıdaki soruların beşine veya daha fazlasına “evet” yanıtı verdiyseniz, o zaman kendinize “Sahip olduğum şeylerin miktarı yaşam alanımı ve hayatımı etkiliyor mu?” diye sormalısınız. Eğer etkiliyorsa, bir istifleme bağımlılığı sorununuz olabilir. Güvendiğiniz bir aile üyenizin veya arkadaşınızın fikrini almanız faydalı olabilir. Onlar sizin bir istifleme bağımlılığı sorununuz olduğunu düşünüyor mu?

Yaşadığımız yerde aşırı eşya olup olmadığının ayırtına varmamız zor olabilir. Yaşadığımız ortama alışırız ve o bizim için norm haline gelir. Bazen kendi kendimizi iyi olduğumuza ve bir sorun olmadığına ikna edebiliriz –bu dağınık tıkışıklığın geçici olduğunu ve daha fazla depolama alanı bulduğumuz veya bir şeyleri elden çıkardığımız zaman bu işi çözeceğimizi düşünerek kendi kendimizi rahatlatabiliriz.