kendi-gercekligini-yaratmak-ii

Hepimizin, “Büyüyünce şöyle olacağım; bunun gibi davranacağım, böyle bir hayatım olacak” dediğimiz, çocukluktan kalma hayallerimiz var. Ben bu yazıyı yazarken bir tarafım geçen senedeydi ve son birkaç yıldır uyguladığım hayallerimi görselleştirme çalışması, vizyon panosu diye bir şey yapıyordum. Derken geçen sene yaptığım panoyu buldum. Resmettiklerimin yüzde doksanı gerçekleşmiş. Görünce gözlerim ışıldadı. Gerçekten çok etkili bir uygulama; ilk olarak yoga hocam ve eşinden duymuştum bu çalışmayı. Birkaç sene tembelliğime denk geldi ve pek yanaşmadım yapmaya ama iki senedir yapıyorum ve çok da faydasını gördüm. Tavsiye ederim; o sene gerçekleşmesini istediğiniz veya olmak istediğiniz her ne varsa bulabildiğiniz görselleri görebileceğiniz bir yere, bir panoya yapıştırın, her gün sadece 1 dakika kendinizi orada hayal edin ve olacakları izleyin. Bilinçaltımızın espri anlayışı pek gelişmemiş; şakadan anlamıyor, gördüğü, duyduğu her şeyi ona nasıl geldiyse o şekilde algılıyor, o yüzden ağzımızdan çıkan şakaların bile aşırı önemi var aslında ama bu başka bir yazının konusu.

Şu soruyu sordum kendime panoyu elimde tutarken: “Kendi gerçekliğimi yaşıyor muyum?

Çok keskin bir çizgi var, kendi gerçekliğinizi yaşamakla kiralanan hayalleri yaşatmaya çalışmak arasında. Hayatı, başkalarının hayatını taklit edip bundan delice mutlu olarak geçen insanlar var; bizzat tanıyorum da. “Belki” dedim, “Ben de çaktırmadan kendimi kandırıyorumdur bir yerlerde; bu soru aklıma geldiğine göre biraz düşüneyim.” Çocukluğumda hayalini kurduğum Serap’tan çok uzaktayım bu bir gerçek; hayallerimin çoğu beni üniversiteye kadar götürüp orada bırakmış. Çocuklara sürekli okuyun “adam olun” diye empoze ettiğimizden olsa gerek tek derdim okuyup “adam olmakmış” yoksa evimin kadını olmak zorunda kalırmışım. İki seçenekten birini seçince tüm yapacaklarım bitmiş o zamanki bana göre. Çocukluğumda yetiştiğim yerde üniversite hayali kurmam bile çok ütopik olduğundan olsa gerek fazla şansımı zorlamamışım anlaşılan.

Düşüncelerimizle hücrelerimize sürekli mesaj yolluyoruz; hücrelerimizin ve manyetik alanımızın titreşimiyle de evrene “Ben şöyleyim; böyle hissediyorum” diyoruz. Mekanizma, söylediğimiz her neyse onu güçlendirmek üzerine kurulu olduğu için hangi frekansta titreştiğimiz de hayli önemi. Sinsi bir stres, kendi yolunu, kendi hayatını yaşamamak. Taklit hayat yaşadığınızı en kestirme şu şekilde anlayabilirsiniz: Mutlaka kendinizi sürekli kıyasladığınız birileri vardır. Örnek almakla kıyaslamak arasında da çok ince bir çizgi var. Kıyasladığınızın en negatif yanı bile tatlı gelir size. Aslında kendi hayatınızı değerli bulmuyorsunuzdur da bir rüzgar sizi tatlı tatlı ordan oraya savuruyordur, siz farkında olmadan. Bir arkadaşım geçenlerde dedi ki: “Kuzenimle bir anlaşma yaptık, annelerimize benzeyen davranışlarda bulunduğumuzda birbirimizi çimdikleyeceğiz diye. Bir süre sonra baktık ki her yerimiz moraracak. İkimiz de annelerimize benziyoruz, hatta onları KOPYALAMAYA ÇALIŞIYORUZ. Eyvah dedik hemen kendi özümüzü bulmamız lazım. Lazım da, geçmiş bu kafayla 30 sene, nerden başlasak neyi değiştirsek bilemiyoruz.” Bilinçli taklitçilerin yanı sıra bir de bu model var: Gizli taklitçiler. Tablodaki huzursuz kesim burası aslında.

