“Uyuyamıyorum baba! Gözlerimi kapatınca kötü rüyalar görüyor, kötü sözler işitiyorum. Akşam olmasın baba! Karanlık olmasın! Sabah da olmasın baba; işe gitme! Hep beraber olalım baba!” Bir ebeveyn olarak yabancı gelmedi bu sözler değil mi? “Elimiz kolumuz bağlı, ne diyeceğimizi, nasıl davranacağımızı bilemediğimizi biz de yaşadık defalarca” dediğinizi hissediyorum. Hemen her ebeveynin ortak paydalarından bir tanesi de bu ve buna benzer sözler değil mi?

Gün içinde çocuklarımızın yaşadığı, belki de onlara bilerek bilmeyerek yaşattığımız duyguların ürünü bu halüsinasyonlar. Her şey ve herkesin az çok tuzu var bu huzursuzluk çorbasında.

Ben de kızımın bu sözleri karşısında donakalıp önceleri, “Saçmalama, ne hırsızı, ne canavarı? Boş ver bunları; kapat gözlerini de uyu artık; çok geç oldu; yarın okul var, kalkamayacaksın vaktinde; ben de çok yorgunum; yarın iş var, erken kalkacağım; yorma beni” gibi duyarsızlıklarla bocaladım durdum bir süre. Bir kıvılcım, bir sihirli değnek, bir ışık ansızın yolumu aydınlattı bir gün. Yolun sonunda içinde armağanıyla hediye paketim beni bekliyordu. “İlhami” paketi özenle hazırlamıştı. Açınca kapağını, uçan balonlar havalandı gökyüzüne. Buldum! Kuraldışı Yayınları’ndan çıkan onlarca çocuk gelişimi kitabının verdiği ilhamla bir “Çocuk Meditasyonu” yarattım. Telif hakları tüm çocuklara armağan olsun, ebeveynler hayrını görsün diye hepinizi meditasyona, imgelemeye, hayale ya da ne derseniz deyin, bana göre çözüme davet ediyorum.

“Dik ve rahat bir şekilde otur. Derin bir nefes al. Elinde, korku, endişe, kötü düşünce, kötü davranış, kısacası tüm kötülükleri temsil eden siyah renkli uçan balonların iplerini tuttuğunu hisset. Gerçek elinle onları sımsıkı tutuyorsun. Elinin terlediğini hisset. İplerin uçlarının avucunu gıdıkladığını hisset. Siyah, simsiyah uçan balonlar başının üstünde gölge ediyorlar. Aklındaki tüm kötü düşünceler sayısınca siyah uçan balonlar. Derin bir nefes al. Hadi kurtulalım onlardan. Ne duruyorsun, aç avucunu bırak havalansınlar. Havalanıp uçsunlar. Rüzgâr sürüklesin onları dört bir yana. Şuradakini görüyor musun, şu patlayıvereni? Ya öte yandakini, artık görünmeyecek kadar, nokta kadar küçülmüş olanları? Şunlar da renk değiştirdiler, rengârenk oldular görüyor musun? Cıvıl cıvıl oldu gökyüzü, güneş kamaştırıyor artık gözlerini. Her yer apaydınlık; içinde taze bir ışığın huzuru var artık. O da ne? Uzaktan “Balonlarım vaaar!” diyen baloncunun sesi geliyor. Rengârenk, desen desen. Koşup en canlılarını, en komiklerini alıyorsun. Tek tek seçiyorsun. Mutluluktan balonlarla havalanasın geliyor içinden. Yavaş ol, hepimize yetecek kadar var. Bana da bırak birkaç tane. Derin nefes al. Bırak içine dolsun huzur ışığı. Tüm hücrelerinde dinginliği, yaşam enerjisini, tazelenmişliği hisset. Hazır olduğunda gözlerini açabilirsin.

“Yaşadığın deneyimi benimle paylaşmak ister misin? İstersen bir deftere de yazabilirsin.”

Kulağında uçan baloncunun sesi yankılansın. Uçan balonlarım vaaaaar!

Murat Tonbul