Ciddi ilişkiler doğal olarak, tüm seçeneklerin riskli, acılı ve muğlak gözüktüğü iki arada bir derede kalma durumlarıyla doludur.

Bu durum iki sevgiliyi de kendi açılarından önemli gördükleri şeyi tekrar tekrar incelemek zorunda bırakır. Aynı zamanda, gerçek bir olayda, gerçek zamanlı olarak ve önemsedikleri insanla birlikte kendi bütünselliklerini de test ederler.

Her iki arada derede kalma durumu hemen hep şu şekilde gelişir: A’yı seçersem mutsuz olacağım; B’yi seçersem de mutsuz olacağım; ve bir seçim yapmazsam da mutsuz olacağım. Yapılacak her türlü seçim acı getirecek gibidir. Sıklıkla getirir de. Ama en azından birisi temiz acı ile bu acının ötesinde özgürlük ve daha fazla içtenlik de taşır.

Luanne ve Jackie

Luanne ve Jackie altı yıldır birlikte yaşıyor ve dört yıllık da evliler. Para konusunda sürekli olarak tartışıyor, farklı düşünüyor ve bazen de ağız dalaşına tutuşuyorlar.

Jackie de, Luanne de daha az çalışmak istiyor ve bir anda önlerine haftalık çalışma saatlerini otuza düşürme seçeneği çıkıyor. Ama çiftin mali işlerine bakan ve her maaşın bir kısmını tasarruf eden Luanne masraflarını karşılayacak parayı kazanamayacaklarından endişe ediyor. Jackie ona, “Haklısın; kazanamayacağız. Açığı kapatmak için tasarruflarımızdan birazını kullanmamız lazım” diyor.

Luanne korkuya kapılıyor. “Tasarruflarımız acil durumlar için. Onlar bizim sigortamız. İstediğimiz gibi harcayamayız onları.”

“Neden olmasın?” diyor Jackie. “Para bizim paramız. Yaşamdan ve birbirimizden daha fazla keyif almak amacıyla zaman satın almak için kullanacağız onu.”

“Zamanımız olacak ama ben bundan keyif almayacağım” diyor Luanne ısrarlı biçimde. “Azalan tasarruflarımız için üzülüp duracağım.”

“Üzülme o zaman.”

“Sorumlu davranıyorum.”

“Uzlaşmaya ne dersin?” diyor Jackie. “Ben çalışma saatlerimi otuza düşüreyim, sen de kırk saat çalışmaya devam et. Yine de yaşarız kazancımızla.”

Luanne, “Önemli olan birlikte daha fazla zaman geçirmekse, birimizin daha az çalışması işe yaramayacak” diyor. “Her neyse, niçin sen daha fazla keyif yapacakmışsın? Kısa süre içinde kıskanıp darılacağım.”

“İyi de, o zaman ne öneriyorsun?”

“Bilmem. Daha iyi bir seçenek çıkmasını beklemek belki de daha doğru olur.”

“Daha iyi bir seçenek mi?” diye sorguluyor Jackie. “İkimizin de dörtte üç zamanlı çalışma fırsatına sahip olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu görmüyor musun?Böyle bir şansla bir daha hiç karşılaşamayabiliriz.”

“Bir fırsata sahip olmaktansa daha çok harcamaya ne dersin? Mali çöküşün ilacıdır bu.”

“Çok fazla endişe ediyorsun” diyor Jackie. “Tıpkı annen gibisin.”

Luanne, “Ve sen de başkalarının sana bakmasını bekliyorsun” diye yanıtlıyor. “Aynen baban gibisin.”

Jackie ve Luanne klasik bir iki arada bir derede kalma durumu içerisindeler. Luanne ikisinin parasal güvenliğini savunuyor. Jackie ise ikisinin ortak arzusu olan birlikte zaman geçirmeyi savunuyor. İki sevgili de aynı şeyi istiyor. Ancak ikisi de kendi bütünselliklerinden ödün vermeye yanaşmıyor, bu nedenle de alevleri birbirlerine atıp duruyorlar.

Jackie ve Luanne duygusal açmaza erişmiş durumdalar ve kritik eşik de pek uzakta gözükmüyor. Birbirlerini ısırmayı sürdürürlerse sıradan zulüm döngüsüne girecekler ve kızılca kıyamet kopabilecek.

Ama ateşe göğüs gerip tartışma içerisinde hareket ederken hakaret ve ithamlardan sıyrılmayı da becerebilirlerse cennet de ufukta gözükebilir. Örneğin Jackie, “Babamı karıştırmayalım bu işe” der. “Arada sırada yavşaklaştığını biliyoruz ikimiz de. Senin için önemli olan hangisi? Fazla zaman mı, fazla para mı?”

