Neye değer verdiğimiz, neyi önemli saydığımız, neyi dikkate almadığımız, neyi “mış” gibi yaptığımız, neyin üstünü örttüğümüz; neyi görmezden geldiğimiz temel eğitimdeki öğretmenlerimizin ölçme değerlendirme yaparken, ne kadar öznel ya da nesnel davrandıkları ile doğrudan ilintili. Karnenin sol tarafında yer alan yeterlilikle ilgili derslerdeki başarıyı değerlendirirken gösterdiğimiz özeni, karnenin sağında yer alan; davranış, tutum, duyarlılık, uyum, dayanışma, dürüstlük, açıklık gibi değerlerin değerlendirilmesinde göstermediğimiz için bunları yaşıyor ve çelişkiye şaşırıyoruz. Aslında ne ekersek onu biçiyoruz. Tutum ve davranış bozukluğu içinde olan bir öğrenciye “geçer” davranış notu verdiğimizde, çocuğun ya da gencin bilinçaltına ya “davranış pek de önemli değil, sen yeterliliğe odaklan” ya da “sen sorunlu birisin ama ben bunu görmezden geliyorum, sana kıyak çekiyorum, seni kolluyorum” mesajı vermiş oluyoruz. Bu, bir öğrenim hayatı boyunca yinelene yinelene pekişiyor. Bu genç büyüdüğünde de, moral/ahlaki değerleri pek de önemsemiyor. Ondan sonra başlıyoruz sormaya; nüfusunun yüzde bilmem kaçı Müslüman, çoğunluğu dindar olan, ilkokuldan başlayarak liseyi bitirene kadar sürekli din kültürü dersi alan bu toplumda, nasıl bu kadar yolsuzluk, adam kayırma, kollama, diğerini ötekileştirme, baskı, yıldırma, zor kullanma ve hatta cinayetler olabiliyor? İşte bu yüzden oluyor, karnenin sağ tarafını baştan savdığımız için…

Nasıl Yaklaşmalı?

Karne sözcüğü Fransızcadan dilimize geçmiş olup, değerlendirme, durum tespiti anlamına geliyor. Eğitim Bilimi dilinde gereksinim, murat edilenle, gerçekleşen arasındaki fark olarak tanımlanır. Karne de bu iş için kullanılan bir araçtır. Eğitimin amacı; kişide kalıcı, istendik davranış değişikliği yaratmaktır. Yani asıl amaç, kişinin yeterliliklerini çoğaltmaktan öte, onun kendisi, toplum, insanlık ve genel manada tüm canlılar için, çevre için, gezegen için yararlı bir birey olması ve böylece kendini anlamlı bir hayat yaşamaya değer gören bir birey olarak hissedebilmesidir. Yeterlilikler ancak onun bu yolculuğunda kolaylaştırıcı olabilirler. Amaç “iyi insan” yetiştirmektir. Bu amaca erişmek için de bilim ve sanat yardımcı olur ve hem eğiticinin hem eğitilenin işini kolaylaştırır. O zaman şu soru geliyor akla:
İyi insan nasıl olur?
Oturup kendinizce bir “iyi insan” tanımı yapabilir ya da iyi insanın özelliklerini alt alta sıralayabilirsiniz. Bunu yaptıktan sonra dönüp kendinize bir sorun, bende bu özelliklerin kaç tanesi var? Yani ben iyi bir insan mıyım? Çocuklar görerek, öykünerek/taklit ederek öğrenir. Sen en azından kendi bakış açınla, çocuğunda olmasını istediğin “iyi insan” özelliklerini kendine katmakla işe başlayabilirsin. Bu yeter mi peki? Yetmez tabii ki. Sen kendince bir çocuk yetiştirdin, başkaları da kendilerince çocuk yetiştirdiler. Bu çocuklar çarşıda, pazarda, parkta, sokakta, okulda bir şekilde karşılaştılar ve ailelerinden aldıkları değerler uyuşmadı ve çatışma çıktı. O zaman, başka bir şeyler de yapmamız gerekiyor. Yaptığımız tanımın içine başka özellikleri de yazmamız gerekiyor.
Ne gibi?
Kendi çocuğumuzun değerli olduğu kadar, diğer çocukların da değerli olduğu gibi; başka canlıların da değerli olduğu gibi; emek veren ve verilen şeylerin değerli olduğu gibi; başkalarına da değer vermenin çok değerli olduğu gibi; bütüne katkıda bulunmanın, herkese faydası olan bir şeyler yapmanın, hem değerli olduğu, hem de kendimizi daha değerli hissettirdiği gibi. Herkes kendi tanımını bu şekilde geliştirirse, kendisi ile daha barışık, daha mutlu, daha paylaşımcı, yardımsever, dolayısı ile daha değerli bireyler yetişmez mi? Böyle olan bireyler bilimde, sanatta, yaşamın diğer alanlarında daha üretken, daha verimli, daha doyumlu olmaz mı?
Özetle, karnenin sağ tarafı çok daha önemli.

Kendimizi daha değerli hissettiğimiz, çevremizdekilerin kendilerini daha değerli hissetmelerine vesile olduğumuz anlarımız çokça olsun.

Sevginin itici gücü ile hoşça olun…

Sezai D Şahin

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/karnenin-sag-tarafi/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/karnenin-sag-tarafi/" data-text="Karnenin Sağ Tarafı" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/karnenin-sag-tarafi/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> <div class="socialicons s4plusone" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="g-plusone" data-size="tall" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/karnenin-sag-tarafi/"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p>ODTÜ Makina Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra; Fen Bilimleri ve Eğitim Bilimleri’nde master, Biyomedikal Enstitüsü’nde doktora çalışması yaptı. Anadolu Üniversite’sinde öğretim görevlisi, MMO’da MIEM eğitmeni olarak çalıştı. Çeşitli üniversitelerde seçmeli dersler verdi, Eğitici Eğitmenliği yaptı. Atakule, TEI, NATO ENF ve BTC gibi yurtiçi, yurtdışı prestij projelerin yapımı ve işletmeye alınmasında sorumluluk üstlendi. Eğitim birimlerinin, Yetkinlik Yönetim ve Değerlendirme sistemlerinin kurulmasında görev aldı. STK, oda ve derneklerde yöneticilik, komisyon başkanlığı yaptı. Mesleki ve sosyal sorumluluk projelerinde görev üstlendi. Genç yaşından beri spor, müzik, kültür, sanat, özellikle şiirle iç içe oldu. Emekli olduktan sonra ötelediği hobilerine yoğunlaşırken; Yoga, İnziva, Çekim Yasası, Aile Dizimi, Aktif Meditasyon ve Dinamik Nefes, Access Bars, NLP, Reiki, EFT, Theta Healing, Geştalt, Hipnoterapi ve Davranışsal Terapi ile tanıştı. 2010 yılında Kuraldışı Akademi ile yolu kesişti.Burada verilen eğitimlerin tamamını aldı. PiKi Zihinsel Denge Eğitmeni ve Danışmanı oldu. Yaşamını insanların bedensel, zihinsel, duygusal, ruhsal gelişimi ve mutluluğuna adadı. Bir taraftan Kuraldışı Akademi’de eğitim asistanlığı yaparken, bir taraftan da Ankademia’da Pedagog, Yaşam Koçu, PiKi Zihinsel Denge Eğitmeni ve Danışmanı olarak; danışanlarının içindeki en iyiyi ortaya çıkarmak için katalizör olmaya devam ediyor.<strong> “Sen</strong> <strong>neye hazırsan, o da senin için hazırdır”</strong> yaşam mottosudur.</p>