ogrendiklerimizi-nasil-kalici-hale-getirebiliriz-ii

 

Bu yazı Saim Koç’un 2004 yılında yayımlanan İletişimde Ustalaşmak adlı kitabından alıntıdır. 

Neyi öğrenirsek öğrenelim öğrendiklerimizi belirli evrelerden geçerek kalıcı hale getirebiliriz. Öğrendiğimiz şey ister yabancı bir dil, ister araba kullanmak, ister bisiklete binmek, ister yüzmek olsun, dört evreden geçerek bizde kalıcı hale gelir.

 Birinci Evre: Bilinçsiz Yetersizlik

Bu aşamasında henüz öğrenmek istediğimiz şeyi bilmediğimizi bile bilmeyiz. Başka bir deyişle, varlığından bile haberdar değilizdir. Deniz, göl ya da nehir görmemiş bir çocuk yüzme bilmediğini bilmez. Televizyonda bile hiç basketbol maçı görmemiş bir kişi basketbol oynamayı bilmediğini; hayatında bilgisayar görmemiş biri bilgisayar kullanmayı bilmediğini bilmez. Küçük bir çocukken çevremizde Fransızca konuşan kimse yoksa biz bu dünyada Fransızca gibi bir dilin var olduğunu bile bilmeyiz; dolayısıyla Fransızca bilmediğimizi bilmeyiz. Ya da hiç araba görmediysek araba kullanmayı bilmediğimizi bilmeyiz. Gerçi günümüzde nüfusun çoğunluğu şehirlerde yaşadığı ve televizyon izlediği için büyük bir kısmımız bu sürece ikinci basamaktan, bilinçli yetersizlik basamağından başlıyoruz.

İkinci Evre: Bilinçli Yetersizlik

İkinci basamakta yetersizliğimizin bilincindeyizdir. Araba kullanmayı, yüzmeyi, topu elimizle sektirip, potaya nasıl atacağımızı, bilgisayar kullanmayı, Fransızcayı bilmediğimizi biliriz.

Üçüncü Evre: Bilinçli Yeterlilik.

Araba kullanmayı öğrenmeye karar verir ve bir sürücü kursuna yazılırız. Önce teorik olarak arabayı nasıl kullanacağımızı öğrenir ardından pratik yaparız. Henüz çok acemi olduğumuz bu durumda, araba kullanırken neyi nasıl yapacağımızı bilinçli bir şekilde düşünürüz.

Bu düzey üçüncü basamağa denk gelir.

Bu noktada, sınavda başarılı olmuşuzdur; yeterli olduğumuz söylenmiştir ve bunu belgeleyen bir ehliyet de elimize tutuşturulmuştur. Ama yeterlilik belgemiz trafik korkumuzu aşmaya yetmez. Direksiyon başına geçtiğimizde bütün dikkatimizi sürme eylemine yöneltiriz. Ne arabadakilerin konuşmalarını duyar, ne radyonun düğmesine uzanabiliriz. Yoğun şehir trafiği bizi ürkütür. Pratik yapmaya ara verirsek yeterlilik belgesi ceplerinde dolaşan “yetersizler” arasına katılırız. Bu, kendisini geliştirmeyen, sadece diplomalarına, sertifikalarına ya da unvanlarına sığınan, dolayısıyla kendisini yeterli sanan yetersizlerin de içine düştüğü bir durumdur.

