Dün yedi arkadaşımla karşılaştım, peş peşe. Lambadan çıkmış yedi dev misali çıktılar karşıma. “Dile benden ne dilersen” günüydü adeta. Şaşılacak şey mi desem? Tesadüf mü? Ya da yeni deyişiyle eş zamanlılık mı? Her neyse neydi ve bu fırsatı kaçırmaya hiç mi hiç niyetim yoktu. Hepsine hiç tereddütsüz aynı isteğimi patlatıverdim; avazım çıktığınca haykırdım: “Koşulsuz sevgi istiyorum!” Gerçekten çok cömerttiler; hepsi de anlaşmışçasına, “Al sana koşulsuz sevgi, hayrını gör” dediler. Altısını ceplerime doldurdum, yeni daldığım can erik ağacından topladığım taze erikler misali. Kütür kütür, taptaze koşulsuz sevgiler. Yedincisi mi? O’nu da kalbime mıhladım. Yolda giderken evime, hepsini bir güzel mideme indirdim. Şimdi kanımda dolaşıyor koşulsuz sevgi alyuvarları.

Artık cesurca “Hayır!” diyebilirim etrafımdakilere. Artık, onlarla ilgili incinmişliklerimi onların özsaygılarına halel getirmeden açıkça dile getirebilirim. Artık, onlar ne düşünecek diye ince hesaplar yapmadan duygularımı olanca saflığıyla, dürüstçe ortaya koyabilirim. Ben koşulsuz sevgiyle sevdikçe onları, inanıyorum ki onlar da bana koşulsuz sevgilerini sunmakta geri kalmayacaklar. Biliyorum ki, adıyla müsemma koşulsuzca, yani karşılık beklemeden, yani fanusa girmeden, yani şartsız-şurtsuz olanca doğallığı ve özgürlüğüyle çıktıkça karşıma ve doldurdukça ruhumun ceplerini sevgiyle, ben de ondan gönül rahatlığıyla etrafımdakilere dağıtabileceğim. Hem böylece koşulsuz sevgi almanın ve sevgimi koşulsuzca sunmanın özgürlüğü ile sırtımdaki gölgeler çuvalından parçalarımı bir bir çıkarıp yap-bozun eksiklerini cesurca tamamlayacağım.

Evet, aranan koşulsuz sevgi bulundu. Şimdi sıra onunla hayat yolculuğunun tadını çıkarmakta.