kendi-gercekligini-yaratmak-i

Şikâyet etmediğiniz bir hayatınız varsa taklit de olsa sizin hayatınız; mutluysanız kimseye laf düşmez; hayatımızın amacı mükemmel insana ulaşmaya çalışmak değil; olduğumuz yerde zaten mükemmeliz; farkına varıp bunun tadını çıkarmak aslolan. Söyleyeceklerim değişmek isteyip de değişemeyenlere, olduğu yeri bir türlü beğenmeyip de yürüyeceği yolu bulamayanlara. Fizikteki etki-tepki yasasını bilirsiniz; bir şeye direnç gösterdikçe direndiğiniz şeyi güçlendirirsiniz. Yapmamaya çalıştığınız şeyleri aslında fark etmeden yaparsınız. Bilinçaltınız ve inanç sisteminiz değişmediği, dönüşmediği sürece aynen devam etme olasılığınız çok yüksek. İnanç sistemidir tüm gerçekliğimizi biçimlendiren. Nasıl ki kendi hikâyemin senaristi bensem, sizin hikâyenizin de senaristi, yönetmeni ve başrol oyuncusu sizsiniz. Düşlerinize ve yarattığınız krallığa sonsuz saygı duyuyorum, siz de duyuyor musunuz?

Hayatımızla yaptığımız anlaşmanın farkında mıyız?

Kendimizin tam olarak neresindeyiz?

Kendini bilme üzerine bir Halil Cibran dizesi der ki:

“Gerçeği buldum değil, bir gerçeği buldum deyin.

Ruhun yolunu buldum değil, kendi yolumda yürürken ruhumla karşılaştım deyin.”

 

Serap Bora Yüksel

 

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/kendi-gercekligini-yaratmak/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/kendi-gercekligini-yaratmak/" data-text="Kendi Gerçekliğini Yaratmak" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/kendi-gercekligini-yaratmak/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> <div class="socialicons s4plusone" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="g-plusone" data-size="tall" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/kendi-gercekligini-yaratmak/"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><a href="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/SB.jpg"><img class=" wp-image-11572 alignright" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/SB-320x480.jpg" alt="SB" width="264" height="396" /></a><br /> Yaptığı iş her ne olursa olsun eğlenerek yapsın derdinde, bu yüzden yoga ve reiki eğitmenliği yapıyor. Mandala meraklısı ve melek rehberi; her fırsatta yazıyor, çiziyor. Aslen endüstri ürünleri tasarımı eğitimi almış olsa da şimdilerde akademik eğitimini mandala çizmek için yan dal olarak kullanıyor hayatında. Bütün bu etiketlerin ve varılmaya çalışılan bir yer olduğu düşüncesinin altında peşinden koştuğumuz tekniklerin insanı eninde sonunda kendisine ulaştırdığının farkında.</p> <p>Ne zamandır eve koştura koştura gitme sebebi olan Kundalini Yoga&#8217;yı daha derin öğrenmek ve öğretmek için Fransa Amrit Nam Sarovar Yoga Okulu’nda eğitimine devam ediyor. Üç yıldır evrensel Kabbalah Bilgeliği dersleri alıyor.</p> <p>Keşfettikçe daha da büyüyen dünyasında ışığı paylaşmak için her bahaneyi değerlendiriyor. Şu sıralar duyma ve konuşma engeli olan insanlarla iletişime geçmek için işaret dili dersleri alıyor. Her dünya keşfedilmeye değer düşüncesiyle çıktığı yolda en büyük hedeflerinden biri kendini engelli zannettirilen insanlar: Engelsiz dünyalarını yaratırken onların yanında olmak.</p>