Torunum Mavi, annesi ve babası ile birlikte, seyahat ederek geçirdi bayramı. Sağ olsun, gittiği her yere Mavi’nin her şeyini taşıyan gelinim “Odada kesinlikle ufak bir mutfak olsun…” diyerek seçtirmiş oteli. Tatil boyu torunumun öğle ve akşam yemeklerini pişirmiş. Dinlenerek değil çalışarak geçirmiş tatili.

Mavi kocaman oldu. On bir aylık neredeyse… Kapılara, koltuklara tutunarak ayağa kalkıyor. Ufak bir parmak yardımı ile yürüyor. Kendi oyuncaklarının, hatta evdeki tüm elektronik aletlerin açma-kapama düğmelerini buluyor. iPhone’un ekran kilidini açabiliyor. Kumandada Baby TV’nin kanal numarasını tuşlayabiliyor. “Maşallah” deyin ne olur.

Mavi’nin tatil menülerini konuştuk bu sabah gelinim ile. “Yazsam, paylaşsam mı?” dedim. Pek çoğu Melike’nin bulup sakladığı tarifler. Birkaç tanesini de biz icat ettik.

Buyurun…

Yoğurt Çorbası

İki su bardağı et suyu-normal su karışımını kaynatıp içine bir çorba kaşığı bulgur ya da pirinç atıyorsunuz. Minicik, kıymalı – pirinçli köfteler ile beraber kaynatıyorsunuz. Kaynar hale gelince iki çorba kaşığı yoğurt, bir yumurta ve dolu dolu bir tatlı kaşığı has unu çırpıp terbiye yapıyorsunuz. Bu arada sürekli karıştırın. Kesilir yoksa. Biz altını kapattıktan hemen sonra bir çimdik tuz ve biraz tereyağı ekliyoruz. Kabızlık söz konusu ise bir çay kaşığı da zeytinyağı…

Klasik Sebze Çorbası

Bir tane havuç, bir patates, bir küçük kabak, varsa biraz da taze fasulye ve bezelye… Birkaç domates, bir parça brokoli ve bir pazı yaprağı… Hepsinin olması şart değil. Favoriniz hangileri ise onları bir tencereye atın. Üzerine bir çorba kaşığı bulgur ve yarım bardak su ilave ederek kaynatmaya başlayın. On dakika kadar kaynatın. Düdüklü tencerede pişirebilirsiniz, en iyi yöntem bu. Pişen sebzeleri tel süzgeçten geçirin. Eğer bebeğiniz katı gıdalara başladı ise rondo kullanmayın hiç. Bu şekilde bebeğiniz taneli gıdalara alışacaktır. Sebze çorbasını; sebze pürelerini donduran dondurucularda dondurabilirsiniz. (Tuhaf bir cümle oldu.) Küçük kapların içinde altı hafta kadar saklayabilirsiniz bir kez hazırladığınızda.

Yoğurtlu Sebze Çorbası

Bebeklere bir şeyi kolayca yedirmenin sırrı “yoğurt.” Genel olarak bütün bebekler yoğurdun tadını çok severler çünkü. Mavi bayılıyor. Küçük bir patates, minik bir yeşil kabak, iki üç dal maydanoz ya da ıspanak, bir tatlı kaşığı kadar da pirinci tencereye atın. Bir bardak su ekleyerek pişirin. Ayrı bir kapta yarım su bardağı kadar yoğurdu, bir tatlı kaşığı unu ve bir yumurta sarısını karıştırın. Karışıma tencereden biraz sebze suyu ilave edip çırptıktan sonra tencerede pişen sebzelerin üzerine ekleyin. Karışık çorba kıvamına ulaşınca, yani koyulaşınca ateşten alabilirsiniz. Üzerine biraz da tereyağı ekleyebilirsiniz dilerseniz…

Pirinçli Kuru Bakliyat Çorbası

Bir tencereye iki buçuk bardak su, bir çorba kaşığı kırmızı mercimek -ya da sarımercimek-, bir çorba kaşığı pirinç, üç dört tatlı kaşığı yoğurt ve üç dört tane de kuru fasulye ekleyin. Bunları iyice haşlayın. Ayrı bir tencerede bir kaşık tereyağını bir kaşık un ile eritin. Üzerine, haşladığınız kuru bakliyatları ekleyin. Birazcık kavurun bunu. Sonra aldığı kadar su ekleyip kaynatın. Bakliyatların püre olması için blendırdan geçirin.

Mercimek Çorbası

İkiyemek kaşığı kadar mercimeği su dolu bir kaba koyup yumuşamasını bekleyin. Bir kaşık tereyağını eritin bir tencerede, üzerine yumuşayan mercimekleri ekleyin. Bir tane havuç, bir orta boy patates, biraz da soğan rendeleyin. Sebzeleri ve mercimeği tereyağında biraz kavurduktan sonra iki bardak su ilave edin. Mercimeğin erimesi için blendırdan geçirin yine.

Bezelye Çorbası

İki yemek kaşığı bezelye, yarım küçük boy patates, yarım küçük boy soğan ve yedi sekiz dal maydanozu bir tencerede; tereyağında pişirin. Biraz da su ilave edin sebzelere… Piştikten sonra sebzeleri tel süzgeçten geçirin. İki yüz gram süt ile bir tatlı kaşığı unu ayrı bir tencerede, koyulaşıncaya kadar kaynatın. Süzdüğünüz sebzeleri ekleyin hemen ardından üzerine. Biraz daha bu şekilde kaynattıktan sonra ateşten alın.

