“YA SİGARA YA KİLOLAR” MI?

Sigarayı bıraktıktan sonra bir ayda beş kilo aldığını söyleyen Elvan, hemen yeniden sigara içmeye başladığını belirtiyor. Sigara içen kişiler, özellikle kadınlar, sigarayı bıraktıklarında kilo almaktan korkuyor. Alınan kiloların, sigarayı bırakmanın bedeli olduğu düşünülüyor. En azından bu, sigaraya yenik düşmenin utancını örten geçerli bir neden olarak ileri sürülüyor. Bu nedenle sigaraya yeniden başlayan çok insan var.

Genellikle, sigara içerken de fazla kilolarıyla “savaşan” bu kişiler birkaç ekstra kilo daha almaktansa, sigarayla mezara gitmeyi tercih ediyorlar.

İnsanlar asla sigara yüzünden öleceklerini akıllarına getirmezler. Zaten ölüm nedeni hanesine “sigara” yazılmış bir ölüm belgesi de yoktur. Şu anda hâlâ yaşıyor olduğu için, ölüm sigara içen insana uzak gelir.

Feryal sigarayı bıraktıktan sonra hiç kilo almadı. Çünkü sigaranın ağzında yarattığı boşluğu abur cuburla doldurmadı. Sigara içmek “ağzı meşgul etmek” ihtiyacından kaynaklanmaz. Ağız sadece nikotini beyne ulaştırmak için kullandığımız bir araçtır. Kokain bağımlısının burnuna kokain yerine pudra şekeri çekerek, bağımlılığını yenmeye çalışmasını komik bulursunuz değil mi? Çünkü kokainmanın sorunu “burnu meşgul etmek ihtiyacı” değildir.

Peki nikotin bağımlısının ağzına sigara yerine yiyecek koyarak bağımlılığını yenmeye çalışmasını da komik bulmak gerekmez mi?

Sigara yerine yiyeceği koymak el-ağız alışkanlığını kırmanızı engellediği gibi, istemediğiniz kiloları da çabucak almanıza yol açar.

Sigara iştah kesici olarak bilinir. Bu doğrudur. Nikotin, zayıflama ilacı olarak bilinen amfetaminler ve iştah kesici bir uyarıcı madde olan kokainle birlikte aynı farmakoloji ailesine mensuptur.

Araştırmalar sigarayı bırakanların yüzde altmış beşinde kilo artışı olduğunu gösteriyor. Her ne kadar tıp, günde yirmi sigara içmenin bedene verdiği zarar ve fazladan elli kilonun bedene verdiği zararın birbirine eşdeğer olduğunu söylese de bu, hiçbir giysi üzerine olmayan, fermuarını kapatamayan birinin umurunda olabilir mi?

Basküldeki değişimi sigarayı bıraktıktan sonra ilk üç hafta içinde görebilirsiniz. Ama altı ayın sonundaki kilonuzla, bir yılın sonundaki kilonuz büyük olasılıkla aynı olacaktır.

NEDEN KİLO ALINIR?

Beden neden yağ biriktirir? Yakılamayan yiyecekler yağa dönüşür. Sigara içenler için metabolizmanın hızı üç unsura bağlıdır:

1) Nikotin düzeyi;

2) Vücuda giren yiyecek miktarı;

3) Bedensel hareket oranı.

Sigarayı bıraktıktan sonra metabolizma yavaşlar. Yani yiyecekler enerjiye eski hızla dönüşemez. Enerjiye dönüşemeyen yiyecekler de vücutta yağ olarak depolanır.

Nikotin iştah kesici olduğu kadar metabolizmayı da hızlandırıcı özelliğe sahiptir.

Sigarayı bırakmak metabolizmayı yüzde dört oranında yavaşlatırken, yenilen yemek miktarını da yüzde altı buçuk oranında artırıyor. Sonuç: Beş ekstra kilo.

Ama durun, hemen telaşlanmayın. Sigarayı bırakmayı bilinçli bir şekilde gerçekleştirirseniz kilo almazsınız.