“Zamanı fazlalaştırabiliriz. Parayı ise asla. Hele bir de harcama şeklimize bakarsak.”

“Harcama şeklimiz mi? Başka nasıl harcayacaktık?”

“Daha az harcama yapabiliriz” der Luanne. “Çok daha az. İtalya gezisinin kaça çıkacağından haberin var mı? Neredeyse on bin dolar. Ve banyonun yenilenmesi bunun iki misline mal olacak.”

“Bekle bir dakika. Kazandığımız parayı mı tartışıyoruz, yoksa harcadığımızı mı?”

“İkisini de” der Luanne. “Bütçeyi denkleştirmeye çalışıyorsan ikisini ayıramazsın birbirinden.”

“Dur bakalım” der Jackie. “İtalya gezisinden vazgeçer ve dehşetli banyodan vazgeçmezsek ikimizin de dörtte üç zamanlı olarak çalışmasını kabul edeceğini mi söylüyorsun?”

Luanne yavaşça, “Belki” diyene dek uzun bir zaman sesiz kalır.

 

Gösterdiğimiz ilk tepki iki arada bir derede kalınan durumları geçiştirmek ya da onlardan korkmak veyahut da onlardan dehşete düşmektir. Ama yapmamız gereken şey tam aksi yönde davranıp, yaşamsal öneme sahip oldukları için olumlu bakmaktır.

Partnerinize boyun eğerek ya da onu korkutup veya kontrol ederek iki arada bir derede kalma durumunu geçiştirmeye yönelik her türlü girişim ipleri daha da gerecektir. Böyle bir davranış, bu duruma hitap şeklinizi de doğal olarak şiddetlendirecektir. (Luanne, Jackie’nin babasına dokundurduktan sonra Jackie, “Babam hiç olmazsa ilgilenmenin ne menem bir şey olduğunu bilir” ya da “Tanrıya şükür ki babam cimri bir afişteyle evli değil” deseydi olabilecekleri düşünebiliyor musunuz?)

İlişkiyi terk ederek bu durumdan kaçmaya çalışmanız gerginliği artırır. Ayrı düştüğünüz konunun bir yerinde ya da daha sonraki bir ilişkinizde tekrar karşınıza çıkar ve daha şiddetli ve öncelikli olur bu sefer.

İki arada bir derede kalmayı gevşetmenin yegane yolu, partnerinizi olabildiğince sever ve saygı gösterirken kendi bütünselliğinizi yitirmemek ve acı sonuçlarla karşılaşabileceğinizi kabul etmektir.

Sonuç olarak, ciddi ilişkilerde karşılaşılan bu tür durumların mutlu ya da mutsuz olmak, acı çekmek ya da acıdan kaçmakla hiçbir ilgisi yoktur. Böylesi durumlar partnerinizle olan her türlü etkileşiminizde kendi bütünselliğinizi korumayı öğrenmenizle bağlantılıdır.

YOL GÖSTERİCİ NOKTALAR

  • Ciddi ilişkiler doğal olarak, tüm seçeneklerin riskli, acılı ve belirsiz gibi gözüktüğü tercihleri içeren iki arada bir derede kalma durumlarıyla doludur.
  • Her arada derede kalma durumu iki sevgiliyi de kendi açılarından önemli gördükleri şeyi tekrar tekrar incelemek zorunda bırakır. Bu durum aynı zamanda, gerçek bir olayda, gerçek zamanlı olarak ve önemsedikleri insanla birlikte kendi bütünselliklerini de test eder.
  • Tüm seçenekler – seçim yapmayı reddetme de dahil olmak üzere – insanı acıya yöneltiyormuş gibi gözükür. Ama seçimlerden en azından birisi, temiz acı ile bu acının ötesinde özgürlük ve daha fazla içtenliğe de yöneliktir.
  • Gösterdiğimiz ilk tepki iki arada bir derede kalınan durumları geçiştirmek ya da onlardan korkmak veyahut da onlardan dehşete düşmektir. Ama yapmamız gereken şey tam aksi yönde davranıp, yaşamsal öneme sahip oldukları için onlara olumlu bakmaktır.
  • Partnerinize boyun eğerek ya da onları korkutarak ya da ilişkiyi bitirerek iki arada bir derede kalma durumunu geçiştirmeye yönelik her türlü girişim ipleri daha da gerecektir.
  • Bu durumu gevşetmenin yegane yolu, kendi bütünselliğinizi yitirmemek ve acı sonuçlarla karşılaşılabileceğini kabul etmektir.