yalnizlar-kulübü-i

Hayatı yüz metre koşusu gibi yaşıyoruz. Hedefe kilitlenmiş, en yüksek hıza ulaşmaktan başka bir şey düşünmeyen sprinterler (sürat koşucuları) gibi etrafımıza bakmaya fırsat bile bulamıyoruz.

Her yere, her şeye, her bilgiye ulaşmamızın hızı her geçen gün biraz daha artıyor. İletişim alanındaki teknolojik gelişmeler inanılmaz boyutlara geldi.

Bütün bu gelişmeler yaşamımızı nasıl etkiliyor, peki?

Yaşam kalitemizi artırdığını mı sanıyoruz?

Ne gezer; düşündüğümüzün tam tersi bir gelişmeyle yüz yüzeyiz.

Eskiden bir yere, bir şeye, bir bilgiye ulaşma hızımız düşüktü ama bu bize, etrafımızı görme fırsatı veriyordu. Aceleye getirmeden yenen bir yemeğin her lokmasının tadını çıkarmak gibi içimize sindiriyorduk hayatı. Şimdiyse çiğnemeden yutulan ayaküstü atıştırmalarına benzedi hayatımız.

Her an herkesle ve her şeyle iletişim halindeyiz, chat’leşiyoruz, mesajlaşıyoruz; geçmişte yılda bir görüşebildiğimiz kişiye bugün artık istersek her gün ulaşabiliyoruz.

Hayatımızla birlikte sanki zaman da hızlandı.

Zaman mı sorumlu, yoksa bizim hızımız mı bilinmez; ama bir gerçek var ki artık ilişkilerimiz daha yüzeysel. Belki birçoğumuz yakın ve derin ilişkiler kurma ihtiyacı duyuyoruz, bunu derinden hissediyoruz. Bir fırsat bulabilsek durup etrafımızı seyredebileceğiz. Bir film şeridi gibi önümüzden akan güzellikleri görebileceğiz. Derin ilişkilerin hazzını yaşayabileceğiz; ah, bir fırsat bulabilsek!

Fırsat yaratmazsak bulamayacağız; bunu kabul edelim.

Fırsat yaratmazsak sevdiklerimize her gün biraz daha yabancılaşacak, çocuklarımızı tanımadan büyüteceğiz.

Fırsat yaratmazsak sadece başkalarına değil, kendimize de yabancılaşacak, yalnızlaşacağız. Dünyanın en büyük kulübü Yalnızlar Kulübü’ne bir üye daha kazandıracağız.

yalnizlar-kulübü-ii

Söylediklerim size çok mu karamsar geldi?

Oysa ben iyimser bir insanım; bu, hem kendi değerlendirmem, hem de beni tanıyan yakınlarımın.

Gözlemlerim sadece, elli yıl öncesinin komşuluk ilişkilerinin özlemine dayanmıyor. Evet, bugün artık çoğumuz, arada bir asansörde karşılaştığımız komşumuzun adını bile bilmiyoruz, bazen bir selamı bile birbirimize çok gördüğümüz oluyor.

Yaşı biraz eskiye dayananlar aradaki farkı (eski yakın ve sıcak ilişkilerle, yeni uzak ve soğuk ilişkiler arasındaki farkı) bilir.

Ama benim gözlemim aynı zamanda yıllardır Nil Gün’le birlikte verdiğimiz bireysel gelişim workshoplarına dayanıyor.

Bugüne kadar iletişim workshopumuza binlerce insan katılmıştır.

Katılımcıların bilinç düzeyi toplum ortalamasının üzerinde olmasına rağmen yukarıda özetlediğim yabancılaşmadan kendilerini sıyırabilmiş değiller. Toplumun diğer fertleri gibi kendilerini yüzeysel ilişkilere mahkûm etmişler. Ezici bir çoğunluğu başarıyı yakalamış ama yakın ilişkilerden uzak durmuş.