Yüzde altı buçukluk yiyecek artışını denetlemek kolaydır. Bir şey yemeden önce kendinize şunu sorun: “Hâlâ sigara içiyor olsaydım bunu yemek ister miydim, yoksa sigaraya mı uzanırdım?” Eğer yanıtınız, “Hayır yemezdim, sigaraya uzanırdım” ise, bunu sigara içme arzusu olarak değerlendirin ve yiyerek suçluluk duymak yerine, geçici rahatsızlığı seçin. Bu seçimi yapmazsanız sigara bağımlılığınız kolaylıkla yiyecek bağımlılığına dönüşebilir.

Sigarayı bıraktığınızda sakın diyet yapmaya kalkışmayın. Önce sigara sorununu halledin, yeter. Yeme alışkanlığınızı başıboş bırakmayıp yakından gözlemlemek kilo almanızı önleyecektir. Hatta bir iki kilo vermeniz bile olasıdır. Fakat şu andaki amacınız kilo kaybetmek değildir. Kilo almamak yeterince başarı olacaktır.

EGZERSİZ YAPIN!

Yüzde dörtlük metabolizma hızının düşüşünü telafi etmek hem kolay hem de zevklidir. Nikotin gibi, metabolizmayı hızlandıran bir şey daha var: egzersiz.

Eğer koltuktan kalkıp buzdolabına kadar yürümeyi ya da kolunuzun tabaktan ağzınıza doğru hareketini egzersiz olarak görüyorsanız, eminim egzersizin zevkli olduğu fikrine yürekten katılıyorsunuzdur!

Egzersizden kastettiğim aletli jimnastik yapmak da değil. Günde kırk dakika yürümeniz bile yüzde dörtlük farkı kapamak için yeterlidir.

Sigarayı bıraktığınızda kilo almak istemiyorsanız, fiziksel aktivitenizi artırmak durumundasınız.

Yiyecek miktarınızda hiçbir artış olmasa bile, yüzde dörtlük metabolizma farkının altı hafta içinde size 2 kilo 200 gram yağ olarak dönmesini istemiyorsanız, yürüyüşü yaşamınızın bir parçası haline getirin.

Egzersiz, sigara içse de içmese de her insan için yararlı ve sağlıklıdır. Ayrıca sigarayı bıraktıktan sonra enerjiniz artacağı için doğal olarak daha aktif olma ihtiyacını zaten duyacaksınız.

Sağlıklı bir yaşam sürmek için kendinize günde kırk dakika ayıracak kadar değerlisiniz. Sigara içmeye bundan daha fazla zaman ayırıyorsunuz, farkında mısınız?

Neden Sigara Yerine Egzersiz

İnsanlar sigarayı ve egzersizi birçok ortak noktalarından dolayı aynı amaçlarla kullanıyor.

Sakinleştirici olarak

  • Nikotin, beyinde ağrı, stres ve endişeyi giderici bir hormon olan beta endorfin salgılanmasını artırarak insanın sakinleşmesini sağlar.
  • Egzersiz, “doğal sakinleştirici” olarak bilinen beta endorfin salgılanmasını artırarak insanın kendisini iyi hissetmesini sağlar.

Uyarıcı (stimulant) olarak

  • Nikotin, adrenal tarafından üretilen epinefrin ve norepinefrin yoğunluğunun artmasına yol açarak kişinin kendisini canlı hissetmesini sağlar ve konsantrasyon gücünü artırır.
  • Egzersiz iki doğal uyarıcı olan epinerfin ve norepinefrin salgılanmasını artırarak kişinin kendisini canlı, enerjik hissetmesini sağlar ve konsantrasyon gücünü artırır.

Kilo kontrolü

  • Nikotin metabolizmayı hızlandırarak bedenin daha fazla kalori yakmasını sağlar.
  • Egzersiz metabolizmayı hızlandırarak bedenin daha fazla kalori yakmasını sağlar.

Can sıkıntısı ve depresyon giderici olarak

  • Nikotin beynin doğal antidepresanı olan serotonini serbest bırakarak depresyonu azaltır. Ayrıca elde, ağızda ve kül tablasındaki sigara sizi günde üç dört saat oyaladığı için zamanınızı doldurur. Böylece can sıkıntınızı bir ölçüde azaltır.
  • Egzersiz, doğal antidepresan olan serotonin üretimini artırarak kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlar. Egzersiz yapan kişi takıntılarıyla uğraşamayacağı için depresyon ve karamsarlığa iyi gelen en doğal ilaçtır.

