1906, İtalya. Maria Montessori daha sonra eğitim sistemini kökten değiştirecek ilkokulunu açıyor.

Casa dei Bambini’de (Çocuk Evi) zihinsel engelli çocuklar üzerinde yaptığı beş senelik çalışmada standart eğitim yönteminin dışına çıkarak harikalar yaratan Maria, bu yeni eğitim modelini diğer çocuklarda da denemek istiyordu.

Bütçesi oldukça kısıtlıydı ama neye ihtiyacı olduğunu da gayet iyi biliyordu: Sınıfa, standart karatahtayla ağır masa ve sandalyeler yerine, çocukların boyunda hafif oyun sandalyeleri koydu. Çocukların erişebileceği yükseklikteki raflara kendi tasarladığı eğitici oyun aktivitelerini sıraladı. Okulun kendisinin de bir eğitim aracı olacağına karar vermişti: Çocuklar aynı zamanda okulu temizlemekten, çiçekleri düzenlemekten, evcil hayvanlara bakmaktan, hatta yemek pişirmekten sorumlu olacaklardı.

Yaşları iki ila yedi arasında değişen elli öğrenci Roma’nın en düşük gelirli semtlerinden seçilip okula alındı.

Maria okul düzenini kurduktan sonra bir eğitmenin en önemli görevini üstlendi: gözlemlemek ve ihtiyaç halinde rehberlik etmek. Çocukları izleyen Maria, onların öğrenmek için dışsal bir motivasyona ihtiyaç duymadıklarını gördü; öğrenmenin kendisi çocuklar için yeterince heyecan vericiydi. Çocuklara istedikleri sürede, ilgi duydukları materyali öğrenme, eğitim salonunun sınırları içinde dilediklerince hareket etme özgürlüğü verdi.

Maria’nın okulunda eğitim gören çocukların tamamı, konsantrasyon, motivasyon, derslere gösterilen ilgi ve öğrenme konusunda standart eğitim sisteminde eğitim gören çocuklara göre müthiş üstünlük gösterdiler. Maria’nın okulu eğitimciler, gazeteciler ve üst düzey yetkililerle dolmaya başladı.

Eğitime bakış açısını sonsuza dek değiştiren ve Montessori yöntemi olarak bilinen bu eğitim sistemi önce tüm Avrupa’ya daha sonra da Amerika’ya yayıldı.

1921, Türkiye. Milli mücadele tüm hızıyla devam ediyor.

Cephede askerle beraber savaşan Mustafa Kemal, ölüm kalım savaşının ortasında, bomba ve kurşun sesleri arasında eğitim sistemi üzerine araştırmalar yapıyor; eğitimin ne kadar sürmesi gerektiğinden nasıl sınıflarda olması gerektiğine dair notlar alıyordu.

Ağustos ayında sekiz cepheden saldırı olmasına rağmen cepheyi bırakan Mustafa eğitimle ilgili kongreyi açıp konuşma yapmaya gitti. Bu hareketi büyük tepki çekecekti: Ölüm kalım savaşının ortasında, ordular başkomutanı cepheyi bırakmış ve eğitim süresini konuşmak üzere bir kongreye katılmıştı.

Çok fazla vakti olmayan Mustafa, Türkiye’nin dört bir tarafından gelmiş iki yüz elli eğitmene, Maria Montessori’nin kendi deyimi ile “şaheser” kitaplarının Türkçeye çevrilip kurduğu eğitim sistemi üzerine araştırmalar yapılması görevini vererek cepheye geri döndü.

2012, sizin ev. Çocuğunuz okula gidiyor.

Gözlerinizin önündeki değişimi fark ettiniz mi? Her şeye dokunan, inceleyen, merak eden; sorduğu binlerce soruyla size baygınlık geçirten çocuğunuz artık enerjisiz, yorgun, sıkkın, bıkkın. Kafasındaki tek soru “Bu konu sınavda çıkacak mı? Test sonuçları açıklandı mı?”

