Sayı kodlarının doğru dalga frekanslarını kullanarak bir tedavi gücü harekete geçirmek mümkündür. Bunun gerçekleşmesi için sayı titreşimlerinin kendi içsel titreşimlerimizle aynı rezonansta olmaları gerekmektedir.

Sağlık ve yaşam asla statik olgular değildir. Tüm yaşam belli titreşim frekanslarından ve ritimlerinden meydana gelir. Evrende bulunan her şey sürekli bir dönüşümün etkisindedir. Bunu doğada, hayvanlarda, bitkilerin dünyasında, gece ve gündüz dönüşümlerinde gözlemleyebiliriz. Belirli bir zaman süresi içinde bir bitkinin önce filizi, sonra sırasıyla yaprakları, tomurcukları, çiçekleri ve sonunda meyvesi oluşur.

Yaşamsal bir ritim:Kalp frekansı değişkenliği (Nabız Ritmi)

Kalp ve kan dolaşımı sistemi bir yandan sinir sistemi ve duyu organlarının öte yandan metabolizmanın tam merkezinde bulunur.  Ayrıca tüm iç organların akciğerlerle olan bağlantısıdır. Dolaşım sisteminin görevi, iç ve dış organların, ruhsal ve maddesel tüm olguların aralarındaki düzeni sağlamaktır. Bu sağlıklı düzenleme fonksiyonu, kalp atışlarının belirli bir süre aralığında saptanarak grafiğe çevrildiği EKG (Elektrokardiyografi) ile tespit edilir. Kalbe pompalanan kandaki stres hormonları kalbin daha hızlı ve düzenli bir tempoyla atmasını sağlar. Düşük nabız ritminde ise kalp normal ritminden sapma gösterir ve iletişim bozuklukları ortaya çıkar.

Nabız ritmi, değişken kalp atışlarının sağlık belirtisi olduğuna inanan Çinli doktor Wang-Shu-he tarafından 3. Yüzyılda keşfedilmiştir.

Kalbimiz belli bir ritimde özel bir dalga frekansı ile atar. Kalp frekansı statik değildir, her kalp atışı birbirinden farklıdır ve değişik bir ritim gösterir. Tıpta buna kalp frekansı değişkenliği denir.

Sağlıklı iken benliğimiz ve çevremizle uyum içinde, doğru dalga boyunda oluruz ve kendimizi huzurlu hissederiz. Hasta olduğumuzda ise artık doğru dalga boyunda bulunmadığımız için benliğimiz ve çevremizle bir uyumsuzluk söz konusudur, ölçünün dışına çıkmış oluruz.

İç ve Dış Dünyanın Kesişme Noktası: DNA

Vücudumuzun her hücresi titreşirken, Deoksiribonükleik asit (DNA) bu titreşimleri alan ve gönderen bir anten görevi görür. Sağlıklı hücreler biofoton denilen elektromanyetik enerji taşıyan parçacıklar gönderirler. Hücreler arasındaki bağlantı bu ışık sayesinde gerçekleşir. DNA bu biofotonları süptil (madde üstü) bilgiler olarak alır ve gönderir. Bu nedenle DNA’yı iç ve dış dünyanın yani süptil  ve maddesel dünyanın, beden ve ruhun kesişme noktası olarak algılayabiliriz.

Doğru enerjetik bilgilerle rezonansı sağlayabilirsek, bizi tekrar eski uyumlu halimize döndürecek itici gücü harekete geçirebiliriz.

Hastalıklı hücreler daha az sayıda biofoton gönderdiklerinden hücreler arasındaki iletişim bozulur, bilgi akışı tıkanır ve vücudun psikolojik seyri olumsuz etkilenir. Buna rağmen canlı her hücre gerekenden fazla titreşime ve ışık enerjisine sahiptir ve bunlar doğru şifa titreşimleri gönderilerek harekete geçirilebilir ve rezonans sağlanabilir.

Sonraki bölümlerde size şifalı sayıların hücrelerimizdeki ışık enerjisini arttırmak için birer titreşim kaynağı olarak kullanıldıkları çeşitli yöntemleri ve tedavi sistemlerini tanıtacağım

https://kitap.kuraldisi.com/kitap-yayin/kitap/bireysel-gelisim/sayilarla-iyilesme/