Görüldüğü gibi sigara ile egzersizin benzerlikleri çok fazla… Bu yüzden sigara içen egzersiz yapmakta zorlanıyor, egzersiz yapan da sigara içerken rahatsızlık duyuyor.

İkisi arasındaki en büyük fark ise enerjiyle ilgili. Sigara vücudun enerjisini emerek insanı tembelleştiriyor, hareketsizleştiriyor, miskinleştiriyor ve hantallaştırıyor. Egzersiz ise vücudun enerjisini artırarak insanı canlandırıp hareketlendiriyor. Özdeğeri ve özsaygıyı artırdığı için kişi yaşam enerjisiyle doluyor.

Şimdi kendinizi iki şekilde de hayal ederek seçiminizi yapın:

Dudaklarında sigara, pis kokan, yaşamınızın kalitesini düşüren siz.

Ya da sigarayı bırakmış, egzersiz yapan, canlı, hayat dolu, yaşamının kalitesini yükselten siz!

Hangisi sizsiniz?

İşte bu seçimi yapan insanların söyledikleri:

“Sürekli kendimi yorgun hissettiğim için egzersiz yapma düşüncesi bana çok uzak geliyordu. Uyuşukluğumun, yaşımın ilerlemesinin bir belirtisi olduğunu sanıyordum. Enerji gençlere ait bir şey olmalıydı. Sigarayı bıraktıktan sonra birdenbire enerjimin arttığını görmek güzel bir sürpriz oldu. Spordan tekrar zevk almaya başladım; tıpkı genç kızlığımda olduğu gibi.”

44 yaşında bir öğretmen

“Sigara tüketimim günde iki pakete çıktığında, eskisinden daha çok içki içtiğimi de fark ettim. Alkol ve sigara birbirinin tüketimini artırıyor. Kilo almamak için gündüzleri kahve-sigarayla idare ediyordum. Akşamları sanki üç öğünü bir arada yiyordum. Sigarayı bırakmak benim hayatımı değiştirdi. Sigarayla birlikte alkol de hayatımdan çıktı gitti. Bugün iki yıl öncesine göre on iki kilo daha hafifim. Teniste de oldukça iddialıyım.”

38 yaşında bir mühendis

“Sık sık grip olmamın nedeninin sigara olduğunu biliyordum. Kararımı verdim; bir daha grip olduğumda sigarayı bırakacaktım ve bıraktım da. Sigarayla birlikte asansöre binmeyi, yakın yerlere arabayla gitmeyi de bıraktım. Egzersizi yaşamın içine katarak kilo almamayı başardım. Kendime olan güvenimin ne kadar arttığını anlatamam.”

27 yaşında bir reklamcı

İdeal Egzersiz: Yürümek

Egzersiz sağlıklı yaşamın parçasıdır. Olmazsa olmaz olan bir parçası. Sigarayı bırakanların çoğu kilo almamak için başlangıçta birtakım egzersizlere dört elle sarılır. Ama sadece bir süre için… Daha sonra egzersiz unutulur gider. Bir süre sonra da sigara kişinin hayatına geri döner.  Otuz küsur yıl önce sigarayı dokuz ay boyunca bırakmayı başarmıştım. Sigarayı bıraktığım günden itibaren bir aerobik kursuna kaydolmuştum. Her gün ibadet edercesine sabah jimnastiğini kaçırmıyordum. Üç aylık kurs ücretini peşin aldıkları için olsa gerek, aerobik tutkumun birinci ayın sonunda sona ermesine karşın zor da olsa, arada bir aksatsam da çalışmayı üç ay kadar sürdürdüm.

Ardından bir haftalık tenis, iki haftalık yüzme, bir aylık jogging ve aerobiğe geri dönüş maceramdan sonra egzersizi yaşamımda bir yük olarak gördüğümü fark etmiştim. Görev icabı egzersiz yapıyordum, egzersizden zevk aldığım için değil. (O zamanlar egzersizi keyfe nasıl dönüştüreceğimi henüz bilmiyordum.)