Bunca kişinin arasından örnek gösterilecek ilişkilere sahip az sayıda insanın bile çıkmamış olması nasıl açıklanabilir?

Bunun açıklaması var tabii; bu tablo, bizim, neredeyse bir bütün olarak, yaşadığı gibi düşünen, toplumsal koşullanmalarla ilişkiler kuran ve kendisine biçilen hayatı yaşayan insanlar olduğumuzu gösteriyor.

İhtiyacımız ise, düşündüğümüz gibi yaşayabilmek.

Benliğimizi, ruhumuzu doyuracak, bizi besleyecek ilişkilere açılabilmek. İmajımızın sarsılmasından korkmadan kendimizi paylaşabilmek, iç dünyamızı gösterebilmek.

Bu dünyada yalnız yaşamadığımızı hatırlayıp, başkalarına keyif vermenin yolunun kendimizle barışık olmaktan geçtiğini bilmek.

Sevgiyle kalın.

Saim Koç

 

 

<div class="social4i" style="height:82px;"> <div class="social4in" style="height:82px;float: left;"> <div class="socialicons s4twitter" style="float:left;margin-right: 10px;padding-bottom:7px"><a href="https://twitter.com/share" data-url="https://dergi.kuraldisi.com/yalnizlar-kulubu/" data-counturl="https://dergi.kuraldisi.com/yalnizlar-kulubu/" data-text="Yalnızlar Kulübü" class="twitter-share-button" data-count="vertical" data-via=""></a></div> <div class="socialicons s4fblike" style="float:left;margin-right: 10px;"> <div class="fb-like" data-href="https://dergi.kuraldisi.com/yalnizlar-kulubu/" data-send="true" data-layout="box_count" data-width="55" data-height="62" data-show-faces="false"></div> </div> </div> <div style="clear:both"></div> </div> <p><a href="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/saim-koc.jpg"><img decoding="async" class=" size-full wp-image-9853 alignleft" src="https://dergi.kuraldisi.com/wp-content/uploads/sites/4/2016/05/saim-koc.jpg" alt="saim koc" width="169" height="215" /></a></p> <p>10 Haziran 1946 doğumlu Saim Koç, Ege Üniversitesi’nde iktisat eğitimi aldı. Bir süre gazetecilik yaptı. Değişik yayınlarda ekonomi üzerine yazıları çıktı. Yine aynı alanda konferans ve seminerler verdi.</p> <p>1994 yılından itibaren Nil Gün’le birlikte bireylere ve kurumlara bireysel gelişim eğitimleri vermeye başladı.</p> <p>Aynı yıl yine Nil Gün’le birlikte bireysel gelişim ve psikoloji ağırlıklı kitaplar yayımlayan Kuraldışı Yayınları’nı;</p> <p>1995 yılında araştırma, inceleme ve tarih türlerinde kitaplar yayımlayan Aykırı Yayınlarını;</p> <p>2006 yılında, edebiyat türünde kitaplar yayımlayan Hitkitap’ı kurdu.</p> <p><a href="https://www.kuraldisi.com/bookstore-yayin/bireysel-gelisim/ozsaygi/">Özsaygı – Öncelikler Listende Kaçıncı Sıradasın</a>, <a href="https://www.kuraldisi.com/bookstore-yayin/iletisim-ve-iliskiler/iletisimde-ustalasmak/">İletişimde Ustalaşmak</a> ve <a href="https://www.kuraldisi.com/bookstore-yayin/iletisim-ve-iliskiler/beyaz-atli-kurbagalar/">Beyaz Atlı Kurbağalar</a> adlı kitapların yazarı olan Koç, uzmanlık alanı olan iletişim ve ilişkiler konusunda Koçluk da yapmaktadır.</p> <p>Halen Eğitmenliğinin ve Koçluğunun yanı sıra Aykırı Yayınları ile Hitkitap’ın Yayın Yönetmeliğini de sürdürmektedir.</p> <span class="et_social_bottom_trigger"></span>
Share This