Dördüncü Evre: Bilinçsiz Yeterlilik

Korkumuza rağmen araba kullanmaya devam edersek dördüncü aşamaya geçeriz. Bildiğimiz şeyleri bilinçlice tekrarlayarak bedenimize ezberletebiliriz. Bu noktada neyi nasıl ve neden yaptığımızın bir önemi kalmaz; bedenimiz bir anlamda otomatik pilot gibi davranır. Artık araba kullanırken sohbete katılabilir, radyonun düğmesine uzanabiliriz. (Nasıl olsa yönetim otomatik pilotta diye sakın daha fazlasını yapmaya kalkmayın.) Bu durumda bilinçsiz yeterlilik aşamasında olduğumuzu söyleyebiliriz.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Yeni tanıştığımız bir kişinin adını öğrenmek ve bunu kalıcı kılmak için bile bu evrelerden geçmemiz gerekir. Daha önce o kişinin varlığından bile haberimiz olmadığı için zaten adını bilmediğimizi bilmeyiz. İkinci evreye, yani bilinçli yetersizlik evresine, o kişiyle karşılaştığımız ama henüz adını öğrenmediğimiz sırada geçeriz. Tanıştığımız ya da tanıştırıldığımızda ise üçüncü evreye, Bilinçli Yeterlilik düzeyine geçeriz. Daha sonra, hatta bazen sohbet sırasında bile ismi hatırlayamadığımızı fark ederiz. Çünkü üçüncü basamakta kalmış, bilinçsiz yeterlilik basamağına geçmemişizdir. İsmin hafızamızda kalıcı olabilmesi için üçüncü basamakta pratik yapmamız gerekir. Tekrar etmek ya da hatırlamamıza yardımcı olacak bir şeyle isim arasında kuracağımız bağlantı bizi dördüncü basamağa geçirir. Bu basamakta artık o kişiyi nerede ve ne zaman görürsek görelim ismini hatırlarız. Hemen hatırlayamasak bile, hafızamızı zorladığımızda zihnimizin derinliklerinde gizlenmiş ismi eninde sonunda hatırlarız.

Bir basketbolcu düşünün, oyun içinde saliselerle ifade edilebilecek bir zaman diliminde yakaladığı bir pozisyonu ancak bilinçsiz yeterlilik aşamasındaysa sayıya çevirebilir. Bu oyuncunun üçüncü aşama olan bilinçli yeterlilikte olduğunu düşünelim. Atış fırsatı yakaladığında öğrendiklerini bilinçli olarak tasarlayıp uygulayıncaya kadar fırsat çoktan kaçacaktır. Serbest atışlarda sayının kaçırılmasının nedeni de oyuncunun kaçırma endişesiyle strese girmesi ve kontrolü bedeninden bilincine aktarmasıdır.

Bir İletişim eğitimi sırasında bu konuyu anlatırken bir katılımcı tenisten bir örnek vermişti. Forehand vuruşu için yedi ayrı hareketi tek tek çalışmak gerektiğini, daha sonra bu hareketleri arka arkaya seri bir şekilde yaparak bu vuruşun öğrenildiğini ama bilinçsiz yeterlilik aşamasına gelebilmek yani bu vuruşu maç sırasında çok seri bir şekilde yapabilmek için vuruşu beş bin kere çalışmak gerektiğini söylemişti.

Bilinçli yeterlilikten bilinçsiz yeterliliğe geçiş süresi, öğrenmek istediğimiz şeye bağlı olarak değişir. İyi bir sürücü olmak için birkaç aylık çalışma yeterli olabilirken, yabancı bir dili öğrenmek için daha uzun bir zamanı göze almak gerekebilir. Teniste ise pek çok vuruştan sadece birinde ustalaşmak için en az beş bin vuruş yapmamız lazım.

 

ogrendiklerimizi-nasil-kalici-hale-getirebiliriz-i

 

Bu bilgilerin iletişim gibi bir konuyla ne ilgisi olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bu hayatı doğduğumuz andan itibaren her an yeni bir şeyler öğrenerek yaşıyoruz. Her öğrendiğimiz yeni şeyi de bu dört evreden geçerek özümsüyoruz. Kendimizle ve başkalarıyla nasıl iletişim kuracağımızı öğrenirken de bu evrelerden geçeceğiz. Ama iletişim öyle ya da böyle hepimizin bir şekilde fikir sahibi olduğu bir konudur. Bu yüzden de öğrenme sürecinin hangi basamağında olduğumuzun ya da takılıp kaldığımızın genellikle farkında bile değilizdir. Bu noktada kişinin, “cepten yemekte” ısrarlı olmasının, bugüne kadar öğrendiklerimle idare ederim demesinin, bindiği dalı kesmekten hiçbir farkı olmayacaktır. Evet, öğrenmek zorundayız; daha verimli, daha mutlu, daha “gerçek” bireyler olmak için sağlıklı iletişim kurmayı öğrenmek ve öğrendiklerimizi hayata geçirmek zorundayız.