Evimi görev duygusuyla pahalı bir takım egzersiz aletleriyle doldurdum. Ama kısa bir süre sonra onları da kullanmaz oldum. Tıpkı oyuncağından bıkan çocuklar gibi. Aletler arka odaya tıkıldı tabii ki. Evinde egzersiz aletleri bulunan ve onları düzenli olarak kullanan kaç kişi olduğunu hep merak etmişimdir.

Yaşama katılmayan ya da yaşamın bir parçası haline gelememiş egzersiz bir süre sonra unutulmaya mahkûmdur. Seçtiğiniz egzersiz yaşamınızda sigaranın yerini doldurmuyorsa onu benimsemeniz mümkün olamaz.

Yeni bir alışkanlığın bilinçaltı tarafından da benimsenmesi için minimum yirmi bir gün boyunca benimsenerek uygulanması gerekir. Alışkanlıklar yirmi bir günde değişir.

Ama ben değil yirmi bir gün, dokuz ay sigara içmediğim halde ne sigara içmemeyi benimseyebilmiştim ne de yerine koyduğum egzersizleri.

Doğal olarak, sigaranın yerini doldurması gereken egzersizlerden vazgeçtikten bir ay kadar sonra sigara içmeye yeniden başlamıştım bile.

Bu nedenle hem kedinizi sigara içmeyen biri olarak hissetmeniz hem de seçtiğiniz egzersizi, diş fırçalamak gibi yaşamınızın bir parçası haline getirmeniz önemli ve gereklidir.

Bir egzersiz programının etkin ve sürekli olması için birçok özelliğe sahip olması gerekir:

Kolay olmalıdır

Yeni başlayanlar bile kolaylıkla uygulayabilmelidir.

Pahalı aletler, giysiler ya da kulüp üyeliği gerektirmemelidir

Örneğin tenis ve golf gibi sporlar, giyim kuşam, alet edevat, kulüp üyeliği derken bir servete mal oluyor. Her yerde bir tenis kortu bulmanın olanaksızlığı da ortada. Yüzme çok yararlı bir egzersiz olmasına karşın kaçımızın yaz kış yüzebileceği bir havuz bulma ve aidatını ödeme imkânı var.

Güvenli olmalıdır

Kazalar ve sakatlıklar bir egzersiz programından vazgeçmek için sık kullanılan mazeretler oluyor. Jogging gibi çok enerji gerektiren sporlar da yıllar boyu sigara kullanımının zayıflattığı kalp ve solunum sistemi üzerinde ağır baskı yaratabilir. Jogginge başlamak için doktorlar sigarayı bıraktıktan sonra altı ay ile bir yıl arasında bir sürenin geçmesini öneriyorlar.

Her mevsimde yapılabilir olmalıdır

Bisiklet ve ski gibi sporlar çok yararlı ve etkin olmasına rağmen uygun havanın ve iklimin olmasını da gerektiriyor. Tüm bu özellikleri taşıyan çok eski bir aerobik egzersizi var: yürümek.

Herkes nasıl yürüyeceğini biliyor. Pahalı giysiler ya da alet edevat gerektirmiyor. Her yerde ve her zaman, her hava koşulunda uygulanabilir. Tüm sporlar içinde kaza ve sakatlık açısından en risksiz ve güvenilir olduğu biliniyor. Yürümek, bedende yarattığı etki açısından en yararlı aerobik aktiviteler sıralamasında ilk beşin içinde yer alıyor.

Yürümek, metabolizmayı düzenlemekle kalmıyor, kilo kaybına da neden oluyor.

California Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada bir grup şişman Californialının günde en az otuz dakika yürümesi istendi. Grup üyeleri yeme alışkanlıklarında hiçbir değişiklik yapmayacak yalnızca her gün yürüyeceklerdi. Bir yılın sonunda grubun her üyesinin kilo kaybettiği görüldü. Ortalama on kilo kaybetmişlerdi.

