Kapıyı açın, bekleyin. Sadece kapıyı açın.
Yapmanız gereken bu kadar. İzin verin… Hepsi bu.
                                                                                               Osho

 

Yüreğim sıkışıyor, boğazımda düğüm düğüm O.
Telefonda kulağıma yayılan ses: Onun için hiçbir şey yapamazsın.

Ah nasıl da karnımı tutup iki büklüm oluyorum, nasıl da kabul edemiyorum. Doğru değil bu, mutlaka onun için bir şeyler yapabilirim, onu bu karanlıktan çıkarabilirim, çıkarmalıyım, çıkarmak zorundayım. Bana ihtiyacı var.
İçime nefes nefes yayılıyordu bakışları. Sessiz çığlığı yüreğimde yankılandı. “Yardım et, kurtar beni!” diyordu yere bakarken yüzünden dökülen, döküldüğü yerde eriyip toprağa sızan gölge. Topraktan ayak parmaklarıma oradan tam kalbime işleyen mahzun gölge. Yuvadan düşüvermiş, soğuktan titreyen minik kuş yavrusu gibi küçük ve korunmasızdı daha. İçini çekiyordu gözlerinden yaşlar süzülürken.
Öne doğru bir hamle yaptığımda arkadan bir el kolumu tuttu, dişlerini sıkarak “Sakın karışma, yoksa sen de yersin dayağı!” diye tısladı. Donakaldım. Kendisini korumayacağımı anlayınca başını sessizce önüne eğdi. Korktum, evet korktum, kahretsin ki korktum. Bu korku kocaman bir suçluluğa dönüştü onun küskün bile olmayan boyun eğen bakışlarında.
Koruyamamıştım onu.
Yıllar önce korkumdan sustuğum ve hırpalanışını sessizce izlediğim için özür dilediğimde, hatırlamıyordu bile o anı. “Köydeydik. Kafam, atılan bir taşla kanamaya başlamıştı. Eve kadar onca yolu beni sırtında taşımıştın ve ikimiz de çocuktuk henüz. İşte bunu anımsıyorum” demişti gülümseyerek.
Apansız gelip evime yerleştiğinde, canı istediğinde hayatımın tam ortasına pat diye düştüğünde, isteklerde bulunduğunda… “hayır” diyemiyordum. Sırtında çantası çıkageldiğinde, ince bedeni, elleri ve bakışları yıllar önce asılı kaldığım ve sımsıkı tuttuğum acıyı, suçluluğu, vicdan sızısını tekrar hatırlatıyordu bana. 
Yıllar yıllar geçti. Yoga hayatıma girdi ve girmeye başladığı ilk anda beni titretti. İçime bakmak beni titretti. Bazen şavasanada ağlattı. Bazı asanalar, bedenime yerleşmiş anıları tekrar yüzeye çıkardı. Asana içinde kendimle sessizleşmem, o anlara safça bakmamı destekledi.

Yoga, olanı olduğu gibi görmek ve olan her ne ise onunla özdeşleşmeyi bırakıp olanla rahat etmeye bir yolculuktu. Olabildiğince açık bir kalple, yorumsuzca ve çocuksu bir merakla bedene, nefese, hislere, daha derine bir yolculuk. Ayaklarımla topraklanıp güçlenirken bir yandan da yükselip dallarımı, gökyüzüne, yeryüzüne, geçmişe, şimdiye uzatıyorum. Kendime, kabulle ve saflaşarak elimi vermeye adım attım. Yoga ile gelen saflaşma, arınma ve genişleme, duyguların gerçek ifadesine şahit olmak için alan açtı bana. Mat üstünde, bazı asanalar içinde zorlandığımda, bedenimin genelde aynı yerlerini sıkıp, strese girip, nefesimi unutup merkezimle ve içimle bağlantıyı kopardığımı fark ediyorum. Bu anlarda tekrar kendimi merkezime davet etmeyi tecrübe ediyorum. Yoga uygulamamda, o an olana kapıyı açmayı ve belki mümkünse bu açıklık ve gelenle rahat etmeyi araştırıyorum. Kabulle, sükûnetle kalabilme anlayışım derinleşiyor. Bu derinlik yaşamıma yayılıyor.
Bir gece kapım çaldığında, karanlıklardan süzülüp gelen bakışları eşikte yine beni sarıverdi. Yorgun kendini bana getirmişti. Bu sefer netleşen duygularımla ilk “hayır” çıktığında ağzımdan “Ne olursa olsun benim için bir sığınak gibiydin sen, beni koruyup kollayan” dedi. Yüreğim tutuşmuştu yine. Sesinin titremesi ve gözlerinin dolması, karşımdaki koskocaman erkeği, dudaklarını bükerek benden sessizce yardım dileyen küçük kardeşime dönüştürüvermişti. Onu yine sırtımda taşıyacağımı umuyordu ve hayal kırıklığına uğramıştı. Tıpkı yıllar önceki gibi. Buna rağmen içimde hüzünlü de olsa bir rahatlık oluşmuştu ilk defa.
Kardeşimleyken, rahat olabilir miyim?

