Unutmayın, yol hiçbir zaman göründüğü kadar çetin değildir,

Onu öyle yapan dirençtir.

Şu anda sizler arasında yürüyen pek çok öğretmen var

Siz de pek çoğunun öğretmenisiniz.

Bir yabancıya sevgi yolladığınızda

Meleksi bir haberci olur çıkarsınız.

-Frank Coppetiers, Handbook for Evolving Heart

Gözde bİr “arkadaşlık” filminiz var mı? Korkudan spora, westernden bilim kurguya, animasyon çocuk filmlerine, arkadaşlık hemen her türde yer alır. İşte karşıtların çatışmalarını nasıl aşıp kalıcı, sevgi dolu ortaklıklar yarattığını gösteren, hafızalarda yer etmiş birkaç tv ve film dostluğu örneği: Yıldız Savaşları, Kaptan Kirk (insan) ile Spock (Vulkan); Shaun of the Dead, Shaun (canlı) ile Ed (zombi); Dumb and Dumber, Harry (budala) ile Lloyd (evet, daha da budala); Jerry Maguire, Jerry (umutsuz sporcu temsilcisi) ile Rod (hırslı futbolcu); Walking and Talking, Laura (evleniyor) ile Amelia (mutsuz ve yalnız); Leathal Weapon, Murtaugh (aile babası polis) ile Riggs (intihar eğilimli polis); The Big Lebowski, Dude (yumuşak başlı) ile Walter (yay gibi gergin); The Old Couple, Felix (biçimci titiz) ile Oscar (aşırı pasaklı); Toy Story, Woody (geleneksel kovboy oyuncak) ile Buzz (fütürist oyuncak); Free Willy, Jesse (küçük çocuk) ile Willy (katil balina); Harry Potter, Harry, Hermione ve Ron’dan oluşan Hogwarts üçlüsü.

Bütün bu arkadaşlık filmlerinin ortak noktası sadece gerçek dostların paylaştığı yaşam deneyimlerinden devşirilmiş derin bir bağdır. Dostlarla gardınızı indirir, asıl sizin görünmesine izin verirsiniz. Ürkütücü de olsa bunun gerçek yararları vardır. Ama önce tersini bir düşünelim: Arkadaşlarımız ya da destek ağımız olmadan tek başımıza olsaydık ne olurdu? Bunun için sağlam nedenlerimiz olabilir ama hayatımız nasıl etkilenirdi?

Tecridin duygusal ve fiziksel sağlığımız üzerinde negatif etkileri olduğu anlaşılıyor. Araştırmalar aile ya da arkadaş çevresinden yoksun olmanın sağlığımız için alkol, sigara ya da obezite kadar zararlı olduğunu gösteriyor. Geniş çaplı bir meta analizde sosyal ilişkilerin sağlık ve ölüm oranlarını araştıran (yüz binin üzerinde katılımcı ile) 148 farklı çalışma incelenmiş. Public Library of Science Medicine’de yayımlanan analizin vardığı sonuç: “Sosyal ilişkilerin risk üzerindeki etkisi ölüme yol açan kabul edilmiş risk faktörleriyle kıyaslanabilir.” Gerçekten de, sosyal desteğe sahip olmak daha uzun yaşama olasılığını yüzde 50 artırmakta.

Yaşlandıkça arkadaşlığın daha da önem kazandığını gösteren başka araştırmalar da var. Bunlardan Avustralya’da gerçekleştirilip Journal of Epidemiology and Community Health’de yayımlanmış birinde en az 70 yaşında olan bin dört yüz kişi on yıl boyunca izlenmiş. Sağlık ve yaşam biçimi gibi değişkenler hesaba katıldıktan sonra kişinin sosyal ağının yaşlılarda hayatta kalma oranını artıran koruyucu bir faktör olarak etkidiği bulunmuş.