Birçok şeyi öğrenmek için özel bir zaman ayırmak zorundayızdır ama burada öğrendiklerinizi bilinçsiz yeterlilik düzeyine yükseltmek için böyle özel bir zamana ihtiyacınız olmayacak. İletişim konusunda bilinçsiz yeterlilik düzeyine varmanın tek yolu gündelik yaşamınızı sürdürürken pratik yapmaktır. Tıpkı sürücü ehliyetinizi aldıktan sonra usta bir sürücü olmanın tek yolunun her gün pratik yapmaktan geçtiği gibi. Amacınız işinize gitmekse, bunu dolmuş, otobüs vb. başka vasıtayla da yapabilirsiniz ama bu durumda hem sürücülüğünüzü geliştirme fırsatını kaçırmış, hem de hayatınızı zorlaştırmış olursunuz. Kendi arabanızla (tabii varsa) gitmeniz hayatınızı kolaylaştırdığı gibi, usta bir sürücü olmaya da yol almanızı sağlar.

Öğrendiklerinizi bilinçsiz yeterlilik düzeyine yükseltmeniz, başka bir deyişle kalıcı hale getirmeniz için yapmanız gereken, sadece dikkatinizi yaptığınız şeye (o her ne ise) yöneltmektir. Bir süre sonra özel bir dikkat göstermenize de gerek kalmaz çünkü öğrendiklerinizi otomatik olarak yapmaya başlarsınız. Bilinçsiz yeterlilik düzeyinde öğrendiklerimiz kalıcıdır. Bir kere yüzmeyi öğrendikten (bilinçsiz yeterlilik düzeyine sıçrattıktan) sonra on sene de yüzmeseniz yüzmeyi unutmazsınız.

Eğitimlerde katılımcıları öğrenme süreciyle ilgili bilgilendirir ve eğitimde öğrendiklerini uygulamaları için uyarırız. Uygulayanlar yaşamlarında inanılmaz değişiklikler yaratırken uygulamayanlar bir süre sonra eski yaşamlarına geri dönerler… Bu tür insanlar, hayatta başlarına gelen her olumsuz şeyden sorumlu tutacakları birilerini bulurlar. Bu onları rahatlatır ama ne yazık ki sorunlarını çözmeye yardımcı olmaz.

Kaynak: İletişimde Ustalaşmak /Saim Koç/ Kuraldışı Yayınları 2004

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/ogrendiklerimizi-nasil-kalici-hale-getirebiliriz/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/ogrendiklerimizi-nasil-kalici-hale-getirebiliriz/" data-text="Öğrendiklerimizi Nasıl Kalıcı Hale Getirebiliriz?" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/ogrendiklerimizi-nasil-kalici-hale-getirebiliriz/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> <div class="socialicons s4plusone" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="g-plusone" data-size="tall" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/ogrendiklerimizi-nasil-kalici-hale-getirebiliriz/"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><a href="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/saim-koc.jpg"><img class=" size-full wp-image-9853 alignleft" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/saim-koc.jpg" alt="saim koc" width="169" height="215" /></a></p> <p>10 Haziran 1946 doğumlu Saim Koç, Ege Üniversitesi’nde iktisat eğitimi aldı. Bir süre gazetecilik yaptı. Değişik yayınlarda ekonomi üzerine yazıları çıktı. Yine aynı alanda konferans ve seminerler verdi.</p> <p>1994 yılından itibaren Nil Gün’le birlikte bireylere ve kurumlara bireysel gelişim eğitimleri vermeye başladı.</p> <p>Aynı yıl yine Nil Gün’le birlikte bireysel gelişim ve psikoloji ağırlıklı kitaplar yayımlayan Kuraldışı Yayınları’nı;</p> <p>1995 yılında araştırma, inceleme ve tarih türlerinde kitaplar yayımlayan Aykırı Yayınlarını;</p> <p>2006 yılında, edebiyat türünde kitaplar yayımlayan Hitkitap’ı kurdu.</p> <p><a href="https://www.kuraldisi.com/bookstore-yayin/bireysel-gelisim/ozsaygi/">Özsaygı – Öncelikler Listende Kaçıncı Sıradasın</a>, <a href="https://www.kuraldisi.com/bookstore-yayin/iletisim-ve-iliskiler/iletisimde-ustalasmak/">İletişimde Ustalaşmak</a> ve <a href="https://www.kuraldisi.com/bookstore-yayin/iletisim-ve-iliskiler/beyaz-atli-kurbagalar/">Beyaz Atlı Kurbağalar</a> adlı kitapların yazarı olan Koç, uzmanlık alanı olan iletişim ve ilişkiler konusunda Koçluk da yapmaktadır.</p> <p>Halen Eğitmenliğinin ve Koçluğunun yanı sıra Aykırı Yayınları ile Hitkitap’ın Yayın Yönetmeliğini de sürdürmektedir.</p>