Her hangi bir insanlayken kendi merkezimde kalabilir miyim? Onunla yaşadıklarıma, şu an onunlayken ortaya çıkan hislerime saf bir bakışla bakabilir miyim?

Kardeşimleyken ona ve kendime, geçmiş hikâyemden bağımsız yeni bir bakışla bakabilir miyim, buna yer açabilir miyim?

Kardeşinin dövülüşünü sessizce seyretmesinin suçluluğunu taşıyan küçük kızdan hem bağımsız hem onunla rahat olabilir miyim? O kıza sevecen, şefkatli olabilir miyim? Olmuş olan ve şu an olanla kabulün kolları ile kucaklaşabilir miyim?

Kardeşimin olduğu gibi olmasına yargısızca şahit olurken, kendi duygularımla iletişimde ve kendimle samimi, dürüst, mümkün olabildiğince şiddetsiz olabilir miyim?
Mümkün olabildiğince kendi merkezimde kalabilir miyim?
Yoga uygulamam, bu soruları sorabilmem ve gelen cevaplara açık olabilmem için yuva oldu bana. Kapıyı açık bırakabilme yetimi geliştiriyorum yoga ile. Kardeşime, ona karşı hislerime, yaşananlara kapıyı aralık bırakmayı öğretiyor yoga bana.
 

O benim hâlâ küçük Karacam. Ufak kardeşim hâlâ. Bense, belki biraz büyümeye başladım. Ara sıra, kırılgan bedenini, sigara içerken uzaklara dalışını, gözlerinin altındaki yorgunluğu, umutsuzluğu ve yalnızlığı seyretmek içimdeki küçük kızın yüreğine işliyor hâlâ. Bir fark var artık, kimse kolumu tutup beni dayakla korkutamıyor. O hüzün içimden ona verebildiklerime kanal oldu. Hislerimi safça ifade etmem beni ona yakınlaştırdı. En azından artık o kıza, o küçük oğlana, yaşananlara ve yaşadığım suçluluk duygusuna bakmaya, gördüğümü kabul etmeye adım attım. Değiştim mi? Bilmem. Bildiğim bir şey varsa o da dönüşüm beklentisizce oluyor. Sevginin olduğu yerde başlıyor. Sevgi kabulün olduğu yerde yaşıyor. Sevgi şefkati doğuruyor; her şeye, herkese, tüm yaşananlara ve kendime.

Sevgimle.

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/gecmis-sucluluk-simdi-ve-buyumek/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/gecmis-sucluluk-simdi-ve-buyumek/" data-text="Geçmiş, Suçluluk, Şimdi Ve Büyümek" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/gecmis-sucluluk-simdi-ve-buyumek/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p>Temel ve orta seviye yoga hocalık eğitimini Cihangir Yoga’da  tamamladı.<a href="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/bade2.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-3444" title="bade2" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/bade2-236x300.jpg" alt="" width="236" height="300" /></a><br /> Öğrencilerinden öğrenmeye ve içsel araştırmalarıyla eğitimine devam ediyor.</p> <p>Hissetmek, doğasını fark etmek, kabul etmek ve özgürce ifade edebilmek onun uygulaması. Nefes farkındalığı, meditasyon ve his araştırması derslerinin özü. Katılımcıların, güçlendiği, esnediği, köklendiği, yumuşadığı serilerden oluşuyor dersleri. Öğrencilerin, asanalara (yoga pozlarına) hem güvenli hem sınırlarını araştırarak girmelerine, kendilerine en uygun hal içinde kalmalarına ve çıkmalarına destek olurken kendilerine samimice yaklaşmalarına aracı oluyor.</p> <p>Godfrey Devereux, Svagito Liebermeister, Wayne Liquorman, Erich Schiffmann gibi isimler hem yoga anlayışını hem hayat anlayışını etkiledi, genişletti.</p> <p>Yazıyor, yazmaktan besleniyor. Yazmak onun için hem bir süreç hem sonuç. Çokça aslında kendine yazıyor. Kendine yazdıklarından, etrafına veriyor.</p> <p>Hayat onun için; araştırmak, keşfetmek, içinde olanı vermek, vermekten öğrenmek, sevmek.</p> <p>Diyor ki:</p> <p>Kuraldışı’nda katıldığım Yaşam Okulu eğitimleri hayatımı derinden etkiledi. Merdivenlerinde oturup kaldığım ve bir türlü gidemediğim o günden sonra hayatım; her an değişen, dönüşen, gelişen, kendimi arayışımla zenginleşen canlı bir organizmaya evrildi. Potansiyellerim bir bir ortaya çıkmaya başladı. Yaşamım yepyeni bir boyut kazandı.</p> <p>Bundan sonra ne olacağı meçhul. Yol nereye gider, beni nereye götürür bilinmez. Ve her şeyiyle yeniyi, geleni, olanı hevesle kucaklamayı deniyorum, mümkün olabildiğince, elimden geldiğince. Yaşamın ve kendi doğamın her haline EVET’i araştırıyorum.</p> <p>İçimdeki öz sizin içinizdeki özü selamlıyor.</p> <span class="et_social_bottom_trigger"></span>
Share This