Mutsuzluk arkadaşlık ister, ya mutluluk? Arkadaşlık duygu durumumuzu etkileyebilir mi? Mutluluğun arkadaşlık istemekle kalmayıp bulaşıcı da olabildiği anlaşılıyor. Mutluluk gibi duyguların dolaylı olarak nasıl yayıldığını inceleyen ilk çalışma Harvard Tıp Okulu ve California Üniversitesi, San Diego’dan araştırmacılar tarafından gerçekleştirilmiş. Dört bin beş yüz üzerinde kişi ile onların ailevi ve sosyal ilişkide oldukları elli bini aşkın kimseye ilişkin verilerden yararlanılmış. Araştırmacılar mutluluğun tıpkı grip gibi temasla yayıldığını ortaya çıkarmış. Veriler, arkadaşlarımızdan birinin mutlu olması halinde bunun mutlu olma olasılığımızı yüzde 15,3 oranında artırdığını göstermiş. Arkadaşımızın mutlu bir arkadaşı olması halinde bu oran yüzde 9,8. Dahası, mutluluk coğrafi yakınlığa göre daha kolay yayılıyor. Arkadaşlarımız, kardeş ve akrabalarımız uzakta ya da başka bir şehirde yaşıyorsa bunun mutluluğumuz üzerinde düşük bir etkisi olacaktır. Bize daha yakında yaşayanların etkisi daha büyüktür. Ayrıca yüz yüze görüşme telefon ya da internet aracılığıyla kurulan temastan daha büyük bir mutluluk yaratıyor.

DOSTLUĞUN BESLEYİCİ NİTELİKLERİ

Bana babasının kaybını aşamama nedeniyle gelen 50 yaşındaki Lloyd tek başınalığın, yalnızlığın bir örneği. “Durmadan onu düşünüyorum” demişti. Bütün zamanını sağlığı bozulan babasına adamış. Babası yüzlerce mil uzakta yaşadığından Cuma akşamları geç bir uçuşla yanına gidip hafta sonlarını onun başında geçiriyormuş. Bunu babasının ölümüne kadar üç yıl sürdürmüş. Şefkat, merhamet ve ilgisi beni çok duygulandırmış olmakla birlikte olumsuz yanı, Lloyd’un kendi arkadaş çevresini yavaş yavaş kaybetmesi olmuş. Artık sosyal destek ağında büyük bir delik açılmıştı.

“Babamla birlikte olmak için” diye açıkladı, “kendi arkadaşlarımla görüşmez oldum. Babamın hepsi de daha yaşlı arkadaşları benim de dostlarım oldu. Şimdi onların da bir kısmı gitti.” Babasının ölümü ardından Lloyd işe gitmek dışında üç yıl boyunca bir başına yaşamış. Sosyal ağını onarmamış. Arkadaşları olması, babasıyla öykülerini paylaşmasının yastan çıkmasına nasıl yardımcı olabileceğini tartıştık. Yararı olacağını kabul etse de nereden başlayacağını bilemediğini söyledi. Geçmişte nasıl arkadaş edindiğini sordum. Yetişkinler basketbol liginde oynamak gibi spor faaliyetleri sırasında olduğunu söyledi.

Birlikte, yaşadığı yer yakınlarında birkaç basketbol takımı bulduk. Lloyd daha sonra araştırmaya kendi başına devam etti. İş dışı etkinliklere girişince yeni arkadaşlıklar geliştirmeye başladı. Başkalarıyla olumlu ilişkiler kurmak kederini dağıtarak yoluna devam etmesini sağladı. Arkadaşlıklar geçmiş yara ve kayıpları iyileştirmede yardımcımızdır.

*Arkadaşlarınızın yaşamınıza nasıl bir katkısı var? Bir an durun, bakışınızı içe çevirerek hayatınızdaki –geçmiş ve güncel- arkadaşlıkları düşünün. Aşağıdaki listeyi gözden geçirerek hangi niteliklerin size mutluluk ve güven verdiğine bakın. Hangi arkadaşlıklar bunlardan bazı ya da birçok niteliği barındırıyor?

Sona ermiş ya da acı verici bir şekilde değişmiş bir dostluğunuz olmuşsa kendinizi muhabbetle kucaklayıp kucaklamadığınıza bakın. Bu şekilde yaşadığınıza –keder, incinme, düş kırıklığı gibi- alan açar, geçit verirsiniz. Bu aynı zamanda yeni arkadaşlıkların da mümkün olduğunu gösterir.

