Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz,
Ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın hiç ,
Çünkü hayat ne geriye gider ne de geçmişle ilgilenir,
Sizler, evlatların birer canlı ok gibi fırlatıldıkları yaylarsınız,
Yayı gerenin elinde seve seve bükülün,
Çünkü oku atan o güç, uzaklaşan okları sevdiği kadar,
Elindeki sağlam yayı da sever…

Halil Cibran
Çocuklarımız

 

Kendi statünde, ailene, topluma yakışır ve karşı cinsten biriyle evleneceksen ne âlâ! Annen, baban senin için seferber olur, elinde avucunda ne imkânı varsa döker saçar; yoksa da bulur buluşturur. Her şey çocuk daha doğmadan hesaplandığı, planlandığı gibidir. Ne de olsa anne babaya mürüvvet göstermek her çocuğun asli görevlerinden biridir. Çocukları beklentilerini karşılayan biriyle evlenip, aile kuracağı, torun dünyaya getireceği için anne baba çok mutludur, toplumsal itibarları da pekişmiştir, çevreye karşı başları dimdiktir.

Peki ya büyütülen, bugünlere getirilen evladın cinsel yönelimi ve/veya cinsel kimliği hesaplananın tam aksiyse?

O da ne… Sağdan soldan daha önce duymuşlardır benzeri durumları, sözüm ona başkalarının cinsel tercihlerine/kimliklerine saygılıdırlar da; en azından o güne dek böyle deyip geçiştirmişlerdir. Peki, aynı tolerans kendi çocukları için de geçerli midir? Hayır, tabii ki.

Aileye açılmak durumunda kaldığında çocuğun alacağı en muhtemel ilk tepkiler şöyle olacaktır:

Olmaz öyle şey, tedavisi vardır muhakkak
Ruhsal bir bozukluk
Güçsüz iradenin göstergesi
Mutlaka kontrol altına alınmalı, düzeltilmeli…

Ailenin düzeltme baskılarına karşı gelip, ısrarla âşık olduğun cinsiyetin kendi cinsiyetin olduğunu; bunun hastalık olmadığını; düzeltilecek bir şey olmadığını söylediğindeyse, karşı cinsle ilişkiyi besleyen tüm ailevi pınarlar, bu tür onaylanmayan sevgi karşısında kurur, acımsı, tuzlu bir toprağa dönüşür; her tattığında akıtamadığın hıçkırık gibi boğazında düğümlenir, genzini yakar. Öncelikle kimliğin, kişiliğin reddedilir. Sapık, hasta olmakla damgalanır; değişmeye, tedaviye zorlanırsın. Değişmeyeceksen o ailenin parçası olmamayı kabullenmiş, her türlü sevgi, destek ve onaydan mahrum kalmayı göze almışsındır, cezalısındır!

Oysa bu denli homofobik, geleneksel bir toplumda azınlık olmanın yarattığı sorunları aşabilmek için en çok ihtiyaç duyduğun şey ailenin seni kabul etmesi, seni koşulsuzca sevebilmesidir. Hem sen seçmemişsindir ki eşcinsel olmayı. Kim ister ki bunca zorluğu, dışlanmışlığı göze almayı, beyaz koyun sürüsünün içinde dışlanan, garipsenen siyah koyun olmayı?

Eşcinsellik bir tercih değil, doğal bir yönelimdir. Bugün toplumda birçok kişinin eşcinselliğe güya (!) saygılı, entelektüel bir şekilde yaklaştığı “Herkesin cinsel tercihine saygı duyuyorum” ifadesindeki gibi tercih edilen, seçilen bir şey değildir. Bilinçli olarak yönelmediğin; hemcinsini romantik olarak sevdiğini keşfettiğin ve karşı cinse aynı hislerle yaklaşamadığını fark ettiğin bir süreçtir.

Bugün eşcinsellik dünya tıp literatüründe hastalık olarak değil, doğal bir yönelim olarak nitelendiriliyorken, bilinçlenmeden, bilgilenmeden kendi kendimize yargılamak, doktor olmadan teşhis koymaya kalkışmak niye? Hoş, Türkiye’de hâlâ birçok doktor, konuya hâkim olmadığı için eşcinselliğin tedavi edebilir olduğunu söyleyebiliyor ve ailelerin kafasını iyice karıştırıp, süreci daha da zorlaştırabiliyor.

Kısıtlanan, sınırlandırılan şeyin sevgi olması ne anlamsız… İki kadının saç saça baş başa girmesini, iki erkeğin yumruk yumruğa dövüşmesini, iki kadının veya erkeğin birbirine âşık olmasından daha az yadsıyorsak, sevgiye bakış açımızı tekrar gözden geçirmemiz gerekir.

Çocuk dünyaya getirmeyi planlayan bütün anne babalar, dünyaya çocuk getirmeden önce tekrar tekrar düşünmeliler. Çocuklarını, kendi istedikleri gibi olduğu için değil; kendisi gibi özgün bir varlık olduğu için ve koşulsuzca sevebilecekler mi; farklılıklarını, özelliklerini kabullenebilecek, her koşulda çocuklarını bağırlarına basabilecekler mi? Yapamayacaklarsa, çocuklarını her koşulda sevemeyecek onlara mutlu yaşam koşulları sunamayacaklarsa, ille de çocuğum olacak bencilliği niye?

Sevgilerimle…

 

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/escinselsen-cezalisin/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/escinselsen-cezalisin/" data-text="Eşcinselsen Cezalısın!" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/escinselsen-cezalisin/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p>Fen ve kimya öğretmeniyim, çocuklar için ve çocuklarla çalışmayı, üretmeyi, deneyler, keşifler yapmayı çok seviyorum. Çocukların sevgi dolu kalpleri, bitmek bilmeyen enerjileri sayesinde kendimi hiç yaşlanmayan bir<a href="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/leylatiraje.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-4989" title="leylatiraje" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/leylatiraje-216x300.jpg" alt="" width="216" height="300" /></a> çocuk gibi hissediyorum.</p> <p>Özümü inkâr edip, ezberlenmiş, ait olmadığım, kendimi bastırdığım bir hayatı yaşamak yerine, aileden ve toplumdan dışlanmak pahasına da olsa farklılıklarımı keşfedip, kendimi kabul ettiğim, sevdiğim kadınla paylaştığım ve kendimle barışık bir hayatı yaşama gayretindeyim. İçsel yolculuğumda Kuraldışı Yayınları’nın (özellikle Nil Gün’ün kitap ve CD’leri) ve Hay House Yayınevi’nin kitaplarıyla CD’lerinin gelişimime büyük katkısı oldu; bana eşsiz yol arkadaşları oldular ve hâlâ olmaya devam ediyorlar.</p> <p>Çalıştığım ortamda eşcinsel olduğumun bilinmesi, iş hayatımda zorluklar yaşamama neden olabileceği için yazılarımı müstear bir isimle ‘Leyla Tiraje’ olarak yazmayı tercih ediyorum. Köşemde kendi eşcinselliğimi keşfetme, kabullenme ve deneyimleme sürecimden alıntılar yapıp, bilimsel araştırmalara dayanarak eşcinsellik konusunu aydınlatan, eşcinsel yaşam kültürü hakkında bilgiler veren yazılar yazmaya çalışacağım.</p> <span class="et_social_bottom_trigger"></span>
Share This