“Nefreti nefretle yenemezsiniz. Nefreti sevgiyle yenebilirsiniz” demişti Martin Luther King.  Nefret, kin, intikam gibi duygular insanın zehri kendisinin içip karşısındakinin ölmesini beklemesidir. Bu tür yıkıcı duyguları besleyen kişi, yıkıcılığın stresini önce kendi zihninde hisseder. Bağışıklık sisteminin dengesini bozan stres kaynaklı hormonların hastalık yaratan etkisini önce kendi bedeninde hisseder.  Başkalarına verdiği zarar ikinci eldir. Ama nefreti, öfkesi, kini, intikam duygusu varlığını öylesine ele geçirmiştir ki önce kendisine zarar verdiğinin; ruhuna, zihnine, bedenine verdiği zararların bilincinde bile değildir. Beden/ zihin/ruh ilişkisinin bağını görmesini engeller nefretin körlüğü.

Nefret ve intikam çığlıkları atan kişinin kazandığı zafer “Pirüs zaferi”dir ancak. Kaybedilenin kazanılandan çok daha büyük olduğu yıkıcı bir zafer(!) Kişi yediği soğuk intikam yemeğinin doyumunu çok kısa bir süre yaşar. Sonrası ise kibrin yan etkisi olan yalnızlık duygusu ve öz nefrettir. Nefretten beslenen kişi, fast food gıdalarla beslenen kişi gibi sağlığını kaybeder.

Toplumsal nefretler daha da tehlikelidir. Kişiye suni ve geçici bir “aidiyet duygusu” yaşatır.  Bugüne kadar savaşarak kalıcı barışı kim sağladı? Kim? Tarihten ve bugünden tek bir örnek gösterebilir misiniz? Bu savaşta yenilen grup /halk/ ülke daha büyük bir öfkeyle saldıracağı günü bekler. Tam bir kaybet/ kaybet oyunu.

Son 30 yıldır bu topraklar on binlerce gencin kanıyla sulandı. Şehit dedik, ölü ele geçirildi dedik, gerilla dedik, terörist dedik…  Sonuç: ister yüceltici ister aşağılayıcı ne isim verirsek verelim hayatının baharında ölen on binlerce genç … ve hepsinin akan kanı aynı renkteydi. Ölenlerden tek bir genç bile varlıklı zümrenin çocuğu değildi.

“Bir yerde adaletsizlik varsa her yerde adaletsizlik vardır” diyen King’i hatırlamakta yarar var. King de Gandhi de hiçbir şiddete başvurmaksızın amaçlarına ulaştı.

Kalıcı çözüm daima adaletin sağlanması ve empati içeren sağlıklı iletişimle yaratılır.

“Hep aynı şeyi yapıp bu kez farklı sonuç beklemek deliliğin tanımıdır” sözünü çoğumuz biliriz. Peki, bunu asıl bilmesi gerekenler biliyor mu?

Ayrımcılığı kışkırtacağımıza okullarda karakter gelişimi ve insani değerler öğretilmeli. İnsanlar hezeyanı değil, sağduyulu düşünceleri ve duyguları paylaşmalı.  Televizyonların halkı uyutan değil uyandıran bir araç olmasını hayal ediyorum.  Bizi özgür kılacak şey gerçeklerle yüzleşmek, gerçekleri öğrenmektir; ister kişisel boyutta ister toplumsal boyutta.

Terör korkudan beslenir ve puslu ortamları sever. Sevgiyi bilmeye her zamankinden çok ihtiyacımız var. İçimizin acısını iyileştirecek tek şey sevgi. Barışa nasıl yatırım yapacağımız üzerinde kafa yoralım. Halk barış istiyor. Savaştan çıkarı olan… halk değil!

Sevgiyle hoşça olun.

Nil Gün

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/nefret/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/nefret/" data-text="Nefret" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/nefret/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> <div class="socialicons s4plusone" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="g-plusone" data-size="tall" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/nefret/"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><img class="alignleft wp-image-3760 size-thumbnail" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2018/02/JW0rM3p-150x150.jpeg" alt="" width="150" height="150" />1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.<br /> 1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.<br /> Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.<br /> International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.<br /> Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.<br /> Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.<br /> Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)<br /> Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.<br /> Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.<br /> Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.<br /> Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.</p>