  • Arkadaşlar bizi kusurlarımız ve bariz farklarımıza rağmen olduğumuz gibi kabul eder.
  • Arkadaşlar büyüyüp gelişmemiz gerektiğinde bizi zorlayabilir.
  • Arkadaşlar özel ilgilerimizi paylaşır, en iyi yanımızı ortaya çıkarır.
  • Arkadaşlar başarı ve gelişimimizden içtenlikle mutluluk duyar.
  • Arkadaşlar sırlarımızı paylaşır, bizi yargılamaz.
  • Arkadaşlar iyi günde kötü günde sadakatleriyle yanımızdadır.
  • Arkadaşlar bize önem verir.
  • Arkadaşlar bize destek ve kaynaktır.
  • Arkadaşlar arkamızı kollar, kendimizi güvende ve korunmuş hissetmemizi sağlar.
  • Arkadaşlar en derin duygularını paylaşabilir.
  • Arkadaşlar yol gösterici, akıl hocası ve öğretmenimiz olabilir.
  • Arkadaşlar bize yoldaşlık ve aidiyet duygusu verir.
  • Arkadaşlar yaşam deneyimlerinin paylaşılmasıyla bize kendimizi canlı ve sevinçli hissettirir.

Arkadaşlıklarınızı gözden geçirmeye zaman ayırmak bile güç ve içgörü ister. Daha fazla arkadaşınız olsun istiyorsanız yukarıdaki niteliklere birbirinize sunduğunuzu hayal edin. Almaya değil, vermeye dayalı kalıcı ve sevgi dolu dostluklar geliştirmenin bir reçetesi olsa oyumu Aziz Francis’in duasından şu seçilmiş dizelere verirdim.

Nefretin olduğu yere bırak sevgi ekeyim; haksızlığa bağışlayıcılık;

Kuşkunun yerine inanç; umutsuzluğun yerine umut

Karanlığa ışık; kedere sevinç… Avutulmayı beklemektense avutmayı, anlaşılmayı beklemektense anlamayı, sevilmekten ziyade sevmeyi nasip et. Çünkü bizler vererek alırız.

 

DOSTLUĞUN ÜÇ TOHUMU

Üniversiteden sonra çalışmaya doğrusu hiç de haz etmediğim aile işimizde başladım. Sekreterlik yapıyordum. Ofis Chicago kent merkezindeydi. Kuzeybatı banliyölerinden geçen çevreyolunda trafiğin yoğun olduğu uzun bir yolculuk demekti. Ofisteki bir iki olumlu şeyden biri de Hugh adlı bir adamdı. Genç yaşamımda karşılaştığım kimseye benzemiyordu. Şirketin köhne muhasebe sisteminin elden geçirilmesinde danışman olarak gelmişti.

Bilgisayarın hayatımıza yeni yeni girdiği bir dönemdi. Hugh’nun bilgisayar kullanımına ilişkin heyecanı, enerjisi bulaşıcıydı –ama babamla iş ortağına değil. Hugh’nun geleneksel ofis uygulamalarıyla ilgili her değişim önerisi dirençle karşılanıyordu. Onun için üzülüyordum. Öğle yemeğine çıktığımızda büyük bir demiryolu şirketinin başkan yardımcılığı gibi engin deneyimlerini paylaşıyordu. Benden otuz yaş kadar büyük olmasına rağmen arkadaş olduk. Kendimi kayıp ve geleceğim konusunda kuşku içinde bulduğum bir dönemde hafif ruhu beni su üstünde tutmuştu.

Hugh boşanma ve maddi sorunlar gibi güçlüklerin ardından bizim oraya gelmişti. Hâlâ baba evinde yaşıyor, üniversiteden bir arkadaşla paylaşacağım bir daire için para biriktiriyordum. O sıralarda Hugh benden 500 Dolar borç istedi. Benim için epey bir paraydı ama verdim. Babama söz ettiğimde ağzı açık kaldı. “Sen o parayı unut! Meteliğe kurşun atıyor, benden de borç almıştı, herhalde hiç ödemeyecek.” Uzatmayalım, Hugh sözünde durdu, borcunu ödedi. Paraya ihtiyacım olduğunu biliyordu. Ben de geri vereceğinden bir an bile kuşku duymamıştım. Babam öğrendiğinde şaştı kaldı.

Borç verme kararımla barışıktım. Dostum olarak borcunu ödemek için elinden geleni yapacağını kabul etmiştim. Arkadaşım dardaydı, sevgiyle hareket etmiştim. Geriye baktığımda Hugh ile dostluğun üç tohumunu ekmiş olduğumuzu görüyorum; güven, kabul ve empati.

 

YAŞAM TARZI ARACI:           Güven, kabul ve empati tohumlarını ekin

Üç tohumun açıklamalarını okuyun ve bölümün sonundaki soruları yanıtlayın ya da üzerlerinde düşünün.

