Kendinize iyi bakın, diye başladım ilk üç yazıma ve duruşla ilgili farkındalıklarımızı artırmaya yönelik bilgiler aktardım.

Yine önceki yazılarımdan birinde kötü duruşun en önemli nedenlerinden birinin uygun olmayan çalışma koşulları olduğunu belirtmiş ve ofis ergonomisinden kısaca bahsetmiştim sizlere. İşte bu yazımın konusu; çalışma ortamımızla ilgili farkındalıklar.

“Ergonomi” içinde bulunulan koşulların kişiye uyumlu hale getirilmesidir. Buradan yola çıkarak “ofis ergonomisi” de çalışma ortamının çalışana uygun hale getirilmesidir.

Kronik boyun ve sırt ağrıları, el bileği ve dirsek eklemlerinde hasarlar, hatta bel ve boyun fıtığı gibi hastalıklar çoğunlukla ergonomik olmayan ortamlarda çalışmanın sonucu olarak ortaya çıkar. Yapılan araştırmalar, ergonomik koşulların uygun olduğu ortamların, kas-iskelet sistemi hastalıklarının görülme sıklığını en az yüzde elli oranında azalttığını gösteriyor.

Bir başka bilgi daha: İşverenler sıkı durun, ergonomi araştırmacıları, işyerlerinde ergonomik düzenlemeler için yapılan her bir dolarlık harcamanın bir yılda iki bin dolarlık tasarruf olarak geri döndüğünü belirtiyorlar.

İşyerinde kullanılan alet ve aygıtların beden mekaniğiyle uyumlu olması, kas ve iskelet sistemine zarar vermemesi, çok önemlidir. Kullanımı zor, bedenle uyumsuz yani ergonomik olmayan eşyalar kas ve eklemleri zorlayarak zamanla önemli rahatsızlıklara yol açar.

Ofis çalışanları şunlara dikkat etmelidir:

Sırt dik, omuzlar geride ama gevşek ve baş nötral pozisyonda oturulmalıdır. Unutulmamalı ki başın her bir derece öne eğimi omurgaya artı dört buçuk kilogram yük bindirir. Dik oturmak ise omurganın yükünü yüzde yirmi beş azaltır.

Ancak aynı postürü uzun süre muhafaza etmek duruş doğru olsa bile rahatsız edebilir. “En iyi duruş bir sonraki duruştur” yaklaşımını aklımızdan çıkarmamalıyız. Duruşla ilgili araştırmalar halen sürüyor ve klasik olarak tanımladığımız bilgiler dahi tartışılıyor. Örneğin, “Kalça bacak açısının 90 derece olduğu dik duruş en doğru postürdür” klasik yaklaşımı 135 derecelik bir açıyla geriye yaslanarak oturmanın bele binen yükü daha azalttığının saptanmasıyla tartışılmaya başlandı. Postür konusunda belirttiğimiz gibi asıl olan doğru duruşun önündeki engelleri kaldırmak, devamını beden bilgeliğiyle çözecektir.

Oturulan koltuk ayarlanabilir olmalı, mutlaka beli ve sırtı desteklemelidir. Desteklemiyorsa mutlaka bel yastığı kullanılmalıdır.

Ayakta dururken koltuğun oturma yerinin en yüksek noktası diz kapağının altında olmalıdır. Oturma yüzeyi oturur durumdayken diz arkasına baskı yapmamalıdır.

Masanın yüksekliği mide seviyesinde veya dirsek hizasında olmalı ve masaya yakın oturulmalıdır.

Bilgisayar ekranı göz hizasından yukarda olmamalıdır. Son araştırmalarda göz seviyesi ile 30- 45 derecelik açının gözün en rahat ettiği yerleşim olduğu belirtilmiştir. Bu açıda pozisyon itibariyle kasların biraz daha fazla çalıştığı ancak bunun da kabul edilebilir ölçülerde olduğu saptanmıştır. Monitörün üst kısmı arkaya doğru eğik durmalıdır, parlamayı engellemek için asla üst taraf öne doğru eğilmemelidir.

Aynı araştırmalarda alçak monitörle çalışan kişinin veriminin yüzde on arttığı saptanmış. Ekran karşısında oturma süresi klasik bilgiyle en fazla otuz dakika, güncel yaklaşımla on dakikadır. Yani her on dakikada bir otuz saniye ara vermek gerekir. İki saatte bir de kahve molası.

İzninizle ben de bir kahve molası alıyorum, önümüzdeki ay, aynı konuya devam edeceğiz.

Tekrar buluşmak üzere şimdilik hoşça kalın ve ofisinizde de “kendinize iyi bakın.”