Yürümek, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterolü düşürmek için de çok yararlı bir egzersizdir. Yürümek stres giderici özelliğinden dolayı, sigara yoksunluğunun yarattığı gerginliği de geçiriyor. Canınız sigara çektiğinde evinizin etrafında bir tur atıp gelin. Yararını göreceksiniz.

METABOLİZMANIZI GÜNAH KEÇİSİ YAPMAYIN

Eğer Elvan gibi siz de sigarayı bıraktıktan sonra ayda beş kilo aldıysanız hemen metabolizmanızı suçlamayın. Yeme davranışınıza biraz daha yakından bakın. Eskiden bu kadar çok tatlı yiyor muydunuz? Sigarayı bıraktıktan sonraki ilk birkaç hafta, artan tatlı yeme dürtünüze dur demeyi bilmezseniz, bedeniniz bu kadar çok kaloriyi enerjiye çeviremez ve yağ olarak depolar.

Bu dönemi bol meyve yiyerek geçirmeye özen gösterin. Ama yapay tatlandırıcılardan uzak durun. Amerikan Kanser Derneği tarafından yapılan bir çalışma sonucunda, yapay tatlandırıcı kullanan kadınların, kullanmayanlara göre daha hızlı ve daha çok kilo aldığı belirlendi.

Kilo almamak için yapacağınız öncelikli egzersiz kendinizi masadan iterek uzaklaştırmak olsun.

Sigarayı en çok ne zaman içiyordunuz? Çalışırken mi, yemekten sonra mı, televizyon seyrederken mi? Sigarayı bıraktıktan sonra özellikle bu anlarda abur cubur yemekten kaçının. Yoksa kilo almanız kaçınılmaz olur.

Fiziksel aktivitenizi artırmaksızın sigara içtiğiniz dönemde yediğiniz miktar ve türde beslenmeyi sürdürseniz bile, bedeniniz yediğinizi eski hızıyla yakamayacaktır. Bu da kilo almanıza neden olur. Bir de, normalden daha çok yerseniz kesinlikle kilo alırsınız!

Bu noktada çoğu insanın verdiği yanlış karar, sıkı bir diyete girip, çok daha az yiyerek kilo vermeye ya da aynı kiloda kalmaya çalışmaktır. Böylesine bir işkence yöntemiyle belli bir süre için kilo verebilirsiniz ama metabolizmanızın ayarını da bozmuş olursunuz. Zaten sigarayı bıraktığınız için ayarını şaşıran metabolizmanız hepten bozulacaktır. Bu nedenle sigarayı yeni bırakanlara katı diyet uygulamaları asla önerilmez.

Bedeninize giren yiyeceğin miktarı iyice azaldığında bedeniniz dünyada açlık baş gösterdiğini sanarak (kıtlık bilinciyle) kendisini korumaya alır. Çalışmasını iyice azaltarak yağ deposunu idareli kullanmaya çabalar. Tıpkı elinde çok az yiyecekle mahzende kapalı bir kimsenin yiyeceğini gıdım gıdım tüketerek yaşamını sürdürmeye çalışması gibi.

Yeni Beslenme Tarzı

Zavallı metabolizmanız sizi koruduğunu, size iyilik yaptığını sanırken, siz “kuş kadar yediğim halde neden yeterince hızlı kilo vermiyorum” diye çıldırırsınız. Bu nedenle kilo vermek ya da almamak istiyorsanız metabolizmayı hızlandırarak yağ depolanmasını engellemeniz gerekir. Yediğiniz yiyeceğin miktarını azaltmakla bedenin metabolizma hızını iyice düşürmüş olursunuz.

Bunun dışında, düşük kalorili yiyeceklerle uzun süre beslenme, depresyona, yorgunluğa ve bıkkınlığa yol açtığı gibi, arada bir her şeye boş verip aşırı yemeye de neden oluyor. Sonuçta kendinizi açlığa mahkûm ederek zayıflamak kalıcı olmuyor. Her zamanki yeme alışkanlığınıza döndüğünüz an kilolar hızla geri geliyor; hem de fazlasıyla.