Güven Tohumu

O olmadan hiçbir ilişki, karşılıklılık ve güvenlik hissi olamayacağından güven her ilişkide yaşamsal önemdedir. Güveni geliştirmenin üç yolu:

  1. Sezgilerinize kulak verin. İçinizin burulması, aklınızdan geçen ufak bir soru ya da kuşku gibi tehlike işaretlerine dikkat edin. Güvende olmadığınızı söyleyen bir uyarı varsa kuşku ya da sorularınız cevaplarını bulana kadar yavaşlayabilirsiniz.
  1. Güveni aceleye getirmeyin. Güvenin gelişmesi zaman alır. İnsanların ilişkilerde bu kadar sık incinmesinin bir nedeni de karşılarındakinin güvenilir olduğundan emin olmadan önce kendilerini fazla ve erkenden açmalarıdır. Terapi odasında danışanlara güvenlik ve güven sunmak için tasarlanmış etik gizlilik ilkeleri vardır. Bir meslek rehberinde madde madde açıklanmasa da ilişkilerde de bu ilkelere ihtiyacımız var. Yeni bir arkadaşlık eğlenceli, heyecan verici olabilir ama kendiliğinden gelişmesine izin verin. Koca bir meşe ağacı bir gecede yükselmez.
  2. Dürüst ve saydam olun. Dürüstlük karşınızdakinin kafasına sizin “hakikat” versiyonunuzu çalmak değildir. Aldatıcılıktan uzak, hakiki olmanızdır. Arkadaşınızın söyleyip yaptıklarınıza bel bağlayabilmesidir.

Kabul Tohumu

Kabul, dostlukları besleyen ikinci tohumdur. Kimsenin mükemmel olmadığının teslimine dayana bir tavırdır. Geliştirme yolları:

  1. Kendi ve karşınızdakinin zayıflıklarının katı bir tutum almadan farkında olun. Kabul, istismarın kabulü değil, daha bağışlayıcı ve açık olmamız anlamına gelir. Arkadaşlarınıza kendileri olarak kabul gördüklerini hissedebilecekleri bir alan tanımaktır.
  2. Destekleyici olun ve arkadaşınız için mutlu olduğunuzu ifade edin. Arkadaşlık rekabet değil, bir destekleyicilik yoludur. Arkadaşınızın başarısından sevinç duyduğunuzu göstermek saha kenarından amigoluk yapmak gibidir. Arkadaşınızın tercihleri sizin seçiminiz olmayacak olsa bile.
  3. Arkadaşınızın mükemmel olmaktan uzaklaştığı zamanlarda bağışlayıcı olun. Bir dostunuz sizi düş kırıklığına uğratsa da hâlâ güvendiğiniz bir arkadaş olabilir. Bağışlayıcılık sizi hüsran ve öfkenin ötesine geçirebilir, salma ve olmaya bırakmayı öğrenmenin güzel bir yoludur.

 

Empati Tohumu

Empati ile arkadaşlarımızla aramızda derin bir bağ kurabiliriz. İhtiyaçlarını hissedebilir, şefkatten sevince duygularını paylaşabiliriz. Empati yakınlık, sevgi ve ilginin kapısıdır. Empatinin bağ kurucu gücünden yararlanma yolları:

  1. Arkadaşınıza uyarlanın, bağ kurun ve kulak verin. Karşınızdakinin duygusal haline uyumlanmak onun yerinde olmanın nasıl olduğunu hissetmemizi sağlar. Üzgünse konuşmak, onu bu durumdan çıkarmaya çalışmak yerine öyküsünü dinleyip üzüntüsünü hissederek onunla bağ kurun. Duyarlı olmak, uyarlanmak yakınlaştırır. Duygularını rasyonel bir şekilde daha sonra tartışabilirsiniz.
  2. Nefesinizi yavaşlatıp bedeninize açılın. Nefes sizi kafanızda yaşamaktan çıkarır ve arkadaşınızla yaşadığınız anda olmanızı sağlar. Diğerinin ne hissettiğini anlamak çok güçlü bir anlayış bağı yaratır.
  3. Arkadaşlarınızla kıvançlı olun. Bazıları için arkadaşlar hayattan şikayetlerini ve kaygılarını sıralamada kolay hedeflerdir. Evet, arkadaşlar acıyla baş etmenize yardımcı olabilir ama arkadaşlık hayattaki duyguların mönüsünü tümüyle paylaşmaktır. Bilge ve şair Rumi bize hatırlatıyor: “İnsanlar mutlu olmanı ister. Onlara acını sunup durma!”