Çoğumuza küçük yaşlardan itibaren sosyal becerilerin değeri öğretilmiştir. Kendimizi nasıl tanıtacağımızı, nasıl gülümseyeceğimizi ve nezaketi öğreniriz. Bize insancıl olmamız ve arkadaşlıklar kurmamız söylenir. Tüm bunlar yararlı becerilerdir. Bununla beraber, kaçımıza yalnızlık becerilerinin değeri öğretilmiştir? Kaçımıza sınırlarımızı nasıl koruyacağımız, hayal gücümüzü nasıl güçlendireceğimiz, yalnızlığı nasıl kucaklayacağımız öğretilmiştir? Kaçımız sosyal aktivitelerden geri çekilip zihin dünyamızı beslememiz için yüreklendirilmişizdir?

Bu kitap, eksik kalmış olan bu eğitimi size sağlamak için yazıldı. İçedönüklüğünüzü nasıl kaybetmiş olabileceğinizi araştıracak, dışadönük varsayımını çözümleyip bunun günlük konuşmalarınız, yargılarınız, iş ve eğlenceyle ilgili fikirlerinizde nasıl tezahür ettiğini göreceğiz. Tercihinize yeniden sahip çıkmak üzere özgürleştiğinizde hissettiğiniz güçten büyüleneceksiniz. Hayat, var olduğunu daha önce bilmediğiniz bir biçimde akmaya başlayacak. Belki kendinizi şunu sorarken bulacaksınız: “Bu mümkün mü?” “Hayat bu kadar kolay olabilir mi?”

Bu dönüşüm bireysel düzeyde oluşurken -yani evinize sahip çıkarken- dünyanızın da değiştiğini fark edeceksiniz. Bence bunu seveceksiniz.

Hoş geldiniz.

İçedönük Olmak hayatınız boyunca aldığınız dışadönüklük eğitimine bir alternatif sunuyor. İçedönükler olarak her ne kadar dışadönüklüğe yabancı hissetsek de ona uyum sağlamayı bildik. İçedönük Olmak sizden, dışadönük düşünce tarzının üzerine ince bir içedönük katman koymak yerine, önce tüm düşünme şeklinizi soyup sonra onu kendi gerçek renklerinize boyamanızı istiyor. Bu kitap, her biri, eğitimimiz için temel nitelikte olan ve sırasıyla ilerlemeyi tavsiye ettiğim beş bölümden oluşuyor.

Birinci bölüm “Antisosyal mi, Tuhaf mı, Yoksa Yerinden Edilmişmi?”de, içedönüklüğümüzle ilgili kabul edegeldiğimiz inançlarımızı ve neyin sağlıklı olduğuna dair toplumca tanımlanmış varsayımları alıp parçalarına ayırıyoruz. İçedönüklük ve akıl hastalığı arasında kurulan yanlış bağlantıya bakıyor ve toplumumuzdaki yalnızlık tabusuyla yüzleşiyoruz. Gölgede Yaşayanlar ve Sosyal Uyumlular olarak adlandırdığım iki içedönüklük biçimiyle tanışıyor ve bu biçimlerin yabancılaştıran toplum bağlamında nasıl ortaya çıktığını öğreniyoruz. Sonra gerçek olana göz atıyoruz: rakamlarımız, güncel trendler üzerindeki etkimiz ve harcadığımız ekonomik güç. Son olarak da toplumdan gelen, daha mutlu olma konusundaki baskıyı açığa çıkarıyoruz.

İkinci bölüm “Bir İçedönüğün Dilekleri” ile içedönüklüğün içinde erimeye doğru ilk adımımızı atacağız. Bu bölümlerde içedönüklüğe değer veren toplumları inceleyecek, sonra da özel alan, düşünmek için zaman, inziva rutinleri, tutkulu gözlem ve gerçek yakınlığa dair dileklerimizin içine keyifle dalacağız. Bu düşünceler suçluluk hislerine neden olabilse de böyle zevklerin içedönükler ve bir bütün olarak toplum için elzem olduğunu göreceğiz.

Üçüncü bölüm “Gürültülü Bir Dünyada Sessiz Kalmak”ta dışadönüklükle tanımlanmış alanlara ilerleyip bu karışıma içedönük bir tempoyu nasıl dahil edebileceğimize bakacağız. Sohbetlerde boşluk oluşturmayı, partilere hayır diyebilmeyi ve ortamlarda bir içedönüğe uygun şekilde bulunmayı öğreneceksiniz. İşle ilgili sorunlar ve işimizi bölen kişilerle başa çıkacak, hem kendimize sadık kalırken hem de sevdiklerimizin yanında olmayı öğrenecek ve içedönüklüğün dezavantajlarıyla yüzleşip bir çıkış yoluna ihtiyacımız olduğunu nasıl anlayacağımızı göreceğiz.

Son bölüm “İçedönüğü Dışarı Çıkarmak” bizi bir adım ileri, içedönüğün onarımından içedönüğün rönesansına taşıyacak. İçinde yaşadığımız toplum için sorumluluk alacak, özür dilemekten ziyade eğiteceğiz. Boyun eğmek ya da umursamamak yoluyla değil de içedönüklüğün verdiği bütünlükle hareket edecek ve içimizdeki zenginliği kendimizce ifade edeceğiz. Dışadönüklüğün bize doğal geldiği zamanları ayırt edecek, bir zamanlar özgürlüğümüzü kısıtlamış olan savunmacı tutumumuzu bırakacağız. Moshpit’te meditasyon yapmaya başlayacağız ve biz bunu yaparken moshpit bir meditasyon evine dönüşecek. Dışadönüklerin zorlayıcı davranışları artık dengemizi bozamayacak. İçe ve dışadönük ritimlerimiz yeni danslarıyla birbirini tamamlar hale gelecek.