Sigarayı bıraktığınızda kendinize yeni sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmeyi de hedeflerseniz, bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz. Sigara içen insanların sağlıklı beslendikleri söylenemez. İki kötü alışkanlığın (sigara içmek ve sağlıksız beslenmek) üstesinden aynı anda gelmenin, kötü alışkanlıklarla tek tek baş etmekten çok daha kolay olduğunu biliyor musunuz?

Sigara Bağımlısı mısınız?

  1. Günde on beş sigaradan daha fazla içiyor musunuz?
  2. Nikotini alınmamış “gerçek” sigaraları içmeyi mi tercih ediyorsunuz?
  3. Sigarayı içinize çekerek mi içiyorsunuz?
  4. Sabah ilk sigaranızı uyandıktan sonra yarım saat içinde içiyor musunuz?
  5. Sabah ilk sigaranın zevkinin farklı olduğunu düşünüyor musunuz?
  6. Sigaranın yasak olduğu yerlerde bulunduğunuzda zorlanıyor musunuz?
  7. Hasta yatağınızda bile sigara içiyor musunuz?

Eğer bu sorulara evet yanıtını veriyorsanız, “ağır içici” bir sigara bağımlısısınız.

Sigara çoğu insan için kahve, yiyecek, alkol ve telefonun ayrılmaz bir parçasıdır. Sigarayı bıraktığınızda, örneğin her telefonu ele alışınızda dayanılmaz bir sigara içme arzusu duyarsınız. Bu arzunun nikotin bağımlılığıyla ilgisi yoktur. Sigara arzusu telefonla bağıntılı otomatik bir tepkidir. Sigarayı bıraktıktan sonra yeniden başlamamak için bu tür tepkilerinizi otomatik olmaktan çıkarmayı öğrenmeniz gerekir.

Otomatik davranışlar bilinçaltının eseridir. Ancak kararlılık ve bilinçaltı işbirliği ile bütün bağımlılıklarınızdan kurtulabilirsiniz.

YOKSUNLUKLA BAŞ EDEBİLMEK

Nikotinin fiziksel bağımlılığını gözünüzde büyütmeyin. Dünyada nikotin, eroin, kokain ve alkolü bırakarak sağlıklı yaşamı seçmiş milyonlarca insan var.

Fiziksel bağımlılığı aşmak üç ilâ yedi gün sürer. Ondan sonraki sigara arzusu psikolojiktir, fizyolojik değil.

İlk üç gün, günde kaç sigara içiyorsanız o kadar sayıda “nikotin krizi” yaşayacağınızı bilin. Ama her kriz gibi bu krizler de geçicidir. En şiddetli olanı bile on beş dakikadan fazla sürmez. Nikotin krizini dalgalara benzetebiliriz. Dalga gelir sahile vurur ve geri çekilir. Nikotin krizi her geçen gün gittikçe azalarak ortalama bir hafta içinde kaybolur. Ama psikolojik sigara arzusu çok daha uzun sürer ve kişiden kişiye değişir. Sigarayı bırakmak istemediğiniz halde herhangi bir nedenden dolayı bırakmak zorundaysanız ve salt irade gücünüzün bunu başarmaya yeterli olacağını düşünüyorsanız, eninde sonunda yenilgiye hazır olun. Dünya, sigarayı bıraktıktan altı ay, bir yıl, beş yıl sonra sigaraya yeniden başlamış iradesi güçlü insanlarla dolu.

Bir bağımlılığı aşmak için “gerçekten istemenin” en önemli unsur olduğunu ne kadar vurgulasam azdır. Gerçekten istemek, karar vermek ve bilinçaltını eğitmek sigarayı bırakmanın en emin yoludur.

Sigarayı bıraktıktan sonra bedeniniz de nikotin yokluğuna uyum sağlamak için birtakım değişimler geçirir. “Yoksunluk krizi” denilen bu uyum sağlama döneminde bedeninizin vereceği tepkilere hazırlıklı olun. Kendinizi ne kadar kötü hissederseniz hissedin, zor dönemin bir haftada gittikçe hafifleyerek geçeceğini bilin.

Yoksunluk Semptomları

Balgamlı Öksürük

Ciğerlerinizin temizliğe başladığının göstergesidir. Bir yıl içinde ciğerleriniz eski sağlığına kavuşacaktır.

