Acı. Yavaş yavaş ilerleyen arabanın tekerlekleri altında inleyen toprak. Dudaklarım titriyor. Dönüp arkaya bakıyorum. Arkaya, geçmişin penceresinden bakmak acı.

Baktığım yerde gördüğüm hangi an, ne? Bakan kim arkaya şimdi? Ben mi? Geçmişten biri, hem de küçük biri mi? Kim? Ne hissediyorum? Hisseden ben miyim? Nerede ve hangi zamandayım? Gerçek miyim? Gördüklerim gerçek, gerçek gibi yani en azından. Ya hissettiklerim…

Geride kalan incecik bir oğlan. Kırmızı bir yelek giymiş, kara saçlarının çevrelediği yüzünde iri-ela-dalgın gözleri. Kısa boylu, yuvarlak bir kadın. Atkuyruğu saçı gri. Ellerini göbeğinde birleştirmiş. Parmakları kıpır kıpır. En arkada beyaz saçlı adam. Omzuna attığı fermuarlı hırka eski. El sallıyorlar. Gördüklerimi gören kim? Soru yeni. Cevap eski.

Kadının dudak kenarları aşağı doğru ağır ve titriyor mu? Oğlanın gözlerinde eski bir hüzün mü var? En geride kalan adam üst dudağının kenarını mı ısırıyor?

İçim burkuluyor.

Kadının omuzları öne kapanmış, boynunu içine çekmiş. Gözkapakları, yere dikilen gözlerinin üzerini yığılmış. Yüzü çizgilerle dolu. Yüzü eski, hem de çok. Göbeği üzerinde iç içe geçirdiği parmakları tedirgin. Tırnaklarıyla tırnaklarını koparıyor.

Tüm bunları görüyor muyum? Ne önemi var? Gidiyorum. Uzaklaşıyorlar. Ben uzaklaşıyorum. Araba yavaş yavaş ilerliyor, onlar azar azar geriliyor. Siluetleri renk toplarına dönüyor. Yüzleri seçilmiyor artık.

Burnumun direği sızlıyor. Gözlerim buğulandı, yanıyor. Dudak kenarlarımın titrediğini hissediyorum Yine o an. Bu acı çok eski. Katmerleniyor, besleniyor, büyüyor, kendini doğruluyor, yeniden doğuruyor. Bu acıyı çok eskiden tanıyorum, iyi biliyorum. Gidiyorum. Geride yalnızlık. Şimdiki anın içinden bakılmayan geçmiş ıstırap. Şimdi’den bakılmayan her an yalnızlık

Araba ilerliyor yavaş yavaş, tekerlekleri altında eziliyor geçmiş hüzünlü seslerle. İçimi avuçluyor ve sıkıyor, sıkıyor bildik bir acı. Hiç de yeni değil, eski bir acı. Biliyorum.

Gelmek, kalmak, ısınmak, dokunmak, sevmek, sevgiye alışmak. Ve yine de gitmek.

Araba içimi eze eze, usul usul gidiyor. Onlar geride kaldı. Eriyip karıştılar arkamda kalana.
Gelmek-gitmek. Ne vazgeçilmez, ne baş edilemez ve ne hüzünlü. Kalmak ne kadar imkânsız.

 

 

 

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/huzun/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/huzun/" data-text="Hüzün" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/huzun/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p>Temel ve orta seviye yoga hocalık eğitimini Cihangir Yoga’da  tamamladı.<a href="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/bade2.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-3444" title="bade2" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/bade2-236x300.jpg" alt="" width="236" height="300" /></a><br /> Öğrencilerinden öğrenmeye ve içsel araştırmalarıyla eğitimine devam ediyor.</p> <p>Hissetmek, doğasını fark etmek, kabul etmek ve özgürce ifade edebilmek onun uygulaması. Nefes farkındalığı, meditasyon ve his araştırması derslerinin özü. Katılımcıların, güçlendiği, esnediği, köklendiği, yumuşadığı serilerden oluşuyor dersleri. Öğrencilerin, asanalara (yoga pozlarına) hem güvenli hem sınırlarını araştırarak girmelerine, kendilerine en uygun hal içinde kalmalarına ve çıkmalarına destek olurken kendilerine samimice yaklaşmalarına aracı oluyor.</p> <p>Godfrey Devereux, Svagito Liebermeister, Wayne Liquorman, Erich Schiffmann gibi isimler hem yoga anlayışını hem hayat anlayışını etkiledi, genişletti.</p> <p>Yazıyor, yazmaktan besleniyor. Yazmak onun için hem bir süreç hem sonuç. Çokça aslında kendine yazıyor. Kendine yazdıklarından, etrafına veriyor.</p> <p>Hayat onun için; araştırmak, keşfetmek, içinde olanı vermek, vermekten öğrenmek, sevmek.</p> <p>Diyor ki:</p> <p>Kuraldışı’nda katıldığım Yaşam Okulu eğitimleri hayatımı derinden etkiledi. Merdivenlerinde oturup kaldığım ve bir türlü gidemediğim o günden sonra hayatım; her an değişen, dönüşen, gelişen, kendimi arayışımla zenginleşen canlı bir organizmaya evrildi. Potansiyellerim bir bir ortaya çıkmaya başladı. Yaşamım yepyeni bir boyut kazandı.</p> <p>Bundan sonra ne olacağı meçhul. Yol nereye gider, beni nereye götürür bilinmez. Ve her şeyiyle yeniyi, geleni, olanı hevesle kucaklamayı deniyorum, mümkün olabildiğince, elimden geldiğince. Yaşamın ve kendi doğamın her haline EVET’i araştırıyorum.</p> <p>İçimdeki öz sizin içinizdeki özü selamlıyor.</p> <span class="et_social_bottom_trigger"></span>
Share This