Kendi seçtiğiniz hayatı yaşamak, ihtiyaçlarınızın iyi bir şekilde karşılanmasını, gerçek siz olma özgürlüğünü yaşamak ve daha iyi ilişkiler sürdürmek istiyorsanız o zaman sınır çizmeyi öğrenmek zorundasınız.

Durun bir dakika. Ben az önce daha iyi ilişkilerin daha iyi sınırlardan geçtiğini mi söyledim? Bu, genellikle danışanlardan duyduğum ilk itirazdır. Öyle görünüyor ki, çoğumuz eğer sınır çizersek başkalarının bizi sevmeyeceği ya da kabul etmeyeceği korkusuyla çoğunlukla sınır çizmeyi ihmal ediyoruz. Hayatınızdaki insanlar onların arzularına boyun eğmeyip kendinizinkileri ortaya koyuyorsunuz diye kızmaz mı? Tabii, bazıları kızabilir (en azından ilk başta). Bununla birlikte eğer sizi gerçekten seven ve mutlu olmanızı isteyen insanlarla ilişki kuruyorsanız size has ihtiyaçlarınız eninde sonunda kabul görecektir. Boşanmamdan bu yana öğrendiğim bir tek şey varsa o da birbirimize karşı tamamen dürüst olduğumuzda, ilişkilerimizin çok daha içten ve yakın hale geldiğidir. İki taraf da ihtiyaçlarını açıkça dile getirdiğinde daha az duygusal anlaşmazlık yaşanır. Kendini feda alışkanlığı benim evliliğimi mahveden şeydi ve bu, kesinlikle sürdürülebilir bir alışkanlık değil. Sahtelik ve maskeler yakınlığın düşmanlarıdır.

Biz genelde kendi ihtiyaçlarımız ve arzularımızın başkalarınınkilerle çelişeceğini varsayarız. Peki ya ilişkideki taraflardan her birinin ihtiyaçları aynı anda karşılanabiliyor olsaydı… Aslına bakarsanız kendi arzularımız diğerlerininkilerle çelişmek zorunda değildir. Hatta ihtiyaçlarımızı dile getirebiliyor olmamız başkalarına örnek oluşturarak onların da kendi gerçek isteklerini fark etmesini sağlayabilir.

Öğrendim ki, ben ıstırap çekiyorsam ilişkilerim de ıstıraplı oluyor. Bu kitapta ana hatlarını ortaya koyduğum sınır çizme çalışmasına başladığımdan beri ilişkilerim sınırsızca iyiye gitti. Şimdi tüm kalbimle kendimi sevmeye öncelik tanıyorum. Kendime en az hayatımdaki diğer kişilere gösterdiğim kadar özen gösteriyorum. İşin aslı, kendimi ne kadar çok seversem depomda başkalarına verecek o kadar sevgi bulundurabildiğimi görüyorum. Eğer başkalarına yardım etmeye çalışarak kendi bardağımı sürekli boşaltırsam susuz kalırım. Bende olmayan bir şeyi başkasına veremem. Diğer yandan ben -kendime sevgi, saygı sunmak ve sınırlarımı çoğu zaman onurlandırmak suretiyle- kendi bardağımı doldurduğumda bardağım taşar. Sevdiklerime verecek daha fazla şeyim olur.

Sağlıklı sınırlar çizdiğimde ihtiyaçlarımın sıklıkla karşılandığını görürüm. Sonra bırakırım, hayatımdaki diğer herkes (partnerim dahil) birer yetişkin gibi davranıp kendi ihtiyaçlarının karşılanması için sorumluluk alsın. Bu, ne mi demek? Benim ihtiyaçlarım benim işim, senin ihtiyaçların senin… Sınır çizmek ve çizilen sınırları korumak herkesin kendi iç meselesidir.

Sınır Çizmeniz Gerektiğini Nereden Bilirsiniz?

Aşağıda bazı “Sınır Aranıyor!” senaryoları okuyacaksınız. Bunlardan size tanıdık gelenler var mı?

Anneniz sizi günde beş kere arayıp hayatınızda yanlış olan şeyleri söyler.