Kas Ağrıları ve Kramp

Yoksunluk krizini hormonlarınız, kaslarınız, dolaşım sisteminiz de yaşıyor. Sıcak suyun içine gömülerek kaslarınızı rahatlatmak size de gerilen sinirlerinize de iyi gelecektir.

Kabızlık ya da İshal

Nikotin, sindirim sistemi üzerinde çok etkili bir maddedir. Şoka giren sindirim sistemi birkaç gün içinde normale döner. Kabızlık için bol suyun yanı sıra sinameki otunu da kaynatıp içebilirsiniz.

Baş Ağrısı

Birdenbire beyninize daha fazla kan gittiği için başınız ağrıyabilir. Çünkü sigarayı bıraktıktan sonra dolaşım sisteminde hızla bir düzelme olur. Yürüyüş baş ağrınız ve metabolizmanıza iyi gelir.

Uykusuzluk

Çok yaygın bir semptomdur. Yatmadan önce bir bardak süt için. Sütteki “tryptophan” maddesi uyumanıza yardımcı olacaktır. (Doğal uyku hapı olan “tryptophan”ın hap halinde olanını satın alırsanız, süt sevmeyen hiperaktif çocuğunuzu sakinleştirmek için de gönül rahatlığıyla verebilirsiniz.)

Dikkat ve Zihin Dağınıklığı

Bedeninizin, kandaki nikotin seviyesinin düşüşüne uyum sağlama sürecinin göstergesidir. Ayrıca artık sigarayla vücudunuza giren karbon monoksit olmadığı için beyninize daha fazla oksijen gider. Bu da başınızı döndürür, yani “oksijen çarpması” yaşarsınız.

Halsizlik

İçilen her sigarayla vücuda zehir girdiği için, vücut “eyvah tehlike!” deyip, kendini korumak üzere adrenalin salgılar. Bu tehlikeyi, satın alarak sizin kendisine yönelttiğinizi nasıl bilsin! Adrenalin, “kaçması ya da savaşması” için kaslara enerji gönderir. Tabii yirmi dakika sonra enerjiniz düştüğü için yeni bir doz nikotine ve adrenaline ihtiyaç duyarsınız. Halsizlik, vücuda nikotin girmediği için salgılanmayan adrenalin eksikliğinin yarattığı bir semptomdur. Nikotin yoksunluğundan kurtulduktan sonra sağlıklı beslenme ve egzersiz size ihtiyacınız olan tüm enerjiyi verecektir.

Sinirlilik ve Gerginlik

Kızgınlığınızı kontrol etmek, gerginliğinizi gidermek için kullandığınız nikotinin yokluğunda duygularınızla nasıl baş edeceğinizi henüz bilmiyorsunuz. Ama kısa bir süre sonra daha sakin bir insan olduğunuzu hissedeceksiniz. Böyle anlarda derin nefes alın; sinirli ve gergin olduğunuz anlarda sigarayı derin derin içinize çektiğiniz gibi… Aslında sizi sakinleştiren sigaradan çok, çektiğiniz derin nefestir.

Depresyon

Sigarayı bırakanların çoğu hafif bir depresyon yaşar. Bu, yalnızca nikotin yoksunluğundan kaynaklanmaz. Yıllardır en iyi dost olarak bildiğiniz bir maddeyi kaybetmenin hüznü de vardır.

Bu semptomların hepsini ya da bazılarını yaşayabilirsiniz. Ama hepsi geçicidir. Hatırlayın güçlü bir madde bağımlılığından kurtuluyorsunuz. Kazanacaklarınızı düşünün.

SİGARA – YİYECEK BAĞLANTISI

Çocukluk döneminde iyi bir şey yaptığımızda kim bilir kaç kez çikolatayla, şekerle, yiyecekle ödüllendirildik? Avutmak için de bize yiyecek verdi büyüklerimiz; ağlamayı kesmemiz için de… Anne ve babamız bize ayıramadıkları zaman ya da tutamadıkları sözlere karşılık, sevdiğimiz yiyecekleri rüşvet olarak verdiler ve suçluluk duygularını böylece gidermeye çalıştılar.