Düğün Çorbası

Bir küçük havuç, yarım küçük boy soğan, beş altı sap maydanozu düdüklüde pişirin. Bir tatlı kaşığı unu yumurta ile çırpın ayrı bir kapta. Haşlanmış sebzeleri tel süzgeçten geçirin. Süzgeçten geçmiş sebze ve sebze suyunu; yumurta ve un karışımına ilave edin yavaş yavaş. En son da haşlanmış ve küçük küçük didiklenmiş et ilave ederek kaynatın. Çorba koyulaşınca ateşten alıp bir tatlı kaşığı sızma zeytinyağı ekleyin.

Tarhana Çorbası

Yarım çay bardağı tarhanayı bir kaba dökün. Üzerini kaplayacak kadar su ilave edin. Bu şekilde, tarhana yumuşayana kadar bekleyin. Bir tencerede bir kaşık tereyağını eritin. Üzerine yumuşayan tarhanayı ilave edip kavurmaya başlayın. Karışıma bir kibrit kutusu kadar beyaz peynir veya kıyma da ekleyebilirsiniz. Dilerseniz çok az domates de rendeleyebilirsiniz. Kavrulduktan sonra bir bardak kadar -aslında aldığı kadar- su ilave edin. Kaynatmaya başlayın. Koyulaşınca ateşten alın.

Yeşil Mercimek Çorbası

Üç çorba kaşığı yeşil mercimeği bir kapta ıslatın. Bir kapta da bir kaşık tereyağını eritip küçük, yarım bir soğanı ince doğrayarak ekleyin. Bir kaşık da un ilave edin. Çok az da zeytinyağı… Üzerine de yumuşayan yeşil mercimekleri atın. Biraz kavurduktan sonra suyunu da ilave edip kaynamaya bırakın. Dilerseniz biraz arpa şehriye, biraz da makarna ekleyebilirsiniz. Kaynarken şehriyeler yumuşayana kadar kaynatıp, koyulaşınca ateşten alın.

Mavi’nin Tatlıları – bir nevi yani –

Yulaf ezmesini sıcak suda ıslatın. Hatta eğer isterseniz sıcak su ile pişirin. Biraz sonra kapatın. Soğutun. Blendırdan geçirin ve içine bir adet gün kurusu kayısı, bir dilim elma ve bir kaşık pekmez karıştırın. Birinci tatlı budur.

Pirinç ununu yarı yarıya sulandırılmış inek sütü ile pişirin. Ayrı bir yerde pekmez ile muz ya da rendelenmiş elmayı karıştırın. Bunu muhallebi ile karıştırıp veriyoruz biz sonra. Azıcık pancar şekeri de kullanabilirsiniz.

Zencefilli, tarçınlı, çikolatalı, pekmezli kek… Haftanın yeni ürünü budur.  Tarif Food.com’dan. Bizzat ben bayramda uğraşıp yaptım, ekşi krema ile servis ettim. Süperdi.  Ev dondurması da çok yakışabilir üzerine…

İşte bu kadar. Tatile yarım valiz dolusu zeytinyağı, bakliyat, tarhana, sebze meyve ile gidip günlerini dinlenerek değil çalışarak geçiren tüm annelere ve gelinime selam olsun.

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/mavinin-dogal-corbalari/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/mavinin-dogal-corbalari/" data-text="Mavi&#8217;nin Doğal Çorbaları" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/mavinin-dogal-corbalari/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p>1997 yılında, çok sevdiği Ege’ye yerleşiyor Pınar Kaftancıoğlu. Önce Kuşadası’nda geçen birkaç yıl, ardından Aydın-Nazilli’de bir doğal kaynak suyu fabrikasını işletme, kızının doğumu, işlerin stresinden bunalıp fabrikayı devretme derken otuzlu yaşlarının sonunda emekliliğini ilan ediyor!</p> <p>Nazilli’de anadan kalma bakımsız araziyle birkaç zeytinliğini ıslah edip şu an yaşadığı çiftlik evini inşa ettirmeye karar veriyor. Komşuların yardımıyla yaylalardaki irili ufaklı araziye çekidüzen veriyor. Tarlalar sürülüyor, köydeki ineklerin dışkılarıyla gübreleme yapılıyor, dağ köylerinden hediye gelen fidanlarla tohumlar ekilip dikiliyor.</p> <p>Ve tarlalarda ilk ürünler çıkmaya başlıyor.</p> <p>“Kızım, İpek artık Milupa’nın ‘organik’ etiketli kavanozlarına mahkûm değildi. Kahvaltı masamızda hepsine isim koyduğum ineklerin sütleri ve o sütlerden yaptırdığım peynirler vardı. Ekmeği marketten almıyor, kendi fırınımda yapıyordum. Yumurtalar bahçenin sağından solundan, çoğu zaman da tavuklarımın folluğa çevirdiği ayakkabılıktan toplanıyordu. Zeytinden ve zeytinyağından bol şeyimiz yoktu. Bahçenin orasında burasında kendiliğinden yetişen otların her birinin bir adı olduğunu ve neredeyse hepsinden enfes yemekler yapıldığını öğreniyordum. Yılladır marketten aldığım kırmızı şeylerin, gerçek bir domates ile alakası olmadığını anladım. Havuçlar, marullar, fasulyeler, börülceler&#8230;”</p> <p>İpek Hanım Çiftliği böyle kuruluyor.</p>