Partneriniz nasılsa sizin kaldıracağınızı bildiği için kirli çamaşırlarını yerde bırakır.

Komşunuz müziğin sesini çok fazla açarak uykunuzu böler.

Patronunuz size önceden haber vermediği ve ekstra ücret ödemediği halde fazladan çalışmanızı bekler.

Arkadaşınızla ne zaman yemeğe çıksanız, size ne yemeniz ve yememeniz gerektiğini söyler.

Partneriniz sizin fikrinizi sormadan ikinizle ilgili planlar yapar.

Geniş ailenizin üyeleri, onlara hayatınızın tüm detaylarını anlatmanızı bekler.

Bir restoranda donarsınız; ama ısıtıcının açılmasını isteyemezsiniz.

Teyzeniz canı istediği zaman evinize uğrar ve yaptığınız işi bırakıp onunla ilgilenmenizi bekler.

Ergen çocuğunuz, umursamayacağınızı düşünerek cüzdanınızdan size sormadan para alır.

Partneriniz sizi sürekli yarı yolda bırakır ve incindiğinizi görünce sizi aşırı hassas olmakla suçlar.

Gerekli sınırları çizmediğiniz için omuzlarınızda kaç kişinin yükünü taşıyorsunuz? Örneğin eğer aşağıdaki gibi durumlar yaşıyorsanız bazı sınırlar çizmenin zamanı gelmiştir.

Başkalarının davranışları sonucunda sık sık kurban gibi hissediyorsanız.

Hayatınızda çok az mahremiyet olduğunu hissediyorsanız.

Birlikte olacağınız zaman genelde planları diğerlerinin yapmasına izin veriyor; gidilecek filmi, restoranı, tatil yerini onların seçimine bırakıyorsanız.

Başkaları arzularını ifade ettiğinde kendinizi kenara itilmiş gibi hissediyorsanız.

Biri sizi (bilerek ya da bilmeden) incittiğinde ya da aldattığında hiçbir şey söylememeyi tercih ediyorsanız.

Kendinizden önce başkalarını düşünmenin erdemli olduğuna inanıyor ve kendi arzularınızı ortaya koyduğunuzda kötü ya da bencil biriymiş gibi hissediyorsanız.

İhtiyaçlarınızı göz önünde bulundurmadıkları için birilerine sık sık içerliyorsanız.

Hayatınızdaki bazı insanlara asla sınır koyamayacağınızdan eminseniz.

Hayatınızda bazı net sınırlar çizdiyseniz ve bu alanda gerçek bir uzman haline gelmek istiyorsanız…

Yukarıdaki durumlardan herhangi biri size uyuyorsa muhtemelen siz de sınırlarla ilgili bazı yaygın söylencelere inananlardansınız:

Sevgi, sınır çizmemeyi gerektirir.

Sınır çizmek beni bencil bir insan yapar.

Sınır çizersem herkes benden nefret eder.

Rahatımı bozan sınırlar çizmeden de istediğim hayata sahip olabilirim.

Sınır çizemem çünkü bir tartışmaya neden olmaksızın ne söyleyeceğimi bilmiyorum.

Eğer sürekli kendi ihtiyaçlarımı karşılarsam başkalarının ihtiyaçları karşılanamaz.

Hayatımı sınır çizerek geçirirsem bundan böyle verici ve cömert bir insan olamam ve kimse hayatımın bir parçası olmak istemez.

Sınırlar özgürleştirmek veya büyütmekten ziyade kısıtlar.

Bir kere sınır çizersem işim biter ve bir daha sınır çizmek zorunda kalmam. (Bekleyin ve bu maddeyle ilgili ne söyleyeceğimi görün!)

Bu maddelerden herhangi biri size uyuyor mu? Bu kitapta onların her birini çökertecek ve sınır çizmeye dair diyalogun çerçevesini yeniden oluşturacağım. Sınırlarınızı tespit edip onlara hak ettikleri ilgi ve dikkati vermenizi sağlayacak pratik taktikler öğreneceksiniz. Ancak o zamandır ki bu dünyaya nasıl bir hayat yaşamak için geldiyseniz onu yaşama şansı elde edebileceksiniz.