Cemil sigarayı bıraktı ama sigaranın yokluğunu telafi etmek için fındık fıstığa ve patates cipslerine yumulunca kilolar da çabucak geldi.

Hale sigarayı bıraktı ve kendini ödüllendirmek için yediği pastaların yanı sıra hiç sevmediği sütlacı bile yediğini fark edince durumun ciddiyetini anladı.

Cemil de, Hale de çocukça davranıyor, çabalarının karşılığında yiyecek ödülünü hak ettiklerini düşünüyorlardı.

Sigarayı bıraktığınızda yetişkin bir seçim yapıyorsunuz, yiyecek ile sigara arasında çocukça bir seçim değil; sağlığınız, özgürlüğünüz, özsaygınız ile sigara arasında yetişkin bir seçim yapıyorsunuz.

Gerçek açlık duygusunu doyurmak insanlara kilo aldırmaz. Fazla kiloların nedeni yiyeceği başka amaçlar için kullanmaktır.

Sigara içenler sigaralarına kavuşmak için yemeklerini bir an önce bitirmeye çalışır. Yemekten sonra içilen sigara, yemeğin bittiğinin sinyalidir. Sigara, “yemek bitti” mesajının noktasıdır.

Sigarayı bıraktığınızda yemeğin bittiğine dair yıllardır beyninize ve damağınıza gönderdiğiniz sinyalinizi de kaybedersiniz. Ne olur? Yemek yemeye devam edersiniz, yersiniz, yersiniz… Sigaranın yemeği noktalaması olmadığı için gerektiğinden çok daha fazla yersiniz… Ve yemek sonrası sigarasının yerini de kocaman bir tabak tatlı alır.

Sigara, yemek ve içmenin yerine geçtiği gibi, yemek ve içmek de kolaylıkla sigaranın yerine geçebiliyor.

Aşağıdaki soruların en az üçüne evet diyorsanız, sigaranın yeme alışkanlığınızı ne ölçüde etkilediğinin farkında olun.

  • Kahve, çay ya da içkiyle birlikte canınız sigara içmek istiyor mu?
  • Yemek üzerine yaktığınız sigara ayrı bir zevk veriyor mu?
  • Sigarayı açlık duygunuzu bastırmak için kullanıyor musunuz?
  • Barlarda masaya konulan çerezleri atıştırmak yerine sigara yakmayı tercih ediyor musunuz?
  • Partilerde ikram edilen ordövrlerin çoğunu sigara yüzünden tadamadığınız oluyor mu?
  • Baharatlı bir şey yedikten sonra canınız sigara çekiyor mu?
  • Tatlı bir şey yedikten sonra sigara içme ihtiyacı duyuyor musunuz?
  • Sigara içmek için yemek sonrası tatlısından vazgeçiyor musunuz?
  • Sigara ve kahveyi kendinizi uyanık tutmak için kullanıyor musunuz?
  • Ne yerseniz yiyin sonunda mutlaka bir sigara yakıyor musunuz?
  • Sabah kahvaltı mönünüz “bir sigara / iki kahve” mi?
  • Sabahları yalnızca sigara içebilmek için mi –altlık- yiyorsunuz?

Nil Gün

Kilo Almadan Sigaraya Bırakmak (Kuraldışı Yayınları) 3.Bölüm

Devamı perşembeye… 

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/birakmanin-bedeli-kilolar-mi/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/birakmanin-bedeli-kilolar-mi/" data-text="Bırakmanın Bedeli Kilolar mı?" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/birakmanin-bedeli-kilolar-mi/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> <div class="socialicons s4plusone" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="g-plusone" data-size="tall" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/birakmanin-bedeli-kilolar-mi/"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><a href="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/5/2016/05/nilgun1.jpg"><img class="alignright wp-image-10880 size-full" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/5/2016/05/nilgun1.jpg" alt="nilgun" width="169" height="215" /></a></p> <p>1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.<br /> 1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.<br /> Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.<br /> International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.<br /> Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.<br /> Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.<br /> Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)<br /> Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.<br /> Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.<br /> Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.<br /> Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.</p>