Eğitim sisteminin temeli çocukların içinde zaten doğallıkla var olan merak ateşini kor halinde tutmak olmalı. Çocuğumuzun içindeki bu ateş kendi kendine yok olmadı, onu biz söndürdük.

Tıpkı zorla yemek yedirilen çocuklar gibi, bilgi çocukların boğazından aşağı ittiriliyor. Her gün ihtiyaç duyduğundan çok daha fazlası zorla yedirilen çocuğunuzun iştahı kaçıyor. Ondan sonra büyük tehlike başlıyor. Sorgulamayan, merak etmeyen, bilgiyi küçümseyen ve mümkünse onu istemeyen bir nesil şekilleniyor.

Klasik eğitim sisteminin standardı olan hareketsiz bir şekilde tahtaya bakarak eğitmeni dinlemek; öğrenmek için ceza veya ödül almak; takdir, teşekkür vermek; test çözdürmek ve puanlamak işe yaramıyor.

Montessori sistemi öğrenmeyi ilginç, kişiye özel ve özgür bir şekilde sunmayı başarıyor.

Deneyerek, sorgulayarak, oynayarak, hareket ederek öğrenme kalıcı oluyor. Montessori eğitim sisteminde sınav, notlar ve ev ödevi yok! Öğrenciler kendi hızlarında merak ederek öğreniyorlar.

İçten içe çocuğunuza çalışması için ödül veya ceza vermeseniz çalışmayacağını düşünüyorsunuz değil mi?

Maymunlar üzerinde yapılan bir deneyde, maymunlara karışık bir düzenek veriliyor. El beceresi, konsantrasyon ve uğraşı gerektiren bu düzeneği çözen maymunlara çözmeyi başardıklarında hiçbir ödül verilmiyor. Çözmemeleri halinde ise ceza vermemeyi kararlaştıran bilim insanları bir sürprizle karşılaşıyorlar: Maymunlar ödülsüz ve cezasız her seferinde gittikçe karmaşıklaşan bu düzenekleri çözmekten büyük zevk alıyorlar. Öğrenmenin kendisi bir ödül!

Peki, Montessori sistemi bunu nasıl başarıyor?

Merak ediyorsanız araştırın. Google’ın kurucularından tutun da Prens William’a kadar birçok önemli mezunu olan bu eğitim sisteminin neden Türkiye’de yok denilecek kadar az bulunduğunu da araştırın.

Montessori sisteminin dünya eğitim sistemine bomba gibi düşmesinin üzerinden yüz yıl geçti. Şu an Avrupa’da Montessori eğitim okullarının bulunmadığı tek ülke Türkiye.

Bunu değiştirme hareketini başlatabilecek olanlar da sizlersiniz.

Deniz Yazıcıoğlu

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/casa-dei-bambini/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/casa-dei-bambini/" data-text="Casa Dei Bambini" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/casa-dei-bambini/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> <div class="socialicons s4plusone" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="g-plusone" data-size="tall" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/casa-dei-bambini/"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p>Hayatında düşük, planlı bebek, sürpriz bebek yaşamış;<br /> ebeveynlik üzerine okumuş, okumuş <a href="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/deniz.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-4589" title="deniz" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/deniz-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>ve biraz daha okumuş;<br /> eğitimlere katılmış, denemiş, bazen harika işler başarmış bazen<br /> eline yüzüne bulaştırmış bir anne.</p> <p>Dokuz Eylül Endüstri Mühendisliğinden mezun olmuş, Amerika&#8217;da MBA mastırı yapmış, Citibank&#8217;ta minik lacivert takım elbisesi ile proje yöneticiliği yapmış sonra da hepsini satıp İzmir&#8217;e kaçmış bir kadın.</p> <p>Bahçe tutkunu, tembel, rahat, kitaplara düşkün, araştırmacı geliştirmeci, doğala düşkün bir meraklı taze.</p> <p>Montessori, yoga, çocuk gelişimi, deneysel psikoloji alanında daimi öğrenci.</p> <